Hani köstek olmak gibi olmasın ama cidden olmamış,hatta fazlasıyla zorlama olmuş,benim bildiğim bir kaç spor otomobil var tamamı yerli üretim ve gerçekten hoş arabalar;
Buyrun,SAZAN;
Alıntıdır;
Bugün Türk otomobilciliği yeni bir kilometre taşını daha deviriyor.
Bunu iyice açıklamak adına Otoplato olarak önemsediğimiz aşamaları kısaca özetlemek gerekir. Kanımızca ilk aşama Devrim otomobilinin bu ülke insanının kafasına bu ülkede otomobil yapılabilir fikrini sokmasıdır. Ondan sonra Koç grubunun bu sitede defalarca övdüğümüz Anadol üretimine geçişi gelir. Anadol bir çok tabuyu yıkan ve en önemlisi pazarın,zamanın çok önünde bir çok gelişmenin altındaki imza olmuştur. Tek kapı birinci jenerasyon, SL , STC 16 , BÖCEK, SW gibi proje aşamalarıyla bir deniz feneridir. Daha sonra Murat 124 ve Renault 12 üretimi için kurulan dev modern fabrikalar devri başlar. Bunları Opelin Türkiyede başlattığı montaj operasyonu takip eder ki bunun önemi ne boyunda ne üretim tekniğindedir.Burada kilometre taşı olan bu tesiste güncel modellerin bu ülkede üretilebileceği, kalitesinin Avrupadan daha iyi olacağı ve hatta bunların Avrupaya satılacağını göstermesi ve modern otomobil ticareti yöneticiliğini başlatmasıdır.Takiben gelen Toyotada aynı çizgiyi takip etmiş ve Uzakdoğulu Hyundai,Honda gibi firmaların da üretim yatırımına geçmesini sağlamıştır. Tabii bu evrim sanayi olarak sürerken arada özellikle Otomobile aşkla bağlı bazı kişilerde değişik denemeler yapıyordu. Çoğu spor ve özel otomobiller yapmak için yola çıkanlardan sadece Sn.Hasan Yurdakul Maral ismiyle tescil ettirdiği Morgan Replikaları 200 kadar üretip tescil belgesi almaya muvaffak olabilmişti. Arada Bursada Beklen, İzmirde yapılan bazı roadsterlar,Ankarada yapılacağı duyurulan Etox coupe gibi daha çok Halkla ilişkiler aşamasında kalan bazı otomobiller duyduk ama başka da bir ilerleme göremedik. Ta ki bu güne kadar..
Tersanede otomobil üretimi..
Otomobilciler arasında uzun süredir fısıltı halinde Anadol projesinde aktif görev almış Dr.Ekber Onukun önderliğinde bir süper otomobil geliştirildiği konuşuluyordu. Ancak bir çok heyecanlı ve acul projede olduğu gibi bir erken deşifre veya sızıntı yoktu. Duyduklarımıza inanıyor ama bir türlü belgeleyemiyorduk. Nihayet bu sessizlik bizzat Onuk Yonca tersanesinden gelen br duyuruyla son buldu. Türkiyenin KAAN sınıfı hücumbot larını üreten tersanenin bir bölümünde sessizce bir değil iki değişik otomobil üretilmişti. Gittik gördük, izlenimlerimiz şöyle.İkisi de heyecan verici özgün tasarımlara sahip olan otomobillerin birinin ismi ONUK S56. Bunu tipik bir refleksle bir şeye benzetmek istersek Porsche 356 Speedsterı andırdığını söylemek mümkün. Ancak bir çok açıdan özellikle arkasının çok farklı tasarlandığını söylemek gerekiyor. Ama benziyor mu ? Diye sorarsanız, evet benziyor ,o kadar. Farklı bir spor otomobil.Otomobilin nostaljik duygulara hitap eden iki kişilik bir roadster olduğunu ve 130 beygir üreten Renault motorlu versiyonunun yaklaşık 35.000 Euro gibi çok makul bir fiyatla piyasaya sürüleceğini müjdeleyebiliriz,çünkü S56 Seri üretim için tüm aşamalardan geçmiş yani bir anlamda gün sayıyor. Otomobilin detayları ve finishing-yani son işçilik, kalitesi de mükemmele yakın. Burada teknik detaylara girmektense en çok dikkatimizi çeken özelliğin Onuk-Yonca tersanesinde çalışan çaycıdan,patrona herkesin gözünün içindeki mükemmeliyetçi ifade ve her köşede gördüğünüz tutkulu işini severlik olduğunu yazmayı tercih ettik.
Tuzlada bir Enzo ve Alfredino öyküsü..
Gelelim Sazana. Açıkçası bu ismin şakayla karışık bir Kod ismi olduğunu düşünüyorduk. Ancak bunun önümüze konan süper otomobilin gerçek ismi olacağını, hüzünlü hikayesini dinleyerek öğrendik. SAZAN, Dr.Onukun 1996 yılında bir trafik kazasında kaybettiği oğlu ,Uçak ve Uzay Mühendisliği öğrencisi Kaan Onukun projesiymiş. Tıpkı Enzo Ferrarinin erkenden kaybettiği oğlu Alfredinonun Vittorio Jano ile birlikte geliştirdiği yeni V6 motor ve Yarış otomobili projesi gibi. Enzo Ferrari, bu büyük kayıptan sonra yeni yarış otomobillerine ve sonra çıkan 206GT Otomobillerine sevgili oğullarına evde hitap edildiği gibi Dino adını vermiş ve onun imzasını markalaştırmıştı. Ekber Onukta benzer bir karar alarak oğullarının okul arkadaşları arasında lakabı olan SAZANı marka olarak seçmiş ve Kaanın el yazısıyla attığı sazan imzasını otomobilin önüne gururla koymuş.
Gelelim otomobile, ilk reflekslerinize hakim olun.Bu otomobil başka bir otomobile benzemiyor. Ön tamponun altındaki hava kanalları nedeniyle McLarena veya Modenaya benzetenler olabilir ama detaylarda asla yakın bile değil.Hele yan ve arkadan neredeyse hiçbir otomobille bezeşmiyor bile diyebiliriz. Enteresan bir hardtop sistemi ile hem Spider hem de coupe olabiliyor. Mid engine formatındaki otomobilin Prototipi üzerinde Corvette motor kullanılmış ancak üretim aşamasında Nissan gücü kullanılacak. Aracın Power to weight Ratiosu yani ağırlık güç dengesi bugün dünyayı kasıp kavuran bir çok Süper Otomobilden daha iyi. Veriler şöyle: Boş ağırlık 920 Kilogram planlanan güç 490. Daha ne denilebilir ki? Karbon Kevlar gövdenin tasarımıDemir Sümer ,Gökhan Akış ve Anadol STC 16nın tasarımcısı Eralp Noyandan oluşan bir ekip tarafından yapılmış. Otomobilin en etkileyici olan kısmı yaş ortalaması 30 olan çok genç bir ekip tarafından detaylara harcanan vakit,emek ve aklı ortaya çıkaran tam bir proje örneği olması ve bir de hiç alışık olmadığımız bir ayrıntı..sorduğunuz tüm soruların muhatapları tarafından net ve çok detaylı bir şekilde cevaplanması. Sazan hakkında bugün tüm gazetelerde Türk Ferrarisi, Türk yol canavarı gibi benzetmeler görebilirsiniz,inanmayın.. bu Türkiyenin otomobilcilikte aştığı ve bürokratik engeller aşılıp seri üretimi yapılabilirse ortaya koyduğu, en önemli kilometre taşlarından biri olacak tamamı Türk insanı tarafından yapılmış bir Süper Otomobil projesidir.