- Katılım
- 1 Eki 2008
- Mesajlar
- 1,071
- Konu Yazar
- #1
19/12/2008 gününün güneşli ve 21 derece olacağını söyleyen Özgür arkadaşımın o günkü gezi teklifini kıramadım. Ve 18 Aralık gününden itibaren ertesi sabah saat 07:30'da buluşmak üzere işyerimizden ayrıldık. Sabahleyin Özgür'de benim gibi dakik idi... Özgür'ün hazırladığı ve işyerinde bana bahs ettiği rotamız şuydu... Ayrıca resim üzerindeki saat ve tarih doğrudur..

İşte geldi bile... Kasklarımız, maskelerimiz, eldivenlerimiz herşey tamam. Durmak yok, yola devam..

Benzin almadan olmaz. Önce motorlarımızın karınlarını doyurmak gerek. Doğru OPET'e. Bu arada Beverly 250'nin yakıt deposu ilginç idi..

Benzinler alındı, nevalemiz tamam.. Ancak sabahın 9:00'unda bile hava ayaz mı ayaz. Soğuk mu soğuk, yinede aldığımız benzini karbüratörlerimize pompaladık bir anda yolda bulduk kendimizi...

Kahvaltı yapmak için yer ararken Özgür Akyazı tünelinde harika bir manzara var dedi. Orada kahvaltımızı yapmak Antalya'mızı uzaktan seyr eylemek için durduk..

Manzara sabahın ilk ışıkları olmasına rağmen muhteşemdi. İstanbul manzarası derler ya! Halt etmişler, körfezde bu ne güzellik ve sesizlik..

Özgür manzarayı falan unutmuş, kahvaltısını yapmak için peynirlere,salamlara, çıtır simitlere ve çaya saldırmış, mis gibi deniz kokusu ve sımsıcak güneşli bir Antalya sabahı da eklenince resimdeki pozu vermişti....



Kahvaltımızın ardından yola koyulduk yolumuz uzundu; patapata giederek sararmış altın sarısı ağaçların ardından Kumluca Şahin Tepesine vardık bile.. O ne ufak harika bir köpek.. Tüm kalan simitlerimizi yedi..

Kumluca ve Finike'yi transit geçtik. O ne! Daha önce arabamla en az 20 defa geçtiğim yoldaki muhteşem kumsalın büyüsüne bu kadar kapılmamıştım.

Plaj sanki Antalya'da değil. Malawi yada Bahama'lara ait gibiydi.


Yola devam etmek gerekir. Ancak Finike-Demre arasında arabam ile seyahat ederken lanet okuduğum yol; motorumla seyahat ederken en favori yolum olmuştu. Bu arada Demre'ye geldik bile. Lakin tam bizlere yakışan bir manzara Özgür kendini gülmekten alamıyor.


Bu arada Noel Baba Türbesini ziyaret etmeden geçmek olmaz..

Özgür öğle yemeği için illa Demre domatesi alalım diye tutturunca...

Tekrar yola çıktık. O ne! Allah'ım ne süper manzara. Gene durduk. Bu arada bu dünya nedir? Biz neyiz? diye bu manzara karşısında kendime soramadan edemedim. Öğle yemeği için adres bulunmuştu..



Özgür'de bu manzara karşısında etkilenmişti..


Yemekte domastesi kaçırırmıyım. Hemen domatesle yemeğe başladım. Hakikatten domates lezzetli idi.

Öğle yemeğini müteakip hemen kekova tabelasındaki sapağa girdik. O ne! Yol yol değil sanki himalayalar arasındaki köy bağlantı yolu! :cene:


O yolda muhteşem bir vadi manzarası daha. Yalnız dikkatli durmak gerek. Bu yolun şakası yoktu.

Neyse o yollarıda geçip en nihayet Kekova yada Üçağız.. Manzara gene 5 yıldız..

Limana geldik. Park ettik. Planımızda tekne turu vardı. Ama vakit geç olmuştu. 14:00'ı geçmişti. Tekne için yavaş gelmiştik.

Bu arada Özgür Önder kaptan diye birini bulup pazarlığa girmişti bile. 40 YTL dedi. Biraz fazla geldi. Adamda uyanık bir tip gibi geldi..

Benim geç kalma ve gece sürüş fobimden dolayı derhal dönmek kaptanla pazarlık dahi yapmak istemiyordum. İşte Kekova..

En sonunda tekne turunu hanımlarda gelince yaparız diye Özgürü ikna etmiştim. Yola koyulduk. Ama sanırım geceye kalacaktık.. Saate baksanıza ve biz üçağızdayız..

Gazı derhal açtık.. En sonunda Özgür'le dur durak demeden gazı açtık ama; Kumluca çıkşında hava kararmış. Tekirovadan itibaren tamamen gece sürüşü yapmıştık. Korktuğum başıma gelmiş ama soğukkanlılığımı korumuştum..

Ancak sağ salim Antalyaya gelmiş 350 km lik parkuru kazasız eğlenceli bir şekilde kapamıştık..
Eh! Ne diyeyim artık bir sonraki geziye..
Sağlıcakla kalın!!!! :A :A :A

İşte geldi bile... Kasklarımız, maskelerimiz, eldivenlerimiz herşey tamam. Durmak yok, yola devam..

Benzin almadan olmaz. Önce motorlarımızın karınlarını doyurmak gerek. Doğru OPET'e. Bu arada Beverly 250'nin yakıt deposu ilginç idi..

Benzinler alındı, nevalemiz tamam.. Ancak sabahın 9:00'unda bile hava ayaz mı ayaz. Soğuk mu soğuk, yinede aldığımız benzini karbüratörlerimize pompaladık bir anda yolda bulduk kendimizi...

Kahvaltı yapmak için yer ararken Özgür Akyazı tünelinde harika bir manzara var dedi. Orada kahvaltımızı yapmak Antalya'mızı uzaktan seyr eylemek için durduk..

Manzara sabahın ilk ışıkları olmasına rağmen muhteşemdi. İstanbul manzarası derler ya! Halt etmişler, körfezde bu ne güzellik ve sesizlik..

Özgür manzarayı falan unutmuş, kahvaltısını yapmak için peynirlere,salamlara, çıtır simitlere ve çaya saldırmış, mis gibi deniz kokusu ve sımsıcak güneşli bir Antalya sabahı da eklenince resimdeki pozu vermişti....



Kahvaltımızın ardından yola koyulduk yolumuz uzundu; patapata giederek sararmış altın sarısı ağaçların ardından Kumluca Şahin Tepesine vardık bile.. O ne ufak harika bir köpek.. Tüm kalan simitlerimizi yedi..

Kumluca ve Finike'yi transit geçtik. O ne! Daha önce arabamla en az 20 defa geçtiğim yoldaki muhteşem kumsalın büyüsüne bu kadar kapılmamıştım.

Plaj sanki Antalya'da değil. Malawi yada Bahama'lara ait gibiydi.


Yola devam etmek gerekir. Ancak Finike-Demre arasında arabam ile seyahat ederken lanet okuduğum yol; motorumla seyahat ederken en favori yolum olmuştu. Bu arada Demre'ye geldik bile. Lakin tam bizlere yakışan bir manzara Özgür kendini gülmekten alamıyor.


Bu arada Noel Baba Türbesini ziyaret etmeden geçmek olmaz..

Özgür öğle yemeği için illa Demre domatesi alalım diye tutturunca...

Tekrar yola çıktık. O ne! Allah'ım ne süper manzara. Gene durduk. Bu arada bu dünya nedir? Biz neyiz? diye bu manzara karşısında kendime soramadan edemedim. Öğle yemeği için adres bulunmuştu..



Özgür'de bu manzara karşısında etkilenmişti..


Yemekte domastesi kaçırırmıyım. Hemen domatesle yemeğe başladım. Hakikatten domates lezzetli idi.

Öğle yemeğini müteakip hemen kekova tabelasındaki sapağa girdik. O ne! Yol yol değil sanki himalayalar arasındaki köy bağlantı yolu! :cene:


O yolda muhteşem bir vadi manzarası daha. Yalnız dikkatli durmak gerek. Bu yolun şakası yoktu.

Neyse o yollarıda geçip en nihayet Kekova yada Üçağız.. Manzara gene 5 yıldız..

Limana geldik. Park ettik. Planımızda tekne turu vardı. Ama vakit geç olmuştu. 14:00'ı geçmişti. Tekne için yavaş gelmiştik.

Bu arada Özgür Önder kaptan diye birini bulup pazarlığa girmişti bile. 40 YTL dedi. Biraz fazla geldi. Adamda uyanık bir tip gibi geldi..

Benim geç kalma ve gece sürüş fobimden dolayı derhal dönmek kaptanla pazarlık dahi yapmak istemiyordum. İşte Kekova..

En sonunda tekne turunu hanımlarda gelince yaparız diye Özgürü ikna etmiştim. Yola koyulduk. Ama sanırım geceye kalacaktık.. Saate baksanıza ve biz üçağızdayız..

Gazı derhal açtık.. En sonunda Özgür'le dur durak demeden gazı açtık ama; Kumluca çıkşında hava kararmış. Tekirovadan itibaren tamamen gece sürüşü yapmıştık. Korktuğum başıma gelmiş ama soğukkanlılığımı korumuştum..

Ancak sağ salim Antalyaya gelmiş 350 km lik parkuru kazasız eğlenceli bir şekilde kapamıştık..
Eh! Ne diyeyim artık bir sonraki geziye..
Sağlıcakla kalın!!!! :A :A :A
Son düzenleme: