Motosiklet Eğitmeni
- Katılım
- 27 Ocak 2008
- Mesajlar
- 11,740
- Konu Yazar
- #1
Çelik jant, abart egsoz ve ses tesisatı takıp Bağdat caddesinde tura çıkamayacağı için Formula 1 araçlarını uzay aracı zanneden, daha dün at ve eşeğin üstünden inip, trafikle yeni tanışmış ama hala eski alışkanlıklarını sürdürerek uyum sağlamaya çalışan ve bunu da nasılsa becerebilen! Bu nedenle de araçların aynı zamanda spor yapmak için de kullanılabileceğine bir türlü aklı yatmayan, buna rağmen altındaki her türlü aracı yarışmak için kullanan yurdum insanına sağolsun devlet büyüklerimiz sahip çıkıp,
“milletimiz, yarışmayı seviyor, bu uğurda her yıl binlerce fidanı ahirete yolcu ediyoruz, memleketinde çok şükür bütün derdi bitti. Bari yapalım bir yarış pisti de insanlar zevkle yarış seyretsinler”
şeklinde bir düşünceyle İstanbul Park pistine gariban milletin milyonlarca dolarını gömdüler.
Bazı istemezük!çüler, idarecilerimizin devlet yönetiminde ki başarılarından! yola çıkıp;
“yahu bunlar pisti de memleketi yönettikleri gibi yönetmeye kalkarlarsa vay halimize!”
şeklinde serzenişlerde bulunsalar da, pist aşkıyla yanıp tutuşan necip milletimiz ve idarecilerimiz tarafından vatan hainliği ile itham edilince susmak zorunda kaldılar.
Bütün engellemelere rağmen sayın yöneticilerimiz yılmadan çalışıp, pisti çok kısa bir süre içerisinde hizmete açtı.
Bazı kendini bilmezlerin,
“Yahu bizim millet kendi yarışmak ister. Alemin yarışını seyretmez.”
Sözleri bile idarecilerimizi yolundan döndüremedi.
İlk F1 yarışı taze ota çok sinek konar özlü sözümüzü doğrular bir biçimde gayretli bir kalabalığa sahne oldu.
Hayatında ilk defa pist görecek insanlarımız heyecanla İstanbulpark’a koştular.
Fakat maalesef bazı istemezüklerin tarif ettiği şekilde halkımız bu işten bir zevk almadı. Zaten büyük çoğunluğu pilotlardan bir tur istesem verir mi acep? Şeklindeki düşünceleriyle şansını denemeye gelmişti.
Tüm çabalarına rağmen, pilotlardan,
- valla benzin kalmadı yoksa neden vermeyeyim?
- Abi araba emanet. Kusura bakma.
- Daha sigortasını yaptırmadık. Bi şey olsa ödüycen mi?
- Amca görüyon lastikler kabak. Bir polis çevirse yazacağı cezayı tüm takım toplasak ödeyemeyiz valla.
Şeklinde cevaplar alan yurdum insanı, ben de bir daha gelirsem 2 olsun deyip, yarışlardan elini ayağını çekti.
Bir süre sonra da sevgili idarecilerimiz, pistten zarar ediyoruz. Satalım gitsin. Şeklinde irade buyurdular.
Pisti yaparken nasıl işleteceklerini düşünmedikleri de böylece ortaya çıktı.
Benim;
“7. viraja bir trafik ekibiyle radar koyalım”
önerimi baştan sıcak karşılamalarına rağmen, FIM diye bir kuruluşun itirazına AB kriterleri nedeniyle bişey diyemeyen idareciler, en sonunda pisti kiralamaya karar verdiler.
Sonunda da bir avare bulup pisti bilmem kaç milyon dolara, bilmem kaç yıllığına kiraya verdiler.
Tabii ki mümkün.
İstanbulpark’ı kiralayan adam da salak değil.
Bir sürü param var, bari Türkiye’ye bir faydam olsun diye almadı o pisti.
Önümüzde ki günler de o adamın ne gibi şeyler yapıp nasıl para kazandığına hepimiz şahit olacağız.
Her türlü etkinliğe de koşa koşa gidip, seyredeceğiz.
Yani işe yarasın diye milyonlarca dolarımızı gömdüğümüz piste daha da üstüne milyonlar ödeyip, elin adamının çatır çatır yemesini seyredeceğiz.
Bu yazı bir gezi yazısı tadında olmadığından ve ilginiz çekecek bir etkinliği anlatan farklı içeriğe sahip olduğundan önce Konudışı’na açmak istedim.
Ama konu pist olunca motosikletçi dostları da ilgilendirdiğinden, Moto Sohbet bölümüne açmayı uygun buldum.
Eğer bir yanlışlık yaptıysam yönetici arkadaşlar düzeltirler…
Aşağıda ki yazı farklı mecralar da yayınlanmış bir yazımdır.
MotosikletNet sitesine ve Gurbet Motorcuların da yayınlayabilmek için biraz değişiklik yaptım.
Bu nedenle bazı kopukluklar ve atlamalar olabilir.
Hatalı bulduğunuz ve ya açıklama istediğiniz bölümler olursa, yazın düzelteyim.
Biraz meraklanmanız ve de biraz da Pist İşletmeciliği konusunda düşünmeniz için bu günlük sadece reklam koyacağım.
Yarın geri kalan resimleri ve anlatımları eklemeye çalışacağım.
GELECEK PROGRAM
Coq'un eski ve yeni motoru nasıl buluştu?
Semih Saygıner'in konumuzla bir ilgisi var mı?
Ben buna direksiyon dersem, nerenizle gülersiniz?
Sana geçilirsem asarım huleeeyn kendimi deyip, yarıştan sonra kıvırtan ve tulumunu asan Fransız kim?
Bu ne olaki?
Ayakkabıları çıkarıp, bu terlikleri giymeden girilemeyen yer neresi?
Zavallı bir horozu nasıl damgaladılar?
Anaa!! Nooluyo orda???
Hepsi ve daha fazlası,çok yakında bu forumda.
Beni özleyin anacıım..
“milletimiz, yarışmayı seviyor, bu uğurda her yıl binlerce fidanı ahirete yolcu ediyoruz, memleketinde çok şükür bütün derdi bitti. Bari yapalım bir yarış pisti de insanlar zevkle yarış seyretsinler”
şeklinde bir düşünceyle İstanbul Park pistine gariban milletin milyonlarca dolarını gömdüler.
Bazı istemezük!çüler, idarecilerimizin devlet yönetiminde ki başarılarından! yola çıkıp;
“yahu bunlar pisti de memleketi yönettikleri gibi yönetmeye kalkarlarsa vay halimize!”
şeklinde serzenişlerde bulunsalar da, pist aşkıyla yanıp tutuşan necip milletimiz ve idarecilerimiz tarafından vatan hainliği ile itham edilince susmak zorunda kaldılar.
Bütün engellemelere rağmen sayın yöneticilerimiz yılmadan çalışıp, pisti çok kısa bir süre içerisinde hizmete açtı.
Bazı kendini bilmezlerin,
“Yahu bizim millet kendi yarışmak ister. Alemin yarışını seyretmez.”
Sözleri bile idarecilerimizi yolundan döndüremedi.
İlk F1 yarışı taze ota çok sinek konar özlü sözümüzü doğrular bir biçimde gayretli bir kalabalığa sahne oldu.
Hayatında ilk defa pist görecek insanlarımız heyecanla İstanbulpark’a koştular.
Fakat maalesef bazı istemezüklerin tarif ettiği şekilde halkımız bu işten bir zevk almadı. Zaten büyük çoğunluğu pilotlardan bir tur istesem verir mi acep? Şeklindeki düşünceleriyle şansını denemeye gelmişti.
Tüm çabalarına rağmen, pilotlardan,
- valla benzin kalmadı yoksa neden vermeyeyim?
- Abi araba emanet. Kusura bakma.
- Daha sigortasını yaptırmadık. Bi şey olsa ödüycen mi?
- Amca görüyon lastikler kabak. Bir polis çevirse yazacağı cezayı tüm takım toplasak ödeyemeyiz valla.
Şeklinde cevaplar alan yurdum insanı, ben de bir daha gelirsem 2 olsun deyip, yarışlardan elini ayağını çekti.
Bir süre sonra da sevgili idarecilerimiz, pistten zarar ediyoruz. Satalım gitsin. Şeklinde irade buyurdular.
Pisti yaparken nasıl işleteceklerini düşünmedikleri de böylece ortaya çıktı.
Benim;
“7. viraja bir trafik ekibiyle radar koyalım”
önerimi baştan sıcak karşılamalarına rağmen, FIM diye bir kuruluşun itirazına AB kriterleri nedeniyle bişey diyemeyen idareciler, en sonunda pisti kiralamaya karar verdiler.
Sonunda da bir avare bulup pisti bilmem kaç milyon dolara, bilmem kaç yıllığına kiraya verdiler.
****
Peki bir yarış pistinden para kazanmak gerçekten mümkün değil mi?Tabii ki mümkün.
İstanbulpark’ı kiralayan adam da salak değil.
Bir sürü param var, bari Türkiye’ye bir faydam olsun diye almadı o pisti.
Önümüzde ki günler de o adamın ne gibi şeyler yapıp nasıl para kazandığına hepimiz şahit olacağız.
Her türlü etkinliğe de koşa koşa gidip, seyredeceğiz.
Yani işe yarasın diye milyonlarca dolarımızı gömdüğümüz piste daha da üstüne milyonlar ödeyip, elin adamının çatır çatır yemesini seyredeceğiz.
Bu yazı bir gezi yazısı tadında olmadığından ve ilginiz çekecek bir etkinliği anlatan farklı içeriğe sahip olduğundan önce Konudışı’na açmak istedim.
Ama konu pist olunca motosikletçi dostları da ilgilendirdiğinden, Moto Sohbet bölümüne açmayı uygun buldum.
Eğer bir yanlışlık yaptıysam yönetici arkadaşlar düzeltirler…
Aşağıda ki yazı farklı mecralar da yayınlanmış bir yazımdır.
MotosikletNet sitesine ve Gurbet Motorcuların da yayınlayabilmek için biraz değişiklik yaptım.
Bu nedenle bazı kopukluklar ve atlamalar olabilir.
Hatalı bulduğunuz ve ya açıklama istediğiniz bölümler olursa, yazın düzelteyim.
Biraz meraklanmanız ve de biraz da Pist İşletmeciliği konusunda düşünmeniz için bu günlük sadece reklam koyacağım.
Yarın geri kalan resimleri ve anlatımları eklemeye çalışacağım.
GELECEK PROGRAM
Coq'un eski ve yeni motoru nasıl buluştu?
Semih Saygıner'in konumuzla bir ilgisi var mı?
Ben buna direksiyon dersem, nerenizle gülersiniz?
Sana geçilirsem asarım huleeeyn kendimi deyip, yarıştan sonra kıvırtan ve tulumunu asan Fransız kim?
Bu ne olaki?
Ayakkabıları çıkarıp, bu terlikleri giymeden girilemeyen yer neresi?
Zavallı bir horozu nasıl damgaladılar?
Anaa!! Nooluyo orda???
Hepsi ve daha fazlası,çok yakında bu forumda.
Beni özleyin anacıım..
Son düzenleme: