Arabaların görüntüsüne ve konforuna vuruluyor insanlar.Bir de toplumdaki saygınlığına.Ancak sırf mantık açısından düşünürsek özellikle trafiği sıkışık şehirlerde A noktasından B noktasına gitmek için belki de en kötü çözüm araba. 5km altında zaten bisiklete binmek en iyisi, motora bile gerek yok yokuş yağmur falan yoksa.
Şöyle düşünün: İstanbul'da yaşıyorsunuz, belediyenin yada devletin araçlarını ücretsiz alıp kullanabiliyorsunuz.Benzin sizden.Araç sahipliği yok, tüm araçlar devletin, aynı marka ve model.Kaç kişi arabayı tercih eder acaba?Park parası sizden, kaldırıma park etmek diye bir şey yok.Tüm kurallara nizami uyuluyor. Her yere bisiklet yolu var.
Bildiğiniz gibi Danimarka, Almanya, Hollanda gibi avrupa ülkelerinde şehir merkezleri motorlu araçlardan arındırılmaya çalışılıyor.Şehri duman çıkaran, çevreyi kirleten, gürültü yapan, hızı ve kütlesiyle tedirginlik yaratan dikkat dağıtan kocaman çelik kutulardan kurtarmaya çalışıyorlar.Bunun nasıl bir hata olduğunu anlamış durumdalar.Amerikan filmlerinde bize yıllarca araba iyi bir şeymiş gibi dayatıldı, o filmleri izleye izleye kendi aklımızı kullanabilme yetisini yitirdik.Değer yargılarımızı filmlere dizilere göre oluşturduk.Halbuki onların tek kaygısı daha çok izlenebilmek ve bu sayede daha çok para kazanabilmek.