İnsan İnandığına Denktir!...

Katılım
21 Ocak 2006
Mesajlar
225
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Cam Tavan Sendromu
Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler.
Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar.
Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düşerler. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar. Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler. Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır.
Zemin tekrar ısıtılır.
Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkanları vardır ama buna hiç cesaret edemezler. Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı 'hayat dersi'ne sadık halde yaşarlar.
Pirelerin isterlerse kaçma imkanları vardır ama kaçamazlar.
Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel (cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel (burada 30 cm 'den fazlazıplanamaz inancı) varlığını sürdürmektedir.

Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini göstermektedir.

Bu pirelerin yaşadıklarına 'cam tavan sendromu' denir.

Bir insanıngelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır.

Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir.

İnsan inandığına denktir. Yapabileceğini düşündüğü kadardır. ***
 
Katılım
13 Eyl 2006
Mesajlar
244
KISA NE NET.
hayat bu kadar basit aslında ama; dünyayı dayanılmaz ve yaşanılmaz bir yer haline getiren yine insandır.
Belki, konuyla birebir alakası olmayabilir ama serpico'dan bir not: İNSANIN EN BÜYÜK DÜŞMANI VE EN BÜYÜK İLACI YİNE BİR İNSANDIR.
 
Katılım
19 Kas 2005
Mesajlar
2,946
bunu okuyunca aklıma şu geldi. ekliyim bari

Bir laboratuarda deney yapılıyor.
İçinde bir büyük ve çokça küçük balığın
oldugu kocaman bir akvaryum konuyor.
Haliyle, büyük olan acıktıkça küçükleri
yiyor...
Daha sonra akvaryumun ortasına dikey bir
cam yerleştiriliyor böylece akvaryum ikiye
ayrılıyor. Büyük balık bir tarafa küçük
balıklarda diğer tarafa yerleştiriliyor.
Büyük balık cam bölmeyi geçmek ve küçük
balıkları yemek için defalarca deneme
yapıyor. Bu durum tam 28 saat boyunca
sürüyor. 28 saatin sonunda büyük balık
artık diğer tarafa geçmek için mücadele
etmeyi bırakıyor.Deneyin sonunda cam
bölme kaldırılıyor.

O da ne!!!

Büyük balık küçükleri yemek için hiçbir
hamle yapmıyor. Saatler geçtiği halde
onları yemediği görülüyor. Buna psikolojide
"Öğrenilmiş Güçsüzlük" deniyor.

İstatistiklere göre bir çocuk ergenlik
yaşına gelinceye kadar ortalama 148.000
defa anne babasının, "yapma; elleme,
dokunma," gibi sözlerini duyuyormuş.
Böyle olunca da çocukta büyüyünce
"yapamama", "edememe" özellikleri
gelişiyor ve özgüvenini yitiriyormuş.
 
Katılım
24 Ağu 2005
Mesajlar
929
Hocam Helal, miss gibi bi yazı olmus. MEsajda Çok sağlam, sarsıyo bünyeyi.
Kutluyorum?
 
Katılım
21 Ocak 2006
Mesajlar
225
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
güzel bi deneymiş.bilmiyodum öörenmiş olsum.
çooooook teşekkür!....
 
Katılım
17 Kas 2006
Mesajlar
12
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Mümin Sekman‘ın “Her Şey Seninle Başlar” eserinden, paylaştığın için teşekkürler. Bilmeyen yada okumayanlar varsa şiddetle tavsiye ederim, kişisel gelişim konusunda yazılmış çok güzel bir kitap.

"Çaresizlik öğrenilmiştir.
Başarılı olmak da öğrenilebilir.
Sende sandığından fazlası var!
Gelebileceğin en iyi yerde değilsin.
Yeni bir hayat için gereken, yeni bir akıldır.
Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur.
Rüzgarı suçlamayı bırak, yelkenleri kullanmayı öğren!
Seyirci koltuğundan sıkıldıysan, sahneye çık.
Zirvede her zaman bir kişiye daha yer var.
Her şey seninle başlar!
Başkaları yapabildiyse, sen de yaparsın.
Hayatta ya tozu dumana katarsın,
Ya da tozu dumanı yutarsın.
Seçim senin!"
 

R3N

Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
17 Ağu 2006
Mesajlar
1,773
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
zıplamamayı seçiyorum , üşengecim :p paylaşım için teşekkür
 
Katılım
17 Kas 2006
Mesajlar
12
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Okul hayatında, "hayat bilgisi" dersi gördüğümüz halde, hayat okulunda ezberimiz neden karışıyor? Çünkü okullar bizi hayata değil, sınavlara hazırlıyor. Bu yüzdeh okul hayatı ile hayat okulu arasındaki farklardan yaşam şaşkını oluyoruz.

1- Okul hayatında sınavlar, önceden haber verilerek yapılır ve notumuz yüzümüze söylenirdi. Oysa hayat okulunda insanlar bizi habersizce "sınava çekiyor" ve ve yargılarını genellikle içlerinde tutuyorlar.

2- Okul hayatında anlatılmayan konudan soru sorulmazdı, hayat okulunda soru çıkabilecek her konuyu bilmeniz bekleniyor.

3- Okul hayatında notunuz "objektif" rakamlarla karnemize yazılırdı. Oysa hayat okulunda, "subjektif kanaatlerle" "notumuz" veriliyor.

4- Okul hayatında soruların tek doğru cevabı vardı. Hayat okulunda kişiye göre değişen doğru cevapları bilmeniz gerekiyor.

5- Oku lhayatında bulunduğumuz sınıftan daha aşağıya düşmezdik. Hayat okulunda "sınıftan düşmek" mümkün!

6- Okul hayatında önce dersimizi öğrenir sonra sınava girerdik. Hayat okulundaönce sınavca çekilip sonra "dersimizi alıyoruz."

7- Okul hayatında tek dersten sınıfta kalanlara "bir ek sınav hakkı" daha verilirdi. Hayat okulunda bir fırsatı kaçırıp son vagona atlayamayanlar için "tek fırsat hakkı yok".

Farklar böyle sıralanıp gidiyor.

Kullanma kılavuzunu yanımıza almadan hayata geliyoruz. Nasıl yaşayacağımızı yaşarken öğreniyoruz. Yaşamak istediğimiz hayat, yaşadığımız hayat ve yaşamamız istenen hayat hayatın iç açılarının toplamından "ortaya karışık" bir hayat çıkarıyoruz kendimize.
Mümin Sekman'ın Her Şey Seninle Başlar isimli eserinden.
 
Katılım
4 Ara 2006
Mesajlar
134
hımm.....

Burda biras ağır konular konuşuluo heralde

begenmedim desem yalan olur ama begendim desemde yalan olur:cherry:

En iiisi "Anlayamadım" demek

Paylaşım için teşekkürler "Tess" ve "xxxxx"

Bende sunu ekleyim bari

Madem akvaryumdan felan konuşuluo

Evde akvaryumunuz varsa (Tabe içinde balıkta olcak):wiinkk:

Her gun yemek vermeden önce akvaryumun camına metal bi şeyle

vurun (fazla vurupta kırmayın da):cyclopsan

bole her gun devam edin

1 ay sonra tekrar cama vurdugunuzda (o kadar surede sizin bu yaptıgınz olay balıkların beyin altına yerleşio)

balıkların "yemek werilecek die" camın oraya toplandıgını gorceksiniz:cherry:

kitapta böle yazıo

(Sanki toplanınca ne olacaksa:queen: )

Buna biz hayvan psikolojisi diorus:p

walla ben denemedim ama oluormus:cat:
 
Katılım
17 Kas 2006
Mesajlar
12
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Anlamaman normal, sana hitap etmiyor, sen aşmışsın artık bunları, sanırım olmak istediğin yerde istediğin hayatı yaşıyorsun.
 
Katılım
12 Eki 2006
Mesajlar
11,471
Sen neden bana sataşıyosun yaa.. Hala bi yanlış anlamanın kurbanı mıyım yanii :pr:
 
Katılım
17 Kas 2006
Mesajlar
12
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Sen neden bana sataşıyosun yaa.. Hala bi yanlış anlamanın kurbanı mıyım yanii :pr:

cakalaz, sana sataşmıyorum ayrıca yanlış anlamanın kurbanı değilsin buna emin ol. Ama yaptığın yoruma cevap yazma konusunda kendimi engelleyemedim. Şimdi ben sana sormak istiyorum, burada çok hoş bir yazıyı paylaşmak istemişler ve yorumları merak etmişler.
Bu ne? Nasıl bir yorum?
:silent: bu ne be :silent:

Ayrıca herşeye cevap yazma zorunda mı hissediyorsun kendini, yada öyle bir baskımı var? Anlamadıysan yorum yapmazsın yada güzel bir dille anlamadığını yazarsın değil mi?
 
Katılım
13 Tem 2007
Mesajlar
68
Aynı deneyin bi benzeri köpeklere yapılmıştır köpekler Pavlovun köpekleri gibi şartlandırıldıktan sonra köpeklerin yiyeceği yemeklere elektrik verilmiştir. e haliyle bi vakit sonra köpekler yemek yememeye başlamışlardır.Bu olaya Sosyolojide öğretilmiş çaresizlik deniyor bazı faşist yönetimler tarihte ilerici, aydın insanları öldürerek topkumdaki ileri gitme isteiğini engelleyip çaresizliği yaymışlardır. :(
 
Katılım
30 Tem 2006
Mesajlar
4,311
bunu okuyunca aklıma şu geldi. ekliyim bari

Bir laboratuarda deney yapılıyor.
İçinde bir büyük ve çokça küçük balığın
oldugu kocaman bir akvaryum konuyor.
Haliyle, büyük olan acıktıkça küçükleri
yiyor...
Daha sonra akvaryumun ortasına dikey bir
cam yerleştiriliyor böylece akvaryum ikiye
ayrılıyor. Büyük balık bir tarafa küçük
balıklarda diğer tarafa yerleştiriliyor.
Büyük balık cam bölmeyi geçmek ve küçük
balıkları yemek için defalarca deneme
yapıyor. Bu durum tam 28 saat boyunca
sürüyor. 28 saatin sonunda büyük balık
artık diğer tarafa geçmek için mücadele
etmeyi bırakıyor.Deneyin sonunda cam
bölme kaldırılıyor.

O da ne!!!

Büyük balık küçükleri yemek için hiçbir
hamle yapmıyor. Saatler geçtiği halde
onları yemediği görülüyor. Buna psikolojide
"Öğrenilmiş Güçsüzlük" deniyor.

İstatistiklere göre bir çocuk ergenlik
yaşına gelinceye kadar ortalama 148.000
defa anne babasının, "yapma; elleme,
dokunma," gibi sözlerini duyuyormuş.
Böyle olunca da çocukta büyüyünce
"yapamama", "edememe" özellikleri
gelişiyor ve özgüvenini yitiriyormuş.


Egitim bilimcilerde bu olaya Öğrenilmiş Çazerislik adını veriyor:cat:
 
Süper Moderatör (BBRR)
Katılım
12 Haz 2005
Mesajlar
8,444
Yardır git
bize yanlışmı öğrettiler pavlov un deneyi şöle idi köpeklere yemek verilirken ayaklarının altındaki metale çok az elektirik veriliyo.. bu günlerce tekrarlanıyor .. artık yemek verilmese bile tablaya elektirik verilirse köpeklerin azının suyu akıyo yemek verilecek diye ...
 
Katılım
19 Kas 2005
Mesajlar
2,946
elektrik vermiyo abi zil çalıyo. bi zaman geçince zili çalar çalmaz köpeğin salyası akıyo
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst