bolkarları aşmak (yada günübirlik moğolistan macerası)

Katılım
17 Haz 2005
Mesajlar
54
Korunaklı sevimli kabuklarımızın önüne…
koyarız hayvanat enduroları..hertarafı koruma demirli, gereksiz güçlü.
Belki hiçbir zaman çıkamayacak yada gidemeyecek olsak da, o uzak dağın tepesine, ya da bilinmez Moğolistan bozkırlarına gitmeye hazır biçimde beklemeleri içimizi rahatlatır.
Birer “kaçış kapsülü”dür belki bizler için…
Hiç gidilmese bile istediğimiz zaman“gidebilirliği”nin olduğunu bilmek bizi rahatlatır, aklımızı yerinde tutar… “gitmeme - gidememeye” “berbat sıkıcı yaşamımızda kalmaya” direncimizi arttırır…
Garip bir biçimde en isyana, bırakıp gitmeye teşvik edici alet, bizim isyan duygumuzu bastırmaya yarar.

Ama bazen her zaman gidilen uyduruk yollar, pazar gezileri insanı kesmez. Kaçıp gitme dürtüsü tutulmaz olur..
Sanki her şey biraz fazla "decaf " gelmeye başlar hayatımızda…
Her şey fazla “el değmeden paketlenmiş” olduğunda
Sürekli yediği hamburger köftesinin bir hayvanın eti olduğunu ilk duyduğunda şaşıran çocukları görüp
Korkarız bazen acaba bizde de oluşmaya başladı mı benzer “freeze dried” akıl durumları…
İşte bu tip durumlarda artık geri dönüş olmaz...
Zihnimizin uzay gemisini hayatın “Alien” ları doldurduğunda kapsüle atlamaktan ve kapsülün bizi gemiden götürebildiği kadar uzağa götürmesini ummaktan başka çare yoktur…

(Evet yazıya entel giriş bu kadar…)

Asıl durum şu ki… Geçen sene bir ölçek akıl ve on ölçek gerzek cesareti ile yaptığımız, kutup ayısı usulü ölüm tehlikesi korkusu yaşadığımız orta toroslar – boklarlar geçişini ( http://www.ikiteker.org/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=8474&highlight=orta+toroslar ) bu sefer tadını çıkarta çıkarta yapmak hep içimizde kalmıştı. Uyduruk geziler gibi değil sürüş açısından gerçek bir “challenge” idi. Buna ek olarak mars benzeri manzaralar, sıradağlara tepeden bakmak, önce zorlu yollardan aşıp sonra tam anlamıyla yoldan çıkmak, yüzlerce kilometrekarelik devasa platolarda deliler gibi gaz açarak gitmek ve her şeyin ötesinde: “ben torosları geçtim…hemde öyle yangın yolundan, dağ yolundan falan filan değil tam tepesinden…” diyebilmenin güzelliği ve verdiği tatmin hissi… bir sıradağı tepesinden aşmak tam bir “adventure riding” (yada ulan ne işiniz var dağın başında adam gibi bir yere gitsenize hali… bakış açısına göre )

İlk planımız tepeye çıkıp orada kamp yapmak, çadırla dağın tepesinde kalmak şeklinde idi. Ancak bir gün öncesinde çıkacağımız yükseklikten 500-600m aşağısına ailece giden mesut (mdogruc) bölgede havanın öğleden sonra saatlerinde bile bitarafını donduracak şekilde soğuk olduğunu anlatınca, kamp alanında (eğer bir yerlerden birer çuval odun motorlara yüklemezsek) zaten ateş yakma şansımızın olmayacağını bildiğimizden, eh bir de herkes market çadırı ve market uyku tulumu ile gideceğinden, ertesi güne sağ çıkamayacağımıza karar verip dağları geçtikten sonra bir yerlerde konaklamaya karar verdik. Çıkacağımız platolar en yakın köylere motorla 5-6 saat mesafede olacağından yukarıda başımıza iş gelirse çok eğleneceğimiz kesindi. Biz de o nedenle başımıza bişey gelir motorlara bişey olur falan diye, yanımıza bir pompa bile almadık ki eğlenceden mahrum kalmayalım.

Malum önce 40 derecelerde başlayan Adana sıcağı sonradan da dağ başında allah bilir kaç derecelere düşecek ısı için uygun giyim kuşam ardından gecelenecek vs vs olduğundan taşınacak giysi miysi falan filan çok yer tutuyordu. O nedenle volkan(pazer) top case’ini almış idi. Ancak sabah mesut (mdogruc) ların evine gittiğimizde bizi bir sürpriz bekliyordu. Elinde iki koca yan çanta ile asansörden çıkan Mesut…

-Abi bu ne ya naapçaz bunları. Başımıza iş açmazmı bunlar dağın başında..
-n’olcak yav…bissürü şey almam gerekiyodu yanıma millet top case çok daha kötü etkiyo sürüşü diyince bende iki yan çantaya pay ettim
hem ben yorulursam, beni bozarsa senin motora takarız olur biter.
- …
- peki abi sen bilirsin.


Sabah erkenden kalkılıp gidilecek tüm gezilerde olduğu gibi sabah erken kalkılıp gidilemeden başladı olay… Geyik meyik sigara filan, artı her gezi sabahı yaşanan fiks aksilikler (kredi kartı bozulması, evden çıkarken unutulan şeyler para almayı unutmak vs vs.) derken…

Nihayet yola çıkabildik…

dsc01903ef0.jpg


Ekip:
Volkan (pazer) NX4
Mesut (mdogruc) GS-Dakar
Fakir (tintinopsella) GS-Dakar

Planımız: Adana - Tarsus – Atdağı – Çamlıyayla - dağ yolu - dağ yolu - biraz daha dağ yolu-nihayet allahın dağının tepesi - dağın diğer tarafında daha da dağ yolu - dağ yolu - hala dağ yolu - nihayet darboğaz köyüne varış - Ulukışla – bundan sonrası hayırlısı..

İlk olarak Tarsus’u harika geçtik:

- Fakircim niye Çamlıyayla tabelalarını takip etmiyoruz
- Abi ben biliyorum bu tabelaları takip edince yol çok uzuyo..asıl şehir içinden geçince kestirme oluyomuş
- eminmisin olum
- ohoo tabi abi noolcak en fazla iki kişiye sorarız

(yarım saat sonra)

- olum hala Tarsus dayız
- abi ne bilim ben ya bissürü ışık filan olduğunu büyük bi bulvar mı ney vardı diye hatırlıyorum
- iyi bakalım neyse bi sigara yakalım olmazsa..

Tarsus’dan çıkar çıkmaz üzücü bir olayla karşılaştık.. önümüzde giden iki scooter bizi arkalarında görünce “yav şunnara gösterelim bakalım viraj nasıl dönülür” moduna girip kendi kendilerine bize geçilmeden yaylaya çıkma moduna girince ( ulen memmed ahanda gosgoca bemveler geçemedi vallahıma varya heyt… modu) biri tam önümüzde kontrolü kaybedip high side oldu…Allahtan iman gücü, kamikaze ruhu ve koltuğun altına monteli oto teybinden gelen arabesk büyüsü ile full biçimde korumalı olan motorcu tarzan kardeşimiz olayı ufak tefek sıyrıklarla atlattı…

Sabah yola çıkmak için karga kahvaltısı öncesi kalkıp halen midemiz boş olduğu için Çamlıyayla yolunda bir ayran-sıkma yerinde mola verdik

dsc01909rm2.jpg


- bilader çay var mı
- yaparız abi
-sıkma varmı
-yok
-yiyecek ne var
- şu an hiçbişe yok daha yeni geldik kahvaltı yapıyoruz abi
-e demekki kahvaltınız var..ne yiyosunuz bakim
-abi yumurta filan
-şimdi sen bi kalk ordan, bi koşu köye git bize taze pide ve yumurta al çayları da koy.. bu arada acele et ki biz senin kahvaltını bitirmeyelim..
-nasıl yani abi
- ekmekleri taze al ha.
-.??.. peki abi

Ardından kafası karışan çaycı bize süper bir yumurta yaparken “yav karizmatik foto olayını bir önceki gezide halletik ancak şöle asfaltta giderken bir fotomuz yok yahu… şööle bir iki yolda giderken foto yapalım kendimize vay ne havalı olur tadından yenmez be” olayına girdik

dsc01912ty5.jpg


img5471ht2.jpg


img5476cn8.jpg


Çamlıyaylaya gelince hemen bölgeyi – yolları çok iyi bilen avcı-benzincide yollar hakkında tekrar bilgi aldık. Bu sefer bölgede Yörük çobanlar ile karşılaşabileceğimizi, geçen seneki kadar ıssız olmayacağını öğrendik…içimiz biraz rahatladı…(demek ki Allahın arap şahin kaçakçıkları ile karşılaşma tehlikesi yok)…

Çamlıyayla’dan sonra toprak yola girdik… orman içinden hızla yükselmeye başladık…


dsc01914hn6.jpg


dsc01924kk4.jpg


img5479uv0.jpg


img5480gd7.jpg


Kısa bir süre sonra artık ağaç yetişme sınırına gelmiştik… bu nokatadan sonra gittikçe daralan bir vadiden yükselerek devam ettik


img5483hn1.jpg


img5497in5.jpg


s5000074gw4.jpg


Vadinin bitiminde hızla yükselmeye davam ettik... bir müddet sonra nispeten güzel toprak yoldan ayrılıp gerçek manzaralı geziye başlayacağız…

s5000078sq7.jpg


img5504jy9.jpg


img5501yq6.jpg




İlk gerçek tırmanış kısmında yol oldukça şahane olduğundan fotoğraf çekmeyi atlamışız işte bu fotoda görülen yoldan bu dağın tepesine çıkacağız..

dsc01945nu8.jpg



Ve işte ilk plato 2500 filan metre civarı…aslında bu plato’yu asıl birazdan kuş bakışı görünce nasıl biryer olduğunu anlayacağız…


İlginç manzaraların içine atıyoruz kendimizi arkadaki beyaz dağ sırasına dikkat…birazdan onu tırmanmamız gerekecek

s5000107kd2.jpg


Örneğin bunlar sonradan öğrendiğimiz kadarıyla “kurt korkuluğu” imiş… bunları gören kurtlar insan sanıp kaçıyormuş…

img5511lz1.jpg


img5510dv9.jpg


İç ses: Mesut abi aha girdik gene kayaların içine… şu lastik bir patlasın görürüz taşı totemi

img5513mc4.jpg


Bu arada daha önceden bu bölgede olduklarını duyduğumuz vahşi atlarla karşılaşıyoruz. Mesut atları görür görmez “abi dur korkutma hayvanları da bi fotograf çekim” diye bağırmama rağmen motoru atlara yöneltiyor. Eh bu sayede “vahşi atlarla beraber motor süren adam” tarzı reklam filmi tadında fotoları olmuş oluyor.

s5000116ay3.jpg


s5000117fe7.jpg



Ardından son tırmanışımızı yapmaya başlıyoruz… aşağıdaki plato doyumsuz manzaralar oluşturuyor.

s5000124xu7.jpg


s5000137cx8.jpg


s5000142by4.jpg


s5000148jv7.jpg


s5000145wi0.jpg


s5000149qg8.jpg


img5528po6.jpg


img5535xy5.jpg


img5548nv9.jpg


s5000152ca8.jpg


dsc01963hq0.jpg


Bu da günün en dumur anı…yuh be bu alet nasıl çıkmış oraya…ne yapar bu adamlar dağın başında

img5524vx1.jpg


Artık en yukarıdaki platoya varmak üzereyiz…burada ilginç bir problem ortaya çıkıyor 3000m lerdeki irtifa nedeniyle bir fotograf çekmek için bile motordan inip binmek nefes nefese kalmamıza yetiyor…üç adımdan fazla atınca durup nefesinizi toplamnız gerekiyor karbüratörlü Falcon oksijensizlikten garip sesler çıkartmaya ve sürekli stop etmeye başlıyor…
Ama karşımıza çıkan bu manzara her şeyi unutturuyor …artık orta torosların tepesindeki devasa platodayız…bu arada içliklerin takıldığı ve havanın yine de bitarafımızı dondurduğuna dikkat


s5000157tt0.jpg


s5000156qs9.jpg


s5000154cy5.jpg


s5000172lu6.jpg


s5000176im0.jpg


s5000183nq0.jpg


Volkan ufak bir düşüş atlatıyor…

img5551op9.jpg


Gezinin bu bölümü sürekli Moğolistan çağrışımları yapıyor… yüksek irtifa soğuk göz alabildiğine büyük platolar…

s5000196pi1.jpg


s5000194yp6.jpg


s5000193uz4.jpg


s5000192lw9.jpg


dsc01976wz6.jpg





Bir ara volkandan falcon’u alıyorum… bayılıyorum NX4’e tam anlamıyla mükemmel motosiklet…hemen yaramazlık yapası geliyor insanın

img5570yq7.jpg


Uzaktan gördüğümüz bir gölün yanına geliyoruz yerler müthiş kaygan yosunumsu bir çim kaplı…ilk geldiğimizde kayganlığı kestiremeyen mesut motoru kaydırıp düşürüyor… çantalarda yada kendinde hasar yok.

s5000200tv7.jpg


s5000199if3.jpg




Ben madem bu kadar kaygan şu dakarla çizelim bakalım daireleri moduna giriyorum volkan ise gölün kenarındaki balçıkta batmadan gidebileceğine dair mesutla iddiaya giriyor. Keyiflerimiz süper…

s5000209dq5.jpg


s5000210xw2.jpg


s5000215jq2.jpg


s5000221xu3.jpg


s5000223jy8.jpg



Bu arada falcon’un iyice çatlayan yan karenajını bantla tamir ediyoruz…

s5000226in1.jpg


Ardından Moğolistan macerasına devam hedef bir parça doğu taraftaki plato

s5000227cs2.jpg


s5000229ek4.jpg



Tam bu sırada Volkan’ın meşhur dökme demirden el yapımı arka çanta taşıma demiri kırılıyor. Ağızlarda 2001 sigarası tam sanayi ustası modu hemen işe koyuluyoruz. Oksijensiz ortamda bu kadarcık iş bile son derece yorucu olabiliyor.

dsc01983hx5.jpg


dsc01985sp0.jpg


dsc01986hk1.jpg


Ardından ikinci platodayız… bu kısmı hızla geçiyoruz

s5000234il4.jpg


s5000236ph8.jpg


s5000239wu3.jpg



Ve karşımıza ikinci bir büyük göl çıkıyor bunun çevresinde ise Yörük çadırları…hemen o yöne doğru gidiyoruz…göl son derece temiz ve berrak..

s5000244fx0.jpg


img5571ud4.jpg


img5572su3.jpg


img5576qk3.jpg


Ancak artık oksijensizlik susuzluk açlık ve yorgunluk beynimize vurmaya başladı daha aşağıdaki köye üç saatlik zorlu bir iniş bizi bekliyor. Paltolara son defa veda edip inişe geçiyoruz.

img5587ly0.jpg


img5586kw2.jpg


img5582dv0.jpg



İniş yolunda bir göl daha

s5000250bn5.jpg



Evet nihayet beklenen oluyor ve ben de motoru dikkatsizlikten yere indiriyorum…normalde kolaylıkla motoru kaldırabilmem gerekirken oksijensizlikten kıpırdatamıyorum bile aleti. bana yardım etmeye gelen Volkan uzun bir süre nefes alamıyor…

img5578uk6.jpg


img5581sj9.jpg



Artık iyice alçalıyoruz 2200 m lerde bir anda tekrar nefes alabilmeye başlıyoruz ancak şimdide açlık ve susuzluk bastırıyor.

img5592ev3.jpg


img5600ax6.jpg


s5000259ml2.jpg


dsc02002ke3.jpg


s5000263us4.jpg



Darboğaz nihayet aşağıda göründü

dsc02005gj0.jpg


Nihayet köye varış…hemen köydeki lokantaya kendimiz atıp hazırda ne varsa hepsinden istiyoruz üç kişi rahat on porsiyon yemek sonrası darboğaz köyünün kirazının çok özel olduğunu ve kiraz festivali yaptıklarını söyleyen köylüler bize meşhur festivallik kirazlarından sunuyor…e tabii görgüsüzce hemen kirazı silip süpürüyoruz

s5000267uy6.jpg


Buradan artık yönümüz Nevşehir-göreme geceyi göremede geçirmeye karar veriyoruz…soğuk havada artık asfalttan göreme’ye basıyoruz. Göreme’ye gece 12 civarında varıyoruz ilk işimiz göremenin tepesinden şööle güzel bir manzara fotosu almak

img5605ob4.jpg


İkinci gün kaldığımız pansiyondan ayrılıyoruz..kısa bir süre göreme civarında off road yapmaya niyetleniyoruz…

img5612uh5.jpg


img5615bv4.jpg


img5614vp5.jpg


dsc02031yj8.jpg


dsc02032hg0.jpg


dsc02030jg4.jpg



Kısa bir gezinti sonrası Göreme’nin keyfini uzun uzun çıkartmak isteyen volkan’dan ayrılıp Aladağların kıyısından Adana’a dönüyoruz.

s5000270yo9.jpg


s5000271bw9.jpg


img5624bl1.jpg


Notlar:

1: DD’nin “side case daha az etkiliyo sürüşü” hikayesi nedeniyle kulağı oldukça çınladı tüm yol boyunca… Yok arkadaşlar bu tip yollara kesinlikle ööle koca side case’lerle çıkılmaz…paşa paşa sırt çantası bağlamak lazım

2: çok yüksek irtifalarda oksijen azalınca sürekli çok derin derin nefes alınıyor. Ve çok su kaybediliyor. Normalin iki üç katı su almak lazım…ve özellikle bizim gibi alışık olmayanlar için en ufak iş bile işkence oluyor çok yoruyor dikkat etmek lazım. Sadece hard case in vidalarını sökerken mesut bayılıyordu… motoru kaldırmama yardım ederken volkan öksürmekten boğuluyordu. Oksijensizlik daha önemlisi ciddi dikkat kaybı yaratıyor

3: Özellikle bu gibi en yakın köyden 5-6 saat mesafeli yerlerde mutlaka biryerlere bisküvi çikolata vs gibi bişeyler sıkıştırmak lazım…

4. 40 derecelik adanadan sonra 5 derecelik dağın başı aşırı soğuk gelebiliyor. bu tip gezilerde giyecek çok önemli. Hepimiz ertesi gün yanımıza giysi almamıza rağmen üşüttük

5. döküm malzeme hiç sağlam olmuyor döküm çanta tablası yaptırmaya kalkmayın

6. mümkün mertebe her zaman motorunuzda birer örümcek ağ taşıyın koli bandı ve cırt da her zaman faydalı.
 
Süper Moderatör (BBRR)
Katılım
12 Haz 2005
Mesajlar
8,442
bu gezi olmamış bu macera olmuş ..çoğu insana üstüne para verseniz yapmayacağı şeyi yapana motorcu deniyo işte .. bide kağıt kalemle olmuyo bu işler birebir yaşamak lazım ..özellikle uzun yol gideceksem sırt çantamı hiç eksik etmem.sırt çantası denince öle ufak bişi değil ..26lt lik çantalar ..hatta motoru devirirseniz düştüğünüzde size ekstra koruma sağlıyo.. (düşülmüş ve denenmiştir)..valla o yörüklerin yanına çadırı kurmak vardı..tabi oturduğumuz yerden ahkam kesiyoz ama ..

tekeriniz düz bassın
 
Katılım
17 Haz 2005
Mesajlar
54
teşekkürler..gerçekten ketyifli bir geziydi...
biz de çadır kurmak isterdik ancak öğlen vakti 5 derece olan bir yerde gece eksi bilmemkaç derece de kamp yapacak ekipmanımız yoktu...ayrıca bölgede bırak odun- çalı çırpı'yı yakacak çöp bile bulmak imkansız olduğundan kamp ateşi bile yakma şansımız yoktu...dolayısıyla çadırlı kamp işi yattı
 
Katılım
29 Nis 2006
Mesajlar
743
Abi helal olsun ya iyi cesaret valla sizin ki :) Fotograflara bakarken çok eğlendim biraz datırstım valla ne yalan söyliyim :)
 
Süper Moderatör (BBRR)
Katılım
12 Haz 2005
Mesajlar
8,442
mangal olmadığı için gezi gereken ilgiyi çekmemiş..biz adana gezilerinde mangal görmeye alıştık.. bu ne dağ taş :cherry:
 
Katılım
2 Nis 2005
Mesajlar
595
Muhteşemsiniz doğrusu. Sınırları bayaa zorlamışsınız ama Moğol ellerinde ne işiniz vardı ki, aynı tadı Bolkarlarda da alabilirdiniz :mrgreen:
 
Katılım
13 Nis 2007
Mesajlar
205
Süper macera olmuş, hakkaten motorların hakkını vermişsiniz. O kayaların arasında lastik de patlamamış anlaşılan, bir önceki gezinizi okumuştum öyle bir tehlike atlatmamış olmanız da güzel. Paylaştığınız için teşekkürler bu arada grubunuz büyüyor her sene, yanlız o atlar vahşi değilmiş gibi geldi gözüme, siz de atalarımızın yaptığını yapıp kımız içip at eti mangalı yapabilirdiniz o zaman tam olurdu :p
 
Katılım
11 May 2006
Mesajlar
83
walla ne diyim ya size edilecek tek kelime war helal olsun
tekeriniz daima düz bassın sizin sayenizde gidip görmüş kadar olduk
 
Katılım
13 Haz 2005
Mesajlar
3,062
dağlar, taşlar, platolar, göller, atlar, yatlar, katlar...
hepsi harika...

o göl kenarında kamp imkanı olsa, ne kıyak olurmuş beyav.

elinize, yüreğinize sağlık.:rendeer:
 
Katılım
23 May 2007
Mesajlar
1,070
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
ben geziye gezi demem içinde mangal olmadıkça :D

ayağınıza sağlık hocam kıskandırıyorsunuz bende çıkıcam şöylke bi tura ama önce motoru yenilemek lazım çakma kanuni crossla istten tekirdağa giderken korkuyorum ben :d
 
Katılım
17 Nis 2007
Mesajlar
519
H A R İ K A.. Okurken ve resimlere bakarken bir an ofiste olduğumu unuttum. Teşekkürler.
 
Katılım
20 Ara 2005
Mesajlar
1,860
Ellerinize sağlık arkadaşlar. Gerçekten müthiş bir gezi ve paylaşım için teşekkürler. Yalnız aklıma takılan, o göl kenarında yaşayanların oksijen problemleri olmuyormuymuş? Keşke onlardan biraz ne yapılması gerektiği konusunda tiyo alsaymışsınız. Selamlar.
 
Katılım
17 Eki 2004
Mesajlar
542
Ellerinize sağlık arkadaşlar. Gerçekten müthiş bir gezi ve paylaşım için teşekkürler. Yalnız aklıma takılan, o göl kenarında yaşayanların oksijen problemleri olmuyormuymuş? Keşke onlardan biraz ne yapılması gerektiği konusunda tiyo alsaymışsınız. Selamlar.
Hocam, muhtemelen sürekli olarak orada yaşadıkları için alyuvar sayıları bizimkilerin katbekat ustundedir diye tahmin ediyorum.Saygılar.
 
Katılım
2 Mar 2007
Mesajlar
640
Böyle iddialı bir geziye kalkıştığınız için bile tebrik ederim.Müthiş bir rota ve tempo.Yeni gezilerinizi merakla bekliyorum
 
Katılım
17 Ocak 2006
Mesajlar
161
sizleri tebrik ederim iyi gezmişsiniz ilerde aynı bölgeye bende gezi yapmak isterim.
 
Katılım
31 Ocak 2006
Mesajlar
117
Şu bir gerçek ki böyle giderseniz motorumu sattıracaksınız bana arkadaşlar . Mesut abi üstadım senle görüşmem lazım bu konuyu . Gezi de bu macera da bu motorculuk da bu yaşam da .........
 
Katılım
22 Kas 2006
Mesajlar
102
Ah keşke haberim olsaydı demek dışında bir şey diyemedim...
İçim gitti...
Tekerlerinize sağlık...
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst