- Katılım
- 16 Nis 2007
- Mesajlar
- 1,968
- Konu Yazar
- #1
arkadaşlar bugunki sabah gazetesindeki yazı dizisi;
Kontrolsüz şerit değiştiren bir canavarın kurbanı oldu
Ailesi işadamı Kerem Dörter'i sabah evden uğurlarken, son fotoğrafı çektiklerini bilmiyorlardı. Kerem son gülümseyişten dakikalar sonra kontrolsüz şerit değiştiren bir cipin altında kaldı
BAŞLARKEN
HIZ, özgürlük, adrenalin, tehlike... Bunlar motosiklete hiç binmemiş birinin "motosiklet" denince aklına gelen ilk kelimeler. Motor kullanıcılarının ise yanına ekledikleri en önemli kelime "tutku." Motosikletler, teknolojileri gelişip kullanıcı sayısı arttıkça giderek özgürlüğün, maceranın, hızın simgesi haline geldi. Kendi modasını, sosyal topluluklarını, yaşam biçimini yarattı ve büyük kentlerin yoğun trafiğinde bir kurtarıcı olarak görüldü. Ancak tehlikeyi doğasında barındıran bu iki tekerlekli araçlar ufacık bir dikkatsizlik ya da ihmalde canlar aldı, geride gözü yaşlı aileler bıraktı. Bugün motosikletler, küçük ve hızlı araç olma nitelikleriyle avantaj oldukları kadar kullanıcıları için ölüm sebebi haline de dönüşebiliyor. Geçtiğimiz günlerde manşetlere iki motosiklet kazası taşındı. Bu iki kazada dört insan hayatını kaybetti. Henüz 33 yaşındaki macera tutkunu bilgisayar proje müdürü Gökhan Çiftçioğlu ve arkadaşı Maskil Palamarchuc, yağmurun kayganlaştırdığı yolda aşırı hız kurbanı oldu. Bir başka kazada ise üç kişinin bindiği bir motosikletin farı sönük şekilde karayolunda ters şeritte gitmesi sonucu Abbas Tosun ve Şehri Demir hayatını kaybetti. Bu kazaların üzerinden henüz 2 gün geçmişti ki bir kaza haberi de Adapazarı'ndan geldi. 29 yaşındaki motosiklet tutkunu Haktan Yaman, feci şekilde öldü. Defalarca motosiklet kazası geçiren, geçen yıl iki kişinin öldüğü motosiklet kazasından ağır yaralı kurtulan Yaman gazetecilere, "Ölünce haberimi güzel ve geniş yapın. Mutlaka motorlu resmimi kullanın" demişti. Ölüm haberi ise vasiyet ettiği gibi motosiklet üzerinde çektirdiği fotoğrafı ile birlikte verildi. Gencecik hayatları kurtarmak mümkün. Nasıl mı? Basit bir isteği yerine getirerek: "Trafikte motosikletleri fark edin!"
Ali Kerem Dörter, 33 yaşında, başarılı bir işadamıydı. Hayatı dolu dolu yaşamayı seven, sportmen ve onu tanıyan herkesin sevgilisi... Yurtdışı seyahati dönüşü aldığı hediyeleri bir arkadaşına vermeye giderken yakaladı onu ölüm. Gittiği seyahatte aldığı özel korumalıklı ve yanmayan kıyafetinin içinde, tutkunu olduğu iki tekerlek üzerinde. O günden geriye, ailesiyle geçirdiği keyifli sabah kahvaltısının ardından çekilmiş bu birkaç kare fotoğraf kalacaktı... Boğaziçi Köprüsü'nden çıkmış kontrolsüz şerit değiştiren bir cipin ani manevrası yüzünden Dörter ailesinin biricik oğlu Kerem'in hayatını kaybetmesinin üzerinden tam 2.5 yıl geçti. Baba Zafer Dörter, oğlunun tutkusunu anlamak, onun gezdiği yollarda gezmek için motosiklet ehliyeti aldı. "Ama kullanmak bir türlü içimden gelmiyor" diyor, eşi ve kızı ile oğullarının fotoğraflarına bakarken. Kerem'in kız kardeşi Sinem Dörter ise "Ağabeyimle birlikte ben de motorla seyahat ederdim. Artık motorlara trafikte saygı duyulsun, motosikletler fark edilsin" diye isyan ediyor.
ADRENALİN, TUTKUSUYDU
Ehliyet alma yaşı tutar tutmaz ilk motosikletini taksitle aldı Kerem Dörter. "Çocukluğundan bu yana rüzgar sörfü ve kayak yaptı. Profesyonel dalıcıydı. Motosiklet kullanması bizi hep ürküttü, karşı çıktık" diyen baba Zafer Dörter "Adrenalin onun için tutkuydu" diye fısıldıyor. Güvenli sürüş için her türlü ekipmana sahip olan Kerem, motosikleti ve kendi güvenliği için para harcamaktan kaçınmıyordu. Diğer motorcu arkadaşlarıyla Türkiye'yi dolaşan genç işadamınınbabasıyla birlikte çalıştıkları şirketleri her geçen gün büyüyordu ve Kerem'in kaptan koltuğuna oturması bekleniyordu, o elim kaza olmasaydı. Kaza haberini alan aile apar topar Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne koşmuştu. Biricik oğullarını başka bedenlerde yaşatmaya karar veren aile, Kerem'in organlarını bağışlamak istedi ancak geç kalınmıştı. "Kerem hâlâ benim yanımda yaşıyor, onu her an hissediyorum" diyen kız kardeşi Sinem, "O hayat dolu bir insandı, organlarının birine hayat vermesini isterdi" diye konuşuyor.
Hazırlayan NURDENİZ KUTSEL
'Motosiklete beni çeken özgürlük hissi'
NEREDEYSE çocukluğumdan bu yana motosiklet kullanıyorum. Ama 3-4 yıldır kendi motorum var. Beni motosiklete çeken en önemli şey özgürlük hissi tabii ki. Ailem de motosiklet kullanmama alıştı. Türkiye'de motosiklet sanki yokmuş ya da trafiğin bir parçası değilmiş gibi davranılıyor. Bu yüzden motor kullanmak Türkiye'de, özellikle İstanbul'da diğer illere göre daha tehlikeli ve tuzaklarla dolu. Motosikletle kaza yaparsan ya ölürsün ya da yaralanırsın. Kimi zaman motosiklet kullanmayı bırakmak istediğim anlar oldu. Ancak bir kere motosiklete bindiğinde bir daha vazgeçmek zor. Sürücülerin motor üstünde gördükleri insanların herkes gibi normal insanlar olduklarını unutmamalarını istiyorum. Bazı tehlikeli hareketleri bir marifetmiş gibi yapan kurye arkadaşların da daha dikkatli olması gerekiyor.
'Her Türk potansiyel motorcudur'
MEHMET AKİF ERDEM Diyaliz Hekimi
YAKLAŞIK 10 yıldır motosiklet kullanıyorum. 60 bin kilometreye yakın yol yaptım bugüne kadar. Cruiser tarzında bir motosikletim var. Motosiklet her şeyden önce güç demek. Güç sahibi olmak, güce hükmetmek insanoğlunun temel zaaflarından birisi. Biz Türkler için olmazsa olmaz üç şey vardır biliyorsunuz: At, avrat, pusat... Burada atın yerine konulabilecek, yerini doldurabilecek en doğru şey motosiklettir. Her Türk potansiyel bir motosiklet kullanıcısıdır bence. Sadece sahip olduğunuz gücü değil, kendi limitlerinizi de bilin. Çünkü limitleri zorlamak bu güzel aleti anında bir ölüm makinesine dönüştürür.
Kontrolsüz şerit değiştiren bir canavarın kurbanı oldu
Ailesi işadamı Kerem Dörter'i sabah evden uğurlarken, son fotoğrafı çektiklerini bilmiyorlardı. Kerem son gülümseyişten dakikalar sonra kontrolsüz şerit değiştiren bir cipin altında kaldı
BAŞLARKEN
HIZ, özgürlük, adrenalin, tehlike... Bunlar motosiklete hiç binmemiş birinin "motosiklet" denince aklına gelen ilk kelimeler. Motor kullanıcılarının ise yanına ekledikleri en önemli kelime "tutku." Motosikletler, teknolojileri gelişip kullanıcı sayısı arttıkça giderek özgürlüğün, maceranın, hızın simgesi haline geldi. Kendi modasını, sosyal topluluklarını, yaşam biçimini yarattı ve büyük kentlerin yoğun trafiğinde bir kurtarıcı olarak görüldü. Ancak tehlikeyi doğasında barındıran bu iki tekerlekli araçlar ufacık bir dikkatsizlik ya da ihmalde canlar aldı, geride gözü yaşlı aileler bıraktı. Bugün motosikletler, küçük ve hızlı araç olma nitelikleriyle avantaj oldukları kadar kullanıcıları için ölüm sebebi haline de dönüşebiliyor. Geçtiğimiz günlerde manşetlere iki motosiklet kazası taşındı. Bu iki kazada dört insan hayatını kaybetti. Henüz 33 yaşındaki macera tutkunu bilgisayar proje müdürü Gökhan Çiftçioğlu ve arkadaşı Maskil Palamarchuc, yağmurun kayganlaştırdığı yolda aşırı hız kurbanı oldu. Bir başka kazada ise üç kişinin bindiği bir motosikletin farı sönük şekilde karayolunda ters şeritte gitmesi sonucu Abbas Tosun ve Şehri Demir hayatını kaybetti. Bu kazaların üzerinden henüz 2 gün geçmişti ki bir kaza haberi de Adapazarı'ndan geldi. 29 yaşındaki motosiklet tutkunu Haktan Yaman, feci şekilde öldü. Defalarca motosiklet kazası geçiren, geçen yıl iki kişinin öldüğü motosiklet kazasından ağır yaralı kurtulan Yaman gazetecilere, "Ölünce haberimi güzel ve geniş yapın. Mutlaka motorlu resmimi kullanın" demişti. Ölüm haberi ise vasiyet ettiği gibi motosiklet üzerinde çektirdiği fotoğrafı ile birlikte verildi. Gencecik hayatları kurtarmak mümkün. Nasıl mı? Basit bir isteği yerine getirerek: "Trafikte motosikletleri fark edin!"
Ali Kerem Dörter, 33 yaşında, başarılı bir işadamıydı. Hayatı dolu dolu yaşamayı seven, sportmen ve onu tanıyan herkesin sevgilisi... Yurtdışı seyahati dönüşü aldığı hediyeleri bir arkadaşına vermeye giderken yakaladı onu ölüm. Gittiği seyahatte aldığı özel korumalıklı ve yanmayan kıyafetinin içinde, tutkunu olduğu iki tekerlek üzerinde. O günden geriye, ailesiyle geçirdiği keyifli sabah kahvaltısının ardından çekilmiş bu birkaç kare fotoğraf kalacaktı... Boğaziçi Köprüsü'nden çıkmış kontrolsüz şerit değiştiren bir cipin ani manevrası yüzünden Dörter ailesinin biricik oğlu Kerem'in hayatını kaybetmesinin üzerinden tam 2.5 yıl geçti. Baba Zafer Dörter, oğlunun tutkusunu anlamak, onun gezdiği yollarda gezmek için motosiklet ehliyeti aldı. "Ama kullanmak bir türlü içimden gelmiyor" diyor, eşi ve kızı ile oğullarının fotoğraflarına bakarken. Kerem'in kız kardeşi Sinem Dörter ise "Ağabeyimle birlikte ben de motorla seyahat ederdim. Artık motorlara trafikte saygı duyulsun, motosikletler fark edilsin" diye isyan ediyor.
ADRENALİN, TUTKUSUYDU
Ehliyet alma yaşı tutar tutmaz ilk motosikletini taksitle aldı Kerem Dörter. "Çocukluğundan bu yana rüzgar sörfü ve kayak yaptı. Profesyonel dalıcıydı. Motosiklet kullanması bizi hep ürküttü, karşı çıktık" diyen baba Zafer Dörter "Adrenalin onun için tutkuydu" diye fısıldıyor. Güvenli sürüş için her türlü ekipmana sahip olan Kerem, motosikleti ve kendi güvenliği için para harcamaktan kaçınmıyordu. Diğer motorcu arkadaşlarıyla Türkiye'yi dolaşan genç işadamınınbabasıyla birlikte çalıştıkları şirketleri her geçen gün büyüyordu ve Kerem'in kaptan koltuğuna oturması bekleniyordu, o elim kaza olmasaydı. Kaza haberini alan aile apar topar Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne koşmuştu. Biricik oğullarını başka bedenlerde yaşatmaya karar veren aile, Kerem'in organlarını bağışlamak istedi ancak geç kalınmıştı. "Kerem hâlâ benim yanımda yaşıyor, onu her an hissediyorum" diyen kız kardeşi Sinem, "O hayat dolu bir insandı, organlarının birine hayat vermesini isterdi" diye konuşuyor.
Hazırlayan NURDENİZ KUTSEL
'Motosiklete beni çeken özgürlük hissi'
NEREDEYSE çocukluğumdan bu yana motosiklet kullanıyorum. Ama 3-4 yıldır kendi motorum var. Beni motosiklete çeken en önemli şey özgürlük hissi tabii ki. Ailem de motosiklet kullanmama alıştı. Türkiye'de motosiklet sanki yokmuş ya da trafiğin bir parçası değilmiş gibi davranılıyor. Bu yüzden motor kullanmak Türkiye'de, özellikle İstanbul'da diğer illere göre daha tehlikeli ve tuzaklarla dolu. Motosikletle kaza yaparsan ya ölürsün ya da yaralanırsın. Kimi zaman motosiklet kullanmayı bırakmak istediğim anlar oldu. Ancak bir kere motosiklete bindiğinde bir daha vazgeçmek zor. Sürücülerin motor üstünde gördükleri insanların herkes gibi normal insanlar olduklarını unutmamalarını istiyorum. Bazı tehlikeli hareketleri bir marifetmiş gibi yapan kurye arkadaşların da daha dikkatli olması gerekiyor.
'Her Türk potansiyel motorcudur'
MEHMET AKİF ERDEM Diyaliz Hekimi
YAKLAŞIK 10 yıldır motosiklet kullanıyorum. 60 bin kilometreye yakın yol yaptım bugüne kadar. Cruiser tarzında bir motosikletim var. Motosiklet her şeyden önce güç demek. Güç sahibi olmak, güce hükmetmek insanoğlunun temel zaaflarından birisi. Biz Türkler için olmazsa olmaz üç şey vardır biliyorsunuz: At, avrat, pusat... Burada atın yerine konulabilecek, yerini doldurabilecek en doğru şey motosiklettir. Her Türk potansiyel bir motosiklet kullanıcısıdır bence. Sadece sahip olduğunuz gücü değil, kendi limitlerinizi de bilin. Çünkü limitleri zorlamak bu güzel aleti anında bir ölüm makinesine dönüştürür.