Geçmiş olsun ve şifa dilekleriniz için tekrar teşekkür ederim. Eksik olmayın.
Akrabalar ben hariç hep Ege yöresinde. Anne tarafından Edremit, Akçay taraflarında akrabalarımız var.
Hatta bir kısımda Zeytinli köyüne yerleşmiş. Zeytinle içiçeydik hep.
O yörede yaşayanlar bilir. Eskiler zeytin ağacına çocukları gibi davranırlar.
Annemle 6-7 yıl kadar önce memleketten gelirken bir zeytin dalı almıştık.
Harbiden dal yani. Fidan bile denemez.
Kadın onu balkonda saksıya ekti. Sevdi, baktı. Sonunda kupkuru dal büyüdü palazlandı.
4-5 sene sonrada 24 tane zeytin verdi.
O zeytinleri toplarken valide hanım sevinçten hüngür hüngür ağlamıştı.
Sonra artık saksı küçük geldiğinden bir komşumuzun zeytinliğine ektik.
Benim arkadaşın imal ettiği (GRANPA) zeytinyağı gerçekten çok kaliteli.
Yukarıdada değindiğim gibi ailece zeytinle içiçe sayılırız.
Granpa'yı tadan tüm dostlar hayran kaldı. Müthiş bir kokusu, tadı, lezzeti var.
Yemekte kullanmaya kıyamıyor insan. Sabahları ekmek banarak veya salatayla lezzeti daha iyi alınıyor.
Sabahları bir yemek kaşığı şifa niyetine içmek için ideal.
Arkadaşım şu 4 saat içerisinde sık mak konusunda inanılmaz hassas.
"4 saati geçtikten sonra o kaliteyi alamıyorsun" diyor.
Zeytinin tamamı elle toplanıyor.
Yere düşüp hasar alırsa lezzetini kaybediyor ve havayla temastan içerisindeki mineralleri hızla bozuluma uğruyor.
Tabi durum böyle hassas olunca fiyatta artıyor.
Bu yıl bir teneke alsammı diye düşündüm ama açıkçası indirim istemeye utandım.
Zaten hedefi henüz para kazanmak değil. Tanıtımını yapıp 2025 te para kazanmaya başlayabileceğini söylüyor.
Mümkünse, imkanınızı zorlayıp en azından küçük bir şişe sipariş edip, şifa niyetine çocuklarınıza içirmenizi tavsiye ederim.
Mimar bir arkadaşım var. 20-25 yıl önce İstanbulu terkedip Ege'ye yerleşti.
Baraj yapımı nedeniyle devletin çiftçiye parasını ödeyip tarlada ölüme terkettiği 15 zeytin ağacını epeyce bir masrafla
arsasına nakletti. Hepsi tuttu. Üstelik birisi 500 yaşında.
Onun olayı biraz daha farklı. Daha bahardan bir zeytin ağacını seçiyorsun.
O ağacın tüm mahsulü senin oluyor. Önden bir ödeme yapıyorsun. Ama şu kadar zeytin veya yağ çıkar diye bir durum yok.
Belli aralıklarla hava durumu, ağacın durumu video ve resimle ağacı kiralayan kişiye gönderiliyor.
Hava çok sıcak ve rüzgar yoksa, zeytin yanmasın diye ince yağmurlama yapılıyor.
Zeytin tamamen elle toplanıp hemen o anda 2 saat içerisinde kendi ürettiği soğuk sıkım merdaneye giriyor.
Tüm bu işlemler videoya çekiliyor.
Artık o ağaçtan ne kadar yağ çıktıysa kalan bakiyenin ödemesi alınarak müşteriye ulaştırılıyor.
Müşterilerinin neredeyse tamamı İstanbulda.
Nakliyede zarar görmemesi için yağları bizzat elden götürüp teslim ediyor.
Yağın fiyatının kaça geldiğini söylemek zor. Çünkü müşterisi ağacın mahsulünü satın alıyor.
Tahmin yürütmek gerekirse, litresi bu yıl 2-3 bin lira mertebesine geliyor olsa gerek.
Arkadaşın söylediği, müşterileri "Lorenzonun Yağı" gibi ilaç niyetine kullanıyorlarmış.
Aşağıdaki resim, annemin balkonda, saksı içinde çocuğu gibi büyüttüğü kupkuru zeytin dalının meyveleri
