" Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir ."

Katılım
26 Nis 2008
Mesajlar
5,397
Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için
sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil
çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali
hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet
zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı.
Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor,
bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.

Öğretmeni, onun bu halini fark etti:

- Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?

Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:

- Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
- Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?
- Ahmet arkadaşımız var ya...
- Evet, ne olmuş Ahmet'e?
- Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi
şeyler koymuyor.
- Eee?
- Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettiğimi bilirse
üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz
de ona verseniz?

Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine
koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü.
Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu
pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi
niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna
rağmen yardim etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini
istemiyordu.

Nurhan Öğretmen:

- Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz
pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?
- Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş
bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
- Nerede çalışıyorsun?
- Simit satıyorum.

Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi
şimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir
çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı.
Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.

Nurhan Öğretmen, Ali'ye dondu:

- Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
- Çok zengin bir işadamı...
- Niçin?
- İnsanlara daha çok yardım etmek için...

- Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak simdi Ali, Ahmet'in ailesinin
durumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil.
İstersen acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yardim
edersin. Olmaz mı?
- Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
- Neden olmaz?
- Üç sebepten dolayı olmaz.

Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni
insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok
simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit
satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün iki simit alıp
güvercinlere veriyor.

İkincisi: 'Ağaç yas iken eğilir.' deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı
öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam. Şimdiden iyilik yapmayıp bunu
zenginlik günlerime ertelersem, zengin olduğum günlerde de daha zengin
olduğum günlere erteler kendimi kandırmış olurum.

Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak
istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.

Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:

- Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi.
- Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için,
ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan
fazlasını veremem. Allah, Cennet'i gücü kadar iyilik edene veriyor.
Şimdi gücüm bu olduğuna göre, Cennet'in fiyatı birkaç simit parası
kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet'e
girebilirim. Bundan daha karlı bir yatırım olur mu?

Nurhan Öğretmen'in gözleri dolmuştu. Başını 'Evet' anlamında sallarken
Ali'yi evine yolladı.

Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak
için masasına döndüğünde Ali'nin bıraktığı paraların masa üstünde
kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları
eline aldı.


Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en
kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu
paralar onlardan bile kıymetliydi. Bu paralar, bu bozuk SIMIT
paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak
istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.

Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif
edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak
yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı... Ağladı... Ağladı.


Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıp
okuldan ayrılırken bekçi Sadık 'Bozuk Simit paraları ile cenneti
satın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak' diye
Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde, 'Ne
dediniz hocam?' demesini bile duymayan Nurhan öğretmen, bekçinin
şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışıvermişti

Hikayeyi beğenmişseniz ve Ali'den utanmışsanız, maddi durumunuz iyi
değilse bile, iki tane ekmek alıp bölgenizdeki bir fakirin kapısına
bırakın.

Bir okul önünde biraz bekleyip yırtık ayakkabısı olan bir çocuğa ayakkabı alın.

Maddi ihtiyacı olan bir akrabanıza yardım edin.
Yeter ki boş durmayın!

" Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir ."

ALINTIDIR...
 
Moderatör
Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
7,511
Bu kez kesin karar verdim Andropoza girmişsin abi :)
Sevgi kelebeği moduna girmişsin ama ne güzel, kimileri eminönünde ki zencilerden mavi hap aramaya başlıyo şanslısın sen :p
 
Katılım
26 Nis 2008
Mesajlar
5,397
Bu kez kesin karar verdim Andropoza girmişsin abi :)
Sevgi kelebeği moduna girmişsin ama ne güzel, kimileri eminönünde ki zencilerden mavi hap aramaya başlıyo şanslısın sen :p
ülem daha hapa filan düşmedik şükür..önümüzdeki 15-20 senede de düşünmüyorum nasipse..:joker::pl:
eh be samet başkan;
içli adamsın vesselam :)

içinden almamız gerekeni aldıkmı gerisi önemli değil Fatih...Balık burcuyuz napalım? :p
 
Katılım
16 Tem 2008
Mesajlar
9,061
ülem daha hapa filan düşmedik şükür..önümüzdeki 15-20 senede de düşünmüyorum nasipse..:joker::pl:


içinden almamız gerekeni aldıkmı gerisi önemli değil Fatih...Balık burcuyuz napalım? :p

haddizatında konu hakkındaki fikrim alınacak hisse konusunda bir tartışmaya gidebilir.

memleketimizde böyle hisse dağıtan kıssaların ısrarla öğütledikleriyle beraber, ivedilikle ihtiyacımız olan daha öncelikli erdemler var.

bunlar bu hikayedeki gibi insanın gözünü yaşartacak cinsten "gösterişli" erdemler değil.

yaptığı işi iyi yapmak,
çalışanın hakkını vermek,
dürüst ticaret yapmak,
2.el araba satarken triger kayışı değişim zamanının geldiğini söylemek
farklı inançlara ve dünya görüşlerine gerekli ihtimamı göstermek
....
gibi

genel olarak "meselelere hissi yaklaşım" konusunda bir eksiğimiz olduğunu zannetmiyorum.
hissi zafiyetlerimizi gıdıklayarak prim yapamayan, sebat ve emek isteyen, yolları taşlı dikenli meseleler başka,
onları konuşalım.
 
Katılım
28 Ocak 2012
Mesajlar
19
otobusle ise giderken,yaslı bir amca ondeki birine ankara hastanesini sordu,adamda tarif edip dikimevinde
inmesini sagladı,amca inene kadar farketmemistim inerkan bi baktım amcanın sag ayagındaki ayakkabı farklı soldaki farklı.
o zaman keske onceden gorseydim belki cebimdeki 20 lirayı bir sekilde ona verebilirdim diye dusundum,ama is isten gecti.
fakir bir milletiz,bundan daha acısı ,olen olsun kalan saglar bizimdir mantıgı giderek yayılıyor...
 
Katılım
13 Ara 2004
Mesajlar
13,918
Öyledir de mcdonalds'da kapı önünde oturken çingene kız geldi abi para versene falan al patates ye diye patates kartonunu uzattım hepsini tutmaya çalıştı, hepsini demedim ki lan dedim geri çektim. Bizim milletin paylaşmaktan anladığı bu işte iyilik yapayım diye elini uzatırsın kolunu koparır.
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
Güzel hikaye.
Hikayemizde Ali gündelikçi bir babanin ogludur.
Ahmet'e yardim edecektir.
Ahmet'in babasi hakkinda bir bilgimiz yok.
Aslinda Ahmet'in fakir oldugu disinda Ahmet hakkinda da bir bilgimiz yok.
Ama Ahmet'in neden Ali'nin simit satarak kazandigi paraya ihtiyaci oldugu hakkinda bilgimiz var.
Tabi bu bilgiyi hikayeden almadik.
Bunca sene yasamisligimiz bize ögretti.

Isin gerçegi sudur.
Ali simit satarak kazandigi para ile Ahmet'e yardim ederken,
ayni zamanda ailesi ile birlikte kapitalist düzene hizmet ederek Ahmet'in fakir kalmasini saglamaktadir.
Yani Ahmet'in fakir kalmasinin sebeplerinden bir tanesi de Ali'dir.
Ama muhtemelen farkinda degildir.
O,
dünyanin düzeninin böyle oldugunu zannediyor ve hiç bir kötü niyeti yok.
Halbuki düzen denilen seyin mûessibi yine insanlar.
Yani bizzat kendisi.

Kissadan hisse.
Garibanlar için iki ekmek alacaginiza,
daha delikanlica bir is yapin.
Bu düzeni degistirin!!!!
Degistirinki,
kimse sizin alacaginiz iki ekmege muhtaç kalmasin.:wiinkk:
 
Kocaeli İl Temsilcisi
Katılım
29 Mar 2011
Mesajlar
4,134
iş ekmeğe kaldıysa benim cennet garantidir kesin :cherry: allah bilir ya , güzel hikaye kanka :)
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
yerine ne getirilecek?
Mecburen "adil düzen " diye yanitlayacagim.
Yoksa baska türlü bisey desem 8 sayfa yazi yazar kafamizi ütülersin.:p

vay anasını ya.....hikayeye bak neler anlatıyormuş meğer???
Dahasi var.:)
Mesela Ali simit satip kazandigi parayla Ahmet'e yardim etmek istiyor ya!
Belki Ahmet'in babasi da simit satarak geçimini sagliyordu!!
Ali simit satmaya baslayinca herkes simidini bu sevimli çocuktan almaya basladi.
Durum böyle olunca da Ahmet'in babasinin isleri bozuldu ve fakirlestiler.
Olmazmi?:wiinkk:
Olur.
Hem de olmaktadir da......
 
Katılım
8 Ocak 2008
Mesajlar
3,328
HikAye cok guzel anlayana tabi.
Ama ekmegi paylasmak bana uymuyor anca bana yetiyor paylasim icin tskler samet bey :)
 
Katılım
29 Mar 2006
Mesajlar
3,903
Paylaşmak hep yoksula düşer.
Fakir adamın bir dilim ekmeğinin yarısını paylaşmasının değeri ile
Zenginin fırınının yarısını paylaşması aynı değerde midir?
 
Katılım
29 Mar 2006
Mesajlar
3,903
On gün önce paylaşmak hep yoksula düşer demişim, yalan mı?

Fakir adamın bir dilim ekmeğinin yarısını paylaşmasının değeri ile
Zenginin fırınının yarısını paylaşması aynı değerde midir? demişim.

Yok mu cevabı arkadaşlar?

Ahiret sorusu mudur bu yoksa?

Hıııııııııııı
 
Moderatör
Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
7,511
On gün önce paylaşmak hep yoksula düşer demişim, yalan mı?

Fakir adamın bir dilim ekmeğinin yarısını paylaşmasının değeri ile
Zenginin fırınının yarısını paylaşması aynı değerde midir? demişim.

Yok mu cevabı arkadaşlar?

Ahiret sorusu mudur bu yoksa?

Hıııııııııııı

Ehtiyar bir cevabım var, yanıtlarım zira kaç paranı paylaşacaksın benimle ? :p
 
Katılım
26 Nis 2008
Mesajlar
5,397
On gün önce paylaşmak hep yoksula düşer demişim, yalan mı?

Fakir adamın bir dilim ekmeğinin yarısını paylaşmasının değeri ile
Zenginin fırınının yarısını paylaşması aynı değerde midir? demişim.

Yok mu cevabı arkadaşlar?

Ahiret sorusu mudur bu yoksa?

Hıııııııııııı

Abi bişey yazdık,neredeyse döveceklerdi...:pr:
kelimeler nelere gebeymiş meğer???

soruna gelince..değildir tabi..fakirin ki daha değerlidir..
zaten dinimizdeki sadaka,fitre zekat kavramlarıda kaldırılacak yakında sanırım...:pr:
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst