- Katılım
- 22 Şub 2008
- Mesajlar
- 449
- Konu Yazar
- #1
Eveet selamlar herkese...
Arkadaşlar, malum şu önümüzdeki KPSS sınavına hazırlanmaktan dolayı yıllık iznimi şöyle ağız tadıyla doya doya geçiremedim. Arada ufak çaplı şile (Deniz, Kum, Güneş) kaçamakları dışında 15 günlük tatilimde genelde hep ders çalıştım durdum.
Tatilimin son 2 günü ani bir kararla Suzimle kendimi yollara savurdum.
Efendim, nereye atlasam nerden zıplasam diye düşünüp dururken kendi kendime "Oğlum Gökay! Gel sen bi delilik yap, böyle fırsatı, böyle zamanı bidaha bulamazsın, gel bin şu demir atının sırtına düş bakalım yollara" diyerekten İlk uzun mezilli balistik gezimi oluşturdum... :cherry:
GEZİ PLANI : Marmara denizi çevresini dolanmak. (Hayır kimin aklına gelir böyle saçmalıklar bilmem, delilik olcek ya ne mantık var ne amaç...)
GEZİ ROTASI : İstanbul Ümraniye'den motoru yükleyip. "Vira Bismillah" kontağı açıp, Çamlıca gişeleri - Eskihisar Feribotla Yalova - Bursa - Balıkesir - Çanakkale - Feribotla Gelibolu - Kısmen Edirne - Tekirdağ - İstanbul.
GEZİ MESAFESİ : 900 küsür km.
MÜRETTEBAT : Tek tabanca! Ne artçı ne başka motor. (Haa arada bana eşilik eden bir kaç martı ve yol kenarından beni korkutmaya çalışıp havlayarak bir süre takip eden bir kaç köpeğide unutmayayım) :wiinkk:
GEREKLİ (GEREKLİ OLMASADA YANIMDA BULUNDURDUĞUM) MALZEMELER : KGS Kartı, Çadır, Uyku tulumu, Şişme yastık, Termos, Açık hava için sivrisinek kovucu, Yedek çamaşır giyim v.b. eşyalar, Karayolları haritası, Fotoğraf makinesi (beni nasıl tilt etti ileride değineceğim:farao
Yedek Cep Telefonu , Şu benim sele altındaki her daim hazır bulunan meşhur çantam (Suzuki AN 125 başlıklı topic sayfalarında bahsi geçmiştir, içinde bulunanlarla ilgili olarak benim - Alaaddinin sihirli çantası:silent: - dediğim; içinde çeşitli motosiklet kilitleri, lastik tamir köpüğü, sargı bezleri, gazlı bezler, yara bantları - eee sağlıkçı olunca illa biyerlerden çıkıyor tabii - Ufak alet tornavida v.s. takımı, elektrik bandı, sıvı sabun, el feneri, kullanma ve garanti kitapçıkları, kalem not defteri v.s. v.s. eksik etmediğim çantam
)
GEZİ AMACI : Valla ne arkadaş ziyareti ne bi yerleri gezip görüp incelemek. Ne yalan söyliim yalnızca motor üzerinde yol yapmak. (Zaten rotayı tamamlamak için hanımdan sadece 2 gün 1 gece izin alabildiğimden Tarihi turistik yerleri gezip dolaşayım diye düşüncelerim yoktu...)
GEZİ SÜRESİNCE YAŞANAN OLUMSUZLUKLAR :
1-) Tek gidiş ve tek geliş olan Çanakkale Lapseki yolunda karşı yönden gelen kamyonun arkasından burnunu çıkartan o arabayı kullanan, ve kendisini insan sanan o mahluka, defalarca sellektör yapıp bi o kadarda korna çalmama rağmen o kamyonu sollamak için benim şeridime girip, hayatımı ve kendi hayatını hiçe sayarak yanımdan kıl payı geçen bir ayı kardeş görmem.::angry2::
2-) Problem çıkartmasın diye "büyük" olarak bildiğimiz bir süpermarketten aldığım Duracell marka pillerin boş çıkması (Hoş, Bir duvar saati çalıştıracak güçte belki ama benim foto. makinesini çalıştıracak kadar güç barındıramıyormuş içinde :silent: ) Bu sebeple yolculuğun 1. gününde hiç foto çekememem. (Yuh biyerde durup alsaydın bari diyeceksiniz doğrudur ama çok kızdım olaya almadım inat ettim bende)
3-) Tekirdağ civarında İst.' a 140 km civarında, Lastik havasını kontrol edeyim diye girdiğim benzinciden kimsenin uyarmayışı sonucu, Cihazda hava PSİ sini ayarlayıp ön lastiğin sibobuna tabancayı takıp basınç ayarının istediğim seviyeye gelmesini beklerken, melül melül baktığım lastiğin giderek indiğini farketmem. :sunny: (Abi gidip adamlara soruyorum bu cihaz bozukmu diye - Haa o mu evet diyor herif yaa. Öyleyse kardeşim bi A4 kağıda yazıp yapıştırın şuraya bozuk diye. Neyse çabalarım sonucu lastiğe hava bastık ama ne birim var ne bişey tamamem elle yokluyorum sertliğinin kıvamına göre bakıyorum. 140 km. Allah'a emanet geldik yaniki.)
4-) Marmara ereğlisinden sonra başlayan ve evime kadar olan yolda (Bilhassa otobanda) aşırı şiddetli esen rüzgara maruz kalmam... (Öyleki mübarek yandan bi vuruyor neredeyse bir şerit değiştiriyorum onun etkisi ile - Motor 110 ben 85 kg + yük, banamısın demiyor alıp götürüyor yani - Zaman zaman kollarımın yorgunluğundan gidonu hareket ettiremeyecek noktaya gelip hemen sağda durup dinlendim.)
5-) Kaskımın visörüne kamikaze dalışı yaparak yaşamlarına son veren bir düzine zavallı haşerat.
Biliyorum siz şimdi Suzinin durumunu soracaksınız.
Evet aynen tahmin ettiğiniz gibi. Benim bi tanecik suzukim yolda hiçmi hiç üzmedi beni. Tek bir problem bile çıkartmadı bana. (Durun! tahtalara vurayımda nazar değmesin. 125 cc hava soğutmalı bir scooter ile 900 km. ve sorun yok! :cat: )
Evet arkadaşlar birazda fotolar ekleyelim bakalım:
Efendim ne yapmışız nerelere gitmişiz nerelerden geçmişiz bir bakalım. 25/08/2008 saat 15:00 itibarı ile İstanbul Ümraniye'den yola koyuluyoruz Suzimle. Yaklaşık her 45 - 60 dk. da bir 10 - 15 dk lık molalar vererek ilerliyoruz aşağıdaki oklar istikametinde.

Taa saat 23:30 gibi Balıkesir - Erdek'e (Kapıdağ yarımadası) vararak burada bulunan Camping bölgesinde çadırlar ve karavanlar arasına ilişip hemen çadırımı kurup kıvrılıyorum içinde. Sabah saat 08:30 da kalkıyorum belim sırtım hafif ağrıyor. Uyku tulumu tamam hoşta neden şişme yatak almadığıma isyan ediyorum. Zira zemin sertmiş
Campingden görüntüler...





09:15 gibi tekrar yola koyuluyorum. Herşey iyi hoşta en garibime giden olayda aynı gün içinde 3 kere depoyu fullemek oldu :mrgreen: Yollar... Yollar... Yollar...

Benzinci WC' sinde sıra beklenir mi? Ben bekledim...

Bu fotoğraftada sevgili "Ümmet" abimize özenmişim...:queen: (Saygılar Ümmet abim)







Gelibolu' ya geçmek için feribottayız...






Hanım telefonda yavaş yavaş huysuzlanıyor artık, nerede kaldın diye sitem ediyor. Üstüne yukarıda anlattığım Tekirdağ' daki lastik sendromuyla da bi hayli vakit kaybedince foto aralarına son verip bir an önce eve yetişmek arzusu ile yola koyuluyorum... Mahmutbey gişelerinden az ilerisi felaket bir trafik, Kavacık'a kadar sürüyor... 26/08/2008 saat 19:00 nihayet evdeyim
Arkadaşlar, malum şu önümüzdeki KPSS sınavına hazırlanmaktan dolayı yıllık iznimi şöyle ağız tadıyla doya doya geçiremedim. Arada ufak çaplı şile (Deniz, Kum, Güneş) kaçamakları dışında 15 günlük tatilimde genelde hep ders çalıştım durdum.
Tatilimin son 2 günü ani bir kararla Suzimle kendimi yollara savurdum.
Efendim, nereye atlasam nerden zıplasam diye düşünüp dururken kendi kendime "Oğlum Gökay! Gel sen bi delilik yap, böyle fırsatı, böyle zamanı bidaha bulamazsın, gel bin şu demir atının sırtına düş bakalım yollara" diyerekten İlk uzun mezilli balistik gezimi oluşturdum... :cherry:
GEZİ PLANI : Marmara denizi çevresini dolanmak. (Hayır kimin aklına gelir böyle saçmalıklar bilmem, delilik olcek ya ne mantık var ne amaç...)
GEZİ ROTASI : İstanbul Ümraniye'den motoru yükleyip. "Vira Bismillah" kontağı açıp, Çamlıca gişeleri - Eskihisar Feribotla Yalova - Bursa - Balıkesir - Çanakkale - Feribotla Gelibolu - Kısmen Edirne - Tekirdağ - İstanbul.
GEZİ MESAFESİ : 900 küsür km.
MÜRETTEBAT : Tek tabanca! Ne artçı ne başka motor. (Haa arada bana eşilik eden bir kaç martı ve yol kenarından beni korkutmaya çalışıp havlayarak bir süre takip eden bir kaç köpeğide unutmayayım) :wiinkk:
GEREKLİ (GEREKLİ OLMASADA YANIMDA BULUNDURDUĞUM) MALZEMELER : KGS Kartı, Çadır, Uyku tulumu, Şişme yastık, Termos, Açık hava için sivrisinek kovucu, Yedek çamaşır giyim v.b. eşyalar, Karayolları haritası, Fotoğraf makinesi (beni nasıl tilt etti ileride değineceğim:farao
GEZİ AMACI : Valla ne arkadaş ziyareti ne bi yerleri gezip görüp incelemek. Ne yalan söyliim yalnızca motor üzerinde yol yapmak. (Zaten rotayı tamamlamak için hanımdan sadece 2 gün 1 gece izin alabildiğimden Tarihi turistik yerleri gezip dolaşayım diye düşüncelerim yoktu...)
GEZİ SÜRESİNCE YAŞANAN OLUMSUZLUKLAR :
1-) Tek gidiş ve tek geliş olan Çanakkale Lapseki yolunda karşı yönden gelen kamyonun arkasından burnunu çıkartan o arabayı kullanan, ve kendisini insan sanan o mahluka, defalarca sellektör yapıp bi o kadarda korna çalmama rağmen o kamyonu sollamak için benim şeridime girip, hayatımı ve kendi hayatını hiçe sayarak yanımdan kıl payı geçen bir ayı kardeş görmem.::angry2::
2-) Problem çıkartmasın diye "büyük" olarak bildiğimiz bir süpermarketten aldığım Duracell marka pillerin boş çıkması (Hoş, Bir duvar saati çalıştıracak güçte belki ama benim foto. makinesini çalıştıracak kadar güç barındıramıyormuş içinde :silent: ) Bu sebeple yolculuğun 1. gününde hiç foto çekememem. (Yuh biyerde durup alsaydın bari diyeceksiniz doğrudur ama çok kızdım olaya almadım inat ettim bende)
3-) Tekirdağ civarında İst.' a 140 km civarında, Lastik havasını kontrol edeyim diye girdiğim benzinciden kimsenin uyarmayışı sonucu, Cihazda hava PSİ sini ayarlayıp ön lastiğin sibobuna tabancayı takıp basınç ayarının istediğim seviyeye gelmesini beklerken, melül melül baktığım lastiğin giderek indiğini farketmem. :sunny: (Abi gidip adamlara soruyorum bu cihaz bozukmu diye - Haa o mu evet diyor herif yaa. Öyleyse kardeşim bi A4 kağıda yazıp yapıştırın şuraya bozuk diye. Neyse çabalarım sonucu lastiğe hava bastık ama ne birim var ne bişey tamamem elle yokluyorum sertliğinin kıvamına göre bakıyorum. 140 km. Allah'a emanet geldik yaniki.)
4-) Marmara ereğlisinden sonra başlayan ve evime kadar olan yolda (Bilhassa otobanda) aşırı şiddetli esen rüzgara maruz kalmam... (Öyleki mübarek yandan bi vuruyor neredeyse bir şerit değiştiriyorum onun etkisi ile - Motor 110 ben 85 kg + yük, banamısın demiyor alıp götürüyor yani - Zaman zaman kollarımın yorgunluğundan gidonu hareket ettiremeyecek noktaya gelip hemen sağda durup dinlendim.)
5-) Kaskımın visörüne kamikaze dalışı yaparak yaşamlarına son veren bir düzine zavallı haşerat.
Biliyorum siz şimdi Suzinin durumunu soracaksınız.
Evet arkadaşlar birazda fotolar ekleyelim bakalım:
Efendim ne yapmışız nerelere gitmişiz nerelerden geçmişiz bir bakalım. 25/08/2008 saat 15:00 itibarı ile İstanbul Ümraniye'den yola koyuluyoruz Suzimle. Yaklaşık her 45 - 60 dk. da bir 10 - 15 dk lık molalar vererek ilerliyoruz aşağıdaki oklar istikametinde.

Taa saat 23:30 gibi Balıkesir - Erdek'e (Kapıdağ yarımadası) vararak burada bulunan Camping bölgesinde çadırlar ve karavanlar arasına ilişip hemen çadırımı kurup kıvrılıyorum içinde. Sabah saat 08:30 da kalkıyorum belim sırtım hafif ağrıyor. Uyku tulumu tamam hoşta neden şişme yatak almadığıma isyan ediyorum. Zira zemin sertmiş





09:15 gibi tekrar yola koyuluyorum. Herşey iyi hoşta en garibime giden olayda aynı gün içinde 3 kere depoyu fullemek oldu :mrgreen: Yollar... Yollar... Yollar...

Benzinci WC' sinde sıra beklenir mi? Ben bekledim...

Bu fotoğraftada sevgili "Ümmet" abimize özenmişim...:queen: (Saygılar Ümmet abim)







Gelibolu' ya geçmek için feribottayız...






Hanım telefonda yavaş yavaş huysuzlanıyor artık, nerede kaldın diye sitem ediyor. Üstüne yukarıda anlattığım Tekirdağ' daki lastik sendromuyla da bi hayli vakit kaybedince foto aralarına son verip bir an önce eve yetişmek arzusu ile yola koyuluyorum... Mahmutbey gişelerinden az ilerisi felaket bir trafik, Kavacık'a kadar sürüyor... 26/08/2008 saat 19:00 nihayet evdeyim