- Katılım
- 13 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,547
- Konu Yazar
- #1
Merhaba
Bu haftasonu da yerimizde duramadık ve yağmurlu fırtınaların koptuğu bir havada düştük yollara.
Geziye Katılan Arkadaşlarımız
klasel (Adem) + Eda = Honda 1100xx
Makine (Ben) + Sezen = Suzuki DL650 V-Strom
motorluavukat (Oğuz) = Suzuki GSR600
Cuma + Eyüp = Honda 1000rr
Ertuğrul (ertugrul) = Zongshen 200
Vasox (Murat) = Jinlun 250
Münür = Honda Shadow 750
Emel + Burcu (BUnReCU) = BMW 320i
Sabah saat 5:00 civarında kalktım. Gökyüzü tam seçilmiyordu. Bir gün önce meteroloji raporunda sağnak yağmur yağacağı görünüyordu. Hava biraz aydınlandığında gökyüzünün bulutla kaplı olduğunu yüksek kesimlerde çok rüzgar olduğunu, hızla akan bulutlardan görebiliyordum. Düşündüm ve gezi işi yattı dedim. Tekrar yattım ve bir telefon ile kendime geldim. Saat 08:30 sıralarında Burcu beni arayıp abi hava yağışlı ama gitmek istiyoruz dedi. Bende iyi o zaman deyip atladım motora.
Önce; tez çalışması sebebiyle gezilere katılamayan kız arkadaşımı aldıp tezini teslim etmeye gitmemiz gerekiyordu. Grupla görüşüp bir buluşma yeri belirledik ve orda buluştuk.
Buluşma yerinden çıkıp daha 200m gittik gitmedik arkadan bir gümbürtü koptu. Sürtünen metal sesi bina duvarlarında yankılandı. Aynadan baktığımda Ertuğrul'un yuvarlandığını gördüm. Hemen sağa çektik ve yanına koştuk. Yarı ıslak zeminde (daha yağmur yağmaya başlamamıştı) viraj içi bir çukurdan kaçma manevrası sırasında kaymıştı. Hemen ilk müdahaleyi yaptık ve çok şükür birşeyinin olmadığı hafif eziklerle kazayı atlattığını görüp Allah'a şükrettik. Tüm ısrarlarımıza rağmen inat etti "geziye devam edecem abi" dedi. Hep beraber tekrar yola koyulduk ve dikkatli bir şekilde tarla arasından kibarca kıvrılan asfalt yolda, bulutların gri beyaz alacalı manzarasında yol aldık ve ilk molamızı verdik.




Mola verdiğimiz yerdeki bir ağaç. Muhteşem bir görünüm.

Ben etrafı kolaçan ederken fotoğraf çektiğimi gören Oğuz " Abi beni hiç çekmiyorsun. Benide çek" diyerekten Küçük Emrah bakışı fırlattı. Bu bakışa dayanamadım ve fotoğrafını çektim :mrgreen:


Oğuz'u pozlamayı bitirdikten sonra birden tarlada bir hareketlilik gördüm. İnanılmaz şeker, yöresel giyimli bir küçük kız tarlada koşturuyordu.


İşte mutluluk tablosu. Aşık, ben ve mavi şimşek
Maşallah

Bu küçük moladan sonra hiç durmadan Yumurtalık ilçesine doğru yola koyulduk. Az bir mesafe kala yağmur çiselemesini arttırdı. Arkadaşımı bize eskortluk eden arabaya bindirip yola devam ettik.
Sonunda yağmur eşliğinde Yumurtalığa gelmiştik. Yumurtalığın küçük liman fenerinin ordaki lokantada balık yemek üzere yol aldık. İşte o anlardan görüntüler.

Motorlarımızı ilk park ettiğimiz yer. Daha sonra lokanta önüne almıştık.





Grup olarak yemek öncesi fotoğraf çekildik. İşte fotoğraflar.


İşte Burcu ve Eda

İşte ben. Bu durduğum yer demir bir merdiven ama görmenizi isterdim deniz suyu tamamen çürütmüş her an çökebilirdi. Bende hemen çıkıp uzaklaştım.

Bu arada Burcu bir ara benim fotoğraf makinesini alıp Cuma kardeşimizi ve yiğenini çekmiş. Honda 1000RR'ın ıslak zeminde gidişini görmenizi isterdim. Seyre doyum olmuyor.


Biraz daha çevreden manzaralar



Anlı şanlı bayrağımız dalgalanmakta.

Sonunda sofraya oturduk ve sıcak sohbet eşliğinde yemeğimizi yedik. Bu arada Ceyhan'dan Ahmet (ahmetnr) ve arkadaşları da aramıza katıldı. Kendilerine teşekkür ediyorum. Kalkıp geldiler sohbetimize katıldılar. Ceyhan'a selamlar
Yemek faslı öncesi sohbet

Yemekler yeniyor



Yemeğimizi yerken yağmur iyice bastırdı. Üstüne birde lodos çıktı. Tam bir fırtına kopuyordu. Hemen hazırlandık ve karanlığa kalmadan Adana'ya varmaya karar verdik. Yolda korkunç rüzgar vardı. İşin kötü yanı rüzgar karışık esiyordu. Bir tepeye çarpıp dönen rüzgar sağdan soldan öncen bizi dövercesine esiyordu. Sonunda Ceyhan'a az bir km kala otoban köprüsü altında arkadan gelen arabayı beklemek için durduk.


İşte Ertuğrul yağmur modunda :mrgreen:

Bu fotoğrafı çektikten sonra Adem abi "Kaçın! Kaçın!" diye bağırmaya başladı. Ne olduğunu anlamak için döndüğümde üzerimize doğru gelen arka tekerleri kitlenmiş ve yan dönmeye başlamış çimento kamyonunu gördüm. Kontrolden çıkan kamyon sürüklenerek üzerimize geliyordu. Allah'tan hızı yavaştı ve bize çarpmadan savrularak durdu. Neyseki bu olayı ucuz atlatmıştık. Hemen yola çıktık ve Adana'ya korkunç bir yağmur ve rüzgar altında vardık.
Her şeye rağmen çok keyifli geçen bu geziye katılan herkese teşekkür ederim.
Diğer bir gezi raporumuzda görüşmek üzere.
Bu haftasonu da yerimizde duramadık ve yağmurlu fırtınaların koptuğu bir havada düştük yollara.
Geziye Katılan Arkadaşlarımız
klasel (Adem) + Eda = Honda 1100xx
Makine (Ben) + Sezen = Suzuki DL650 V-Strom
motorluavukat (Oğuz) = Suzuki GSR600
Cuma + Eyüp = Honda 1000rr
Ertuğrul (ertugrul) = Zongshen 200
Vasox (Murat) = Jinlun 250
Münür = Honda Shadow 750
Emel + Burcu (BUnReCU) = BMW 320i
Sabah saat 5:00 civarında kalktım. Gökyüzü tam seçilmiyordu. Bir gün önce meteroloji raporunda sağnak yağmur yağacağı görünüyordu. Hava biraz aydınlandığında gökyüzünün bulutla kaplı olduğunu yüksek kesimlerde çok rüzgar olduğunu, hızla akan bulutlardan görebiliyordum. Düşündüm ve gezi işi yattı dedim. Tekrar yattım ve bir telefon ile kendime geldim. Saat 08:30 sıralarında Burcu beni arayıp abi hava yağışlı ama gitmek istiyoruz dedi. Bende iyi o zaman deyip atladım motora.
Önce; tez çalışması sebebiyle gezilere katılamayan kız arkadaşımı aldıp tezini teslim etmeye gitmemiz gerekiyordu. Grupla görüşüp bir buluşma yeri belirledik ve orda buluştuk.
Buluşma yerinden çıkıp daha 200m gittik gitmedik arkadan bir gümbürtü koptu. Sürtünen metal sesi bina duvarlarında yankılandı. Aynadan baktığımda Ertuğrul'un yuvarlandığını gördüm. Hemen sağa çektik ve yanına koştuk. Yarı ıslak zeminde (daha yağmur yağmaya başlamamıştı) viraj içi bir çukurdan kaçma manevrası sırasında kaymıştı. Hemen ilk müdahaleyi yaptık ve çok şükür birşeyinin olmadığı hafif eziklerle kazayı atlattığını görüp Allah'a şükrettik. Tüm ısrarlarımıza rağmen inat etti "geziye devam edecem abi" dedi. Hep beraber tekrar yola koyulduk ve dikkatli bir şekilde tarla arasından kibarca kıvrılan asfalt yolda, bulutların gri beyaz alacalı manzarasında yol aldık ve ilk molamızı verdik.




Mola verdiğimiz yerdeki bir ağaç. Muhteşem bir görünüm.

Ben etrafı kolaçan ederken fotoğraf çektiğimi gören Oğuz " Abi beni hiç çekmiyorsun. Benide çek" diyerekten Küçük Emrah bakışı fırlattı. Bu bakışa dayanamadım ve fotoğrafını çektim :mrgreen:


Oğuz'u pozlamayı bitirdikten sonra birden tarlada bir hareketlilik gördüm. İnanılmaz şeker, yöresel giyimli bir küçük kız tarlada koşturuyordu.


İşte mutluluk tablosu. Aşık, ben ve mavi şimşek

Bu küçük moladan sonra hiç durmadan Yumurtalık ilçesine doğru yola koyulduk. Az bir mesafe kala yağmur çiselemesini arttırdı. Arkadaşımı bize eskortluk eden arabaya bindirip yola devam ettik.
Sonunda yağmur eşliğinde Yumurtalığa gelmiştik. Yumurtalığın küçük liman fenerinin ordaki lokantada balık yemek üzere yol aldık. İşte o anlardan görüntüler.

Motorlarımızı ilk park ettiğimiz yer. Daha sonra lokanta önüne almıştık.





Grup olarak yemek öncesi fotoğraf çekildik. İşte fotoğraflar.


İşte Burcu ve Eda

İşte ben. Bu durduğum yer demir bir merdiven ama görmenizi isterdim deniz suyu tamamen çürütmüş her an çökebilirdi. Bende hemen çıkıp uzaklaştım.

Bu arada Burcu bir ara benim fotoğraf makinesini alıp Cuma kardeşimizi ve yiğenini çekmiş. Honda 1000RR'ın ıslak zeminde gidişini görmenizi isterdim. Seyre doyum olmuyor.


Biraz daha çevreden manzaralar



Anlı şanlı bayrağımız dalgalanmakta.

Sonunda sofraya oturduk ve sıcak sohbet eşliğinde yemeğimizi yedik. Bu arada Ceyhan'dan Ahmet (ahmetnr) ve arkadaşları da aramıza katıldı. Kendilerine teşekkür ediyorum. Kalkıp geldiler sohbetimize katıldılar. Ceyhan'a selamlar
Yemek faslı öncesi sohbet

Yemekler yeniyor



Yemeğimizi yerken yağmur iyice bastırdı. Üstüne birde lodos çıktı. Tam bir fırtına kopuyordu. Hemen hazırlandık ve karanlığa kalmadan Adana'ya varmaya karar verdik. Yolda korkunç rüzgar vardı. İşin kötü yanı rüzgar karışık esiyordu. Bir tepeye çarpıp dönen rüzgar sağdan soldan öncen bizi dövercesine esiyordu. Sonunda Ceyhan'a az bir km kala otoban köprüsü altında arkadan gelen arabayı beklemek için durduk.


İşte Ertuğrul yağmur modunda :mrgreen:

Bu fotoğrafı çektikten sonra Adem abi "Kaçın! Kaçın!" diye bağırmaya başladı. Ne olduğunu anlamak için döndüğümde üzerimize doğru gelen arka tekerleri kitlenmiş ve yan dönmeye başlamış çimento kamyonunu gördüm. Kontrolden çıkan kamyon sürüklenerek üzerimize geliyordu. Allah'tan hızı yavaştı ve bize çarpmadan savrularak durdu. Neyseki bu olayı ucuz atlatmıştık. Hemen yola çıktık ve Adana'ya korkunç bir yağmur ve rüzgar altında vardık.
Her şeye rağmen çok keyifli geçen bu geziye katılan herkese teşekkür ederim.
Diğer bir gezi raporumuzda görüşmek üzere.