- Katılım
- 10 Mar 2005
- Mesajlar
- 63
- Konu Yazar
- #1
Merhabalar..
Yoğun işler, bitmesi gereken yüksek lisans tezi, motora binmek bir yana siteye giremez oldum. Ama bugün işe motorla gitmeye karar verdim. Düştüm yollara.
Karşıda Ilgaz Dağları, sisler altında
20 km.lik asfalttan sonra toprak
Sonbahar düşmüş ormana
Dedim ya, gezmeye değil, işe gidiyorum
, üretim sahalarını kontrol edecem
Ahlat köylüler devrik ağaçların üretimde çalışıyorlar
İstikamet Kızılgöl yaylasından Hacet
Yılın ilk karı göründü
2031 m.de artık bulutların arasındaydım.
Yoğun bir kar olmasa da, Kastamonu’da kışın ilk karı
Çok soğuktu, çoook…
Sürekli burada yaşadığınızı düşünsenize.
Bu da ben
Zirvede kar üstünde
Zirvenin haşin rüzgarında bayrağımız dalgalanır diye bekliyordum ki!
Bayrak ve direği buzlar altında
Çok soğuktu, birkaç dakikada parmaklarımız hissedemez oldum, kaskımı bile çıkarmadım hatta
Hatta duran motorum buz tutmaya başlamıştı
Önümüzde bool karlı günler olacak nasıl olsa, bu kadar eziyet yeter
Buda ölmüş ağaç heykeli, yeni yaptırdık
Az sonra kuledeydim
2006 yangın sezonunu kapatıyoruz, kış geldiği için bugün kuleyi indiriyoruz, mayısa kadar kapıya kilidi vuruyoruz yani
Kuleden manzaralar
Hatıra fotoğrafı, elektronik teknisyeni Serdar ile.
Kule bekçisi Mustafa sağ olsun, sırt çantamı kanlıca mantarıyla doldurdu
Kulen ayrılıp Üyük yaylasına indim, yayladan yangın gözetleme kulesi
Ardından Saraycık yaylasına geçtim, 5.E.C. Şenliğine gelenlere nostalji
Ardından orman yolundan Tepeyurta çıktım. Kestirme diye kayalık yola ineyim dedim
Ama ben üstünden geçerken yerini değiştirmek isteyen bir, sarıkızım yerde!
İyi enduro düştüğü gibi kalkmasını da bilmelidir. Tabi bazı önemsiz uzuvlarını (sol ayna gibi) bırakabilir
Daha sonra gençleştirme sahasına geçtim. Obruk köylüler ramazan falan dinlemeden çalışıyorlardı.
Bu arada sıkı bir tek teker gösterisi.
Köylülerle biraz sohbetten sonra yola devam
Yola devrilmiş ağaç biraz oyaladı
Çaycuma OYKA kağıt fabrikasına kağıtlık odun gidecekti, gelmişken oraya da uğrayayım dedim
Oldu olacak oradan da Çatören köyünün üretim sahasına geçtim.
Nihayet oruçlu olmayan birilerini buldum, odun ateşinde çay iyiydi, ama közde kanlıca mantarı süperdi.
Hacı İsmail dayı, çok hoş bir adam, 10 kasım 1937 de doğmuş, 60 yıldır ormanda çalışıyor ve birçok delikanlı geçineni cebinden çıkarır
Yol boyu üretim sahalarından geçtim
Burası da başka bir gençleştirme sahası, saha genç fidanlarla dolu
Bu yoldan Bidan yaylasına inecem, kestirme
Uzaktan Bidan yaylası
Kuş kafeslerimizden biri, Samsunda sülün çiftliğinden getirdiğimiz sülün kuşlarını burada kurduğumuz kafeste doğaya alıştırıyoruz, adaptasyon süresinden sonra doğaya salıyoruz
Bu yayla kuşlar ve yaban hayvanları için ideal bir ortam, etraf yabani meyvelerle dolu
Zaten etrafta da yaban hayvanı yolları var
Güya bir sahaya bakıp öğlene Kastamonu’ya dönecektim, akşamın 5 inde hala dağdayım, 40 km.si asfalt, 150 km. yol yapmıştım garaja girdiğimde.
Yoğun işler, bitmesi gereken yüksek lisans tezi, motora binmek bir yana siteye giremez oldum. Ama bugün işe motorla gitmeye karar verdim. Düştüm yollara.
Karşıda Ilgaz Dağları, sisler altında
20 km.lik asfalttan sonra toprak
Sonbahar düşmüş ormana
Dedim ya, gezmeye değil, işe gidiyorum
Ahlat köylüler devrik ağaçların üretimde çalışıyorlar
İstikamet Kızılgöl yaylasından Hacet
Yılın ilk karı göründü
2031 m.de artık bulutların arasındaydım.
Yoğun bir kar olmasa da, Kastamonu’da kışın ilk karı
Çok soğuktu, çoook…
Sürekli burada yaşadığınızı düşünsenize.
Bu da ben
Zirvede kar üstünde
Zirvenin haşin rüzgarında bayrağımız dalgalanır diye bekliyordum ki!
Bayrak ve direği buzlar altında
Çok soğuktu, birkaç dakikada parmaklarımız hissedemez oldum, kaskımı bile çıkarmadım hatta
Hatta duran motorum buz tutmaya başlamıştı
Önümüzde bool karlı günler olacak nasıl olsa, bu kadar eziyet yeter
Buda ölmüş ağaç heykeli, yeni yaptırdık
Az sonra kuledeydim
2006 yangın sezonunu kapatıyoruz, kış geldiği için bugün kuleyi indiriyoruz, mayısa kadar kapıya kilidi vuruyoruz yani
Kuleden manzaralar
Hatıra fotoğrafı, elektronik teknisyeni Serdar ile.
Kule bekçisi Mustafa sağ olsun, sırt çantamı kanlıca mantarıyla doldurdu
Kulen ayrılıp Üyük yaylasına indim, yayladan yangın gözetleme kulesi
Ardından Saraycık yaylasına geçtim, 5.E.C. Şenliğine gelenlere nostalji
Ardından orman yolundan Tepeyurta çıktım. Kestirme diye kayalık yola ineyim dedim
Ama ben üstünden geçerken yerini değiştirmek isteyen bir, sarıkızım yerde!
İyi enduro düştüğü gibi kalkmasını da bilmelidir. Tabi bazı önemsiz uzuvlarını (sol ayna gibi) bırakabilir
Daha sonra gençleştirme sahasına geçtim. Obruk köylüler ramazan falan dinlemeden çalışıyorlardı.
Bu arada sıkı bir tek teker gösterisi.
Köylülerle biraz sohbetten sonra yola devam
Yola devrilmiş ağaç biraz oyaladı
Çaycuma OYKA kağıt fabrikasına kağıtlık odun gidecekti, gelmişken oraya da uğrayayım dedim
Oldu olacak oradan da Çatören köyünün üretim sahasına geçtim.
Nihayet oruçlu olmayan birilerini buldum, odun ateşinde çay iyiydi, ama közde kanlıca mantarı süperdi.
Hacı İsmail dayı, çok hoş bir adam, 10 kasım 1937 de doğmuş, 60 yıldır ormanda çalışıyor ve birçok delikanlı geçineni cebinden çıkarır
Yol boyu üretim sahalarından geçtim
Burası da başka bir gençleştirme sahası, saha genç fidanlarla dolu
Bu yoldan Bidan yaylasına inecem, kestirme
Uzaktan Bidan yaylası
Kuş kafeslerimizden biri, Samsunda sülün çiftliğinden getirdiğimiz sülün kuşlarını burada kurduğumuz kafeste doğaya alıştırıyoruz, adaptasyon süresinden sonra doğaya salıyoruz
Bu yayla kuşlar ve yaban hayvanları için ideal bir ortam, etraf yabani meyvelerle dolu
Zaten etrafta da yaban hayvanı yolları var
Güya bir sahaya bakıp öğlene Kastamonu’ya dönecektim, akşamın 5 inde hala dağdayım, 40 km.si asfalt, 150 km. yol yapmıştım garaja girdiğimde.