- Katılım
- 13 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,547
- Konu Yazar
- #1
Merhaba
11-12-13.08.2006 [Adana MT] ve [Mersin MT] Silifke Uzuncaburç Gezimizi çok şükür sorunsuz tamamladık. İşte hikayemiz.
Not: Diğer arkadaşlarımızın makinesinde de resimler var onlarda eklenecektir.
11.08.2006 Cuma günü Adana grubu olarak toplandık. Hazırlıklar vs. derken saat 19:00 civarı Mersin'e doğru yola koyulduk. Mersin Adese'nin orda Mersin grubundan Mustafa (yıldırım33) bizi karşıladı ve hep beraber buluşma noktasına gittik. İşte buluşma noktasından karelerimiz.
Motorlar karınlarını doyururken.
Benzin ikmalleri yapılıp gerekli yol notları konuşulduktan sonra yola çıktık. Gece bir iki malzeme takviyesi için durulan yerlerin haricinde durmadan Silifkeye kadar yol yapıldı. Silifkeye vardığımızda daha önce ciks33 (Alper) 'e Silifke'de yengeç yemek istediğimizi söylemiştim. O da sağ olsun telefonla Selahattin ALBAYRAK abimizi aradı ve o da bir yer ayarladı ve oraya gidip yengecimizi yedik. İşte yengeç resimleri :mrgreen:
Yengecimizi yedikten sonra yaklaşık 30km'lik Uzuncaburç dağ yolunda yol almayta başladık. Gece yol aldığımız için resim çekmedim yalnız yolda çok güzel virajlar var ve çok keyifli motor sürülmekte. En sonunda kamp yapacağımız kamp alanına vardık. İşte motorlarımız.
Kamp alanına vardığımızda Belediye Başkanı İshak YILMAZ ve ailesi bizi beklemekteydi. Beraber oturduk sohbet ettik. Ardından çok güzel bir kavurma geldi. Yorgunluktan milleti çekmeyi unutmuşum ama açlıktan yemek resmini çekmişim işte kavurma :mrgreen:
Yemek sonrası çadırlarımızı kurup dinlenmeye geçtik. Gece 1200 rakım olmasına rağman sıcak geçti. Ama genede havası şehre göre mükemmeldi. Sabah en erken gene ben kalktım. Baktım millet uyumakta dedim bende su ısıtayım çay içim ama çay Onur'daydı ve çanta nerde bulamadım bende çorba suyu ısıtayım dedim.
Kamp alanından görüntüler. Millet hala uyumakta.
Güneşin çıkması, havanın ısınması ve çadırların sauna moduna geçmesi sonrası millet yavaş yavaş uyanmaya, hareketlilik olmaya başladı. İşte Mustafa abi ve eşi, Birkan (JaNTi) ve Ben
Evet ekip ayaklandı. Artık kahvaltıya geçebiliriz. Bu arada aperatif olarak çekirdek (günebakan) tüketilmekte :mrgreen:
İşte kahvaltı.
Kahvaltı sonrası bir motorcunun yapacağı en baba muhabbet olan motor muhabbeti için herkes motorların yanında :mrgreen:
Tüm hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra artık Uzuncaburç - Kırobası (Mara)'na doğru yola koyuluyoruz. İşte ilk yol resmimiz.
Ufak bir benzin ikmali için benzinlikte duruyoruz. Bizim ekipin iştahı yerinde olduğu için görülen ilk elma ağacından sahibinden izin alınarak elma yeniliyor.
Kırobası yolundan manzara.
Sonunda Kırobası (Mara)'na varıyoruz. Burda bir kahve molası veriyoruz ve Mehmet TOPKARA abi ile sohbet ediyoruz.
İşte kahvehane'deki durumumuz.
Kahve sonrası grup olarak kasabayı gezmeye başladık. Gezerken ilk talan ettiğimiz yer bir ahşap, el eşyası zanaatkarı bir köylünündü. Bu arada Yusuf abi kafasına kuş lastiği sıkarken görülmekte.:mrgreen:
Mustafa abi yanlış yerde eşini sinirlendirdi. Mustafa abinin kafaya kürek yediği an. Tabi Mustafa abide boş değil elinde çapa görülmekte :mrgreen:
Alış veriş sonrası dükkan içi hatıra fotosu. Herkes hazırol da. Yusuf abi gene kuş lastiği ile :mrgreen:
Dükkan çıkışında Kaan ile Alper kapışmasına sahne oldu. Birkan'da arkadan Kaan'a eşek muamelesi yapmakta. Birkan artık Mersin'e zor ayak basar hehe. İşte kavga (şakadan canımmm.... :mrgreen: ) anı.
Elimdeki takta tırnaklar ot toplamada kullanılan bir araç. Tabi ben Freddy modunda kullanmayı tercih ettim.
Kasabadan şapka alan Gringo ekibimizin topluca çekilmiş resmi :mrgreen:
Ardından ben. Clint Eastwood bakışı denedim olmadı :mrgreen:
Gringo Birkan :mrgreen:
Arkadaşlar ilginç bir çay yapma aparatı gördüm. Teneke kutuyla yapılmış resimlerden nasıl çalıştığını ve yapıldığını görürsünüz.
İşte yoldan ve çevreden manzaralarımız.
Ekip Mustafa abiyi takip ederek mangal yapacağımız yere vardı. İşte ordan fotolarımız.
Çevreden manzaralar.
Yemek hazırlıklarına başladık. Herkes işin bir ucundan tuttu.
Alper etleri hazırlamakta.
Mangal yakma çalışmaları.
Yusuf abi Alper'e şaplak atarken :mrgreen:
Mangal olayları.
Evetttt işte etlerimiz pişti. Soframız hazır.
Sofradayız..
Karpuz yerken.
Mehmet TOPKARA abimize herşey için teşekkür ediyoruz.
Yemeğimizi yiyim Uzuncaburç'u geçmeye gidiyoruz. Tekrar yol manzaraları.
Keyifli bir sürüşten sonra Uzuncaburç'a geliyoruz ve gezmeye başlıyoruz. İlk önce mezarlar.
ANTİK ANA MEZARLIK: Genel olarak surun dışında kalan bütün alan mezarlık olarak kullanılmışsa da Ana Mezarlık , kentin yaklaşık 500m kuzeyindeki vadi,nin her iki yanında yer almıştır. Aynı mezarlık hem Roma ve hem de Bizans dönemlerinde kullanılmıştır.
Motorlarımız.
Şimdide sur içinde kalan kısımları geziyoruz. İlk önce Şehir Kapısı.
KUZEY KENT KAPISI: Aslında kentin sur duvarı üzerinde bulunan 1.50 m eninde, yüksekliği 12m2ye varan üç girişli dev kapı Diocaesarea’nın kuzeye açılan kapısıdır. Kuzeden girince .ana girişin sağ kenarında , yerden itibaren dördüncü sırayı oluşturan ilk iki blok taşın üstündeki altı satırlık yazıttan, depremde zarar görmüş olan bu kapının , Roma İmparatoru Theodosiun’un oğulları Arcadius ile Honarius’un İ.S.395’lerde İstanbul (Konstantinopalis)’teki birlikte yönetişmleri sırasında baştan sona kadar onarıldığı anlaşılıyor. Konsolları vaktiyle heykellerle süslenmiş olan bu koca kapıdan uzanan yol ana mezarlıktan geçtikten sonra Mara (Kırobası ) üzerinden Mut (Claudiopolis) ile Karaman (Laranda)’ya uzanıyordu. Diocaesarea, Kuzey Kapısıyla İç Anadolu’ya açıldığı gibi Doğu Kapısıyla Ura (Olba ) ve canbazlı üzerinden Kızkalesi (Korykos)’a, Güney Kapısı ile de Keşlitürkmenli, İmamlı ve Demircili(İmbriogon) üzerinden Silifke (Seleukeia)’ya taş döşeli yollarla bağlanmış önemli bir kent. Kapıdan doğuya tırmanan stabilize yol, Uzuncaburç kahvelerini geçtikten sonra Uzun Burc’a ulaşır.
Şimdide Şans Tapınağı'na geçiyoruz.
ŞANS TAPINAĞI: Sütunlu Ana Cadde’nin başladığı yerde, yüksek tabanlıklar üzerinde yükselen, her biri 5.50m boyundaki tek parça altı granit sütun ve başkiriş (Architrave )’dan oluşan yapı , Olabalı ve Selefkoslar’ın Tyche ,Romalılar’ın ise Fortuna dedikleri Sans Tanrıçasının tapınağıdır. Kenger Yaprak desenli (Acanthus) mermerden başlıkları taşıyan sütunları birbirine bağlayan baş kirişteki tek satırlı yazıtın Türkçesi şudur.
‘ ‘Obrimus’un oğlu Oppius ile Leonidas’ın kızı Kyria çifti Sans Tapınağı’nı yaptırdı ve onu kente armağan ettiler.
Kare biçimli (11x50m) tanrıça heykel odası (Cella), sütunlardan 35geride bulunmaktadır. Tapınak İ.S .yy’ın ikinci yarısına tarihlenmektedir.
Sıra geldi en önemli kalıntıya. Zeus Tapınağı.
ZEUS TAPINAĞI: Sütunlu Ana Cadde’ye bitişik , güneydeki avlu içinde bulunan sütun ormanı görümündeki 39.70m uzunluğunda ve 21.10 m enindeki tek sıra sütunlu (Peripteros) planlı görkemli yapıdır. Selefkos Nikator (İ.Ö.296-280)’un yaptırmışolduğu tapınağın çatılarının. Büyük Rahip Zenophanes’in oğlu Teukros tarafından yenilenmiş olduğunu öğreniyoruz. Zeus Tapınağı’nın , önceden var olan Hitit Yağmur ve Fırtına Tanrısı Tarhunt tapınağının yerine yapıldığı düşünülmektedir. Zeu Tapınağı, planında büyük değişiklikler yapılarak 5. yy’da kiliseye çevrilmiştir. Doğudaki iki sütunun yerine yayduvar (Apsis) konmuş; traşlanmış sütunların arasına kuzey, güney ve batı kapıları sıkıştırılmış; ortadaki tanrı odası (Cella) yıkılmış ve taşlarıyla sutun aralarına duvarlar örülmüştür. Sütunların içyüzlerindeki pembemsi kireçlenmelerden, kilisenin zamanında yangın geçirmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Arkadaşlar tapınağın altı tamamen mozaik. Ancak ödeneğin olmaması, yeterli koruma önlemlerinin alınamaması sebebiyle gün yüzüne çıkartılmıyor. biz izin alarak bir fotoğrafını çektik. Yakın zamanda buraya ayrılan ödenek ile kazı çalışmaları başlanacak ve herşey ortaya çıkacak. İşte mozaik.
Şimdide Üzüm Hevekli Sanduka.
ÜZÜM HEVENKLİ SANDUKA: Zeus Tapınağı’nın kuzey batı çevre duvarının iç yüzünde bulunmaktadır. Uzuncaburç’ta bir temel kazısı sırasında bulunmuş, kapağı kayıp, uç kenarları koç başlı bu sandık mezarın ön yüzü öküz başlarının taşıdığı üzüm hevenkleriyle süslenmiştir. Hevenklerin üst boşluklarındaki saç telleri birer yılan olan keskin bakışlı , mitoloji kahramanı Ejder Medusa başlarının varlığından bu mezarda yatan kişinin soylu, yüksek rütbeli bir Romalı olduğu anlaşılmaktadır.”
Tapınağın içinden diğer eserler.
Sıra geldi Tiyatro bölümüne.
TİYATRO: Tören kapısının yaklaşık 50m doğusunda , Sütunlu Ana Cadde’ye bitişik boşluğa yerleştirilmiş, iki bin seyirci kapasiteli, sahne binası dışında , tümüyle iyi korunmuş canlı bir yapıdır. Bu gün çeşitli sanat etkinlikleri için hem yerli hem yabancılar tarafından kullanılan Tiyatro’nun burada bulunan bir yazıttan Marcus Aurelios (161-180) ile Lucius Verus (161-169)’un birlikteki yönetimleri sırasında yani 2.yy’ın ikinci yarısında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Burda yaşyanlar rahatlarına düşkünmüş. Bizde biraz rahatlayalım dedik ve Onurla poz verdik.
Şimdide Tören Kapısı.
TÖREN KAPISI: Çınarlı Kahve’nin önündeki yarısı yıkılmış yapıdır. Aslı beş gözlü olan sütunlu anıt(15.30mx8m) törenlere sahne olmaktaydı.Mimari ögeleri oldukça iyi korunmuş, İ.S.1.yy’dan kalma yapının sütuynlarından çıkan konsolları, zamanında Roma İmparatorlarının ve soyluların heykellerini taşımaktaydılar.
Şimdide Uzuncaburç'a adını veren kule.
YÜKSEK BURÇ /UZUN BURÇ: Giriş kapısı güneyde olan 22.30m yükseklikte 15.70m uzunlıukta ve12.50m genişlikteki beş katlı yapı , kentin en yüksek noktasında bulunur. Aslında Olbalı rahip- kralların evi olan burcun güney-batı köşesindeki iki köşe taşındaki yazıttan, bu kulenin Rahip Teukros’un oğlu Tarkyares tarafından .İ.Ö3. yy’ın ikinci yarısında ya da 2. yy.’ başında yaptırılmış olduğu anlaşılıyor. Ayını yazının üstündeki taşa kazılı , üç kollu pervaneyi andıran Triskeles işareti Olba Krallığı’ nın simgesidir.Ayrıca giriş kapısının üzerinde sağa sola uzanan iki satırlık yazıtta ise ‘ ‘İl Valisi Petronius Faustinus’un emriyle ’’ İ.S. 3. yy.’ın sonuna ait olan onarım projesinden bahsedilmektedir. Sonraları Roma döneminde sur duvarlarına alınan burcun doğusundaki yerden 6.50m yükseklikte bulunan çıkartma kapı ,herhangi bir kuşatma sırasında dışarıyla bağlantı kurmaya yarıyordu.
Antik sikkelerin üstünde kentin sembolü olan Uzun Burç bugün de beldenin adı olmuştur: Uzuncaburç
Burcun içi görülmekte.
Burç önü motorcu resimleri :mrgreen:
Şimide çeşme binası görülmekte.
ÇEŞME BİNASI: Tören Kapısı’nın hemen sağ ilerisindeki yıkık yapı , Çeşme Binası’dır. Limonlu Çayı kaynağındaki Aksuvat’tan başlayıp 36 km uzunluğundaki tünel , kanal ve arıklardan oluşan bir su yoluyla getirilen su bu çeşmede son bulmaktaydı. Çeşmenin yapımı İ.S.2.yy’ın sonlarına tarihlenmektedir.
İşte buranın tarihçeside burda.
Çevredeki bir iki ilginç yazıt.
Uzuncaburç'a gittiğinizde yörenin kendine özgü Kenger Kahvesi'ni tatmanızı isterim. Ayrıca güzel börek, sıkma ve ayranda var. İşte yörük çadırından görüntülerimiz.
Biz gezi yaparken Başkan İshak YILMAZ 'da grubu ziyarete gelmişti. Sol taraftaki mavili beyazlı çizgili gömlekli kişi.
İşte Kenger Kahvesi
İşte bu bitkinin tohumundan yapılyor arkadaşlar.
Yörük çadırındaki yöresel eşyalar. Anadolu kültürü.
Bu arada antik kente geziye gelen yeni evlenecek çiftin önünü kesiyoruz ve para alıyoruz (5ytl). :mrgreen:
Burada köylüler turizm'den parada kazanıyorlar. İşte bir teyzemizin satış reyonu kendi ördüğü el emeği göz nuru ürünleri satarken. Kendisini saygıyla anıyoruz.
Sıra geldi akşam yemeğimize ve ilginç bir duruma. ilginç'ten çok bir gerçeği ortaya koyuyor. Harley dünyanın her yerinde en yaygın bilinen motosiklet markası. Bize adisyon açan arkadaş ad olarak Harley demiş. Bunu gören herkesi bayağı bir güldürdü. Ama hoşumuzada gitti. İşte olay adisyon.
Meyve tabağım :mrgreen:
Akşam yemeğinden manzaralar.
Gençlik masada etleri götürürken bizde her kamp gezimizde olduğu gibi makarnamızı yapmıştık.
Şimdi de dönüş yolunda Cennet-Cehennem'deki yörük çadırında yediğimiz yemekler. :mrgreen:
İşte Tantuni
İşte Sıkmalar.
İşte benim Menemen
Evet gezi raporumuzun sonuna geldik. Katılan tüm arkadaşlara çok teşekküer ediyorum. Bize yardımcı olan yöreden abilerimizede tekrar teşekkür ederim. Ayrıca çok sevdiğim, kankim Alper (ciks33) kardeşime de tüm katkılarından dolayı teşekkür ederim.
Başka bir gezi raporumuzda görüşmek üzere.
11-12-13.08.2006 [Adana MT] ve [Mersin MT] Silifke Uzuncaburç Gezimizi çok şükür sorunsuz tamamladık. İşte hikayemiz.
Not: Diğer arkadaşlarımızın makinesinde de resimler var onlarda eklenecektir.
11.08.2006 Cuma günü Adana grubu olarak toplandık. Hazırlıklar vs. derken saat 19:00 civarı Mersin'e doğru yola koyulduk. Mersin Adese'nin orda Mersin grubundan Mustafa (yıldırım33) bizi karşıladı ve hep beraber buluşma noktasına gittik. İşte buluşma noktasından karelerimiz.
Motorlar karınlarını doyururken.
Benzin ikmalleri yapılıp gerekli yol notları konuşulduktan sonra yola çıktık. Gece bir iki malzeme takviyesi için durulan yerlerin haricinde durmadan Silifkeye kadar yol yapıldı. Silifkeye vardığımızda daha önce ciks33 (Alper) 'e Silifke'de yengeç yemek istediğimizi söylemiştim. O da sağ olsun telefonla Selahattin ALBAYRAK abimizi aradı ve o da bir yer ayarladı ve oraya gidip yengecimizi yedik. İşte yengeç resimleri :mrgreen:
Yengecimizi yedikten sonra yaklaşık 30km'lik Uzuncaburç dağ yolunda yol almayta başladık. Gece yol aldığımız için resim çekmedim yalnız yolda çok güzel virajlar var ve çok keyifli motor sürülmekte. En sonunda kamp yapacağımız kamp alanına vardık. İşte motorlarımız.
Kamp alanına vardığımızda Belediye Başkanı İshak YILMAZ ve ailesi bizi beklemekteydi. Beraber oturduk sohbet ettik. Ardından çok güzel bir kavurma geldi. Yorgunluktan milleti çekmeyi unutmuşum ama açlıktan yemek resmini çekmişim işte kavurma :mrgreen:
Yemek sonrası çadırlarımızı kurup dinlenmeye geçtik. Gece 1200 rakım olmasına rağman sıcak geçti. Ama genede havası şehre göre mükemmeldi. Sabah en erken gene ben kalktım. Baktım millet uyumakta dedim bende su ısıtayım çay içim ama çay Onur'daydı ve çanta nerde bulamadım bende çorba suyu ısıtayım dedim.
Kamp alanından görüntüler. Millet hala uyumakta.
Güneşin çıkması, havanın ısınması ve çadırların sauna moduna geçmesi sonrası millet yavaş yavaş uyanmaya, hareketlilik olmaya başladı. İşte Mustafa abi ve eşi, Birkan (JaNTi) ve Ben
Evet ekip ayaklandı. Artık kahvaltıya geçebiliriz. Bu arada aperatif olarak çekirdek (günebakan) tüketilmekte :mrgreen:
İşte kahvaltı.
Kahvaltı sonrası bir motorcunun yapacağı en baba muhabbet olan motor muhabbeti için herkes motorların yanında :mrgreen:
Tüm hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra artık Uzuncaburç - Kırobası (Mara)'na doğru yola koyuluyoruz. İşte ilk yol resmimiz.
Ufak bir benzin ikmali için benzinlikte duruyoruz. Bizim ekipin iştahı yerinde olduğu için görülen ilk elma ağacından sahibinden izin alınarak elma yeniliyor.
Kırobası yolundan manzara.
Sonunda Kırobası (Mara)'na varıyoruz. Burda bir kahve molası veriyoruz ve Mehmet TOPKARA abi ile sohbet ediyoruz.
İşte kahvehane'deki durumumuz.
Kahve sonrası grup olarak kasabayı gezmeye başladık. Gezerken ilk talan ettiğimiz yer bir ahşap, el eşyası zanaatkarı bir köylünündü. Bu arada Yusuf abi kafasına kuş lastiği sıkarken görülmekte.:mrgreen:
Mustafa abi yanlış yerde eşini sinirlendirdi. Mustafa abinin kafaya kürek yediği an. Tabi Mustafa abide boş değil elinde çapa görülmekte :mrgreen:
Alış veriş sonrası dükkan içi hatıra fotosu. Herkes hazırol da. Yusuf abi gene kuş lastiği ile :mrgreen:
Dükkan çıkışında Kaan ile Alper kapışmasına sahne oldu. Birkan'da arkadan Kaan'a eşek muamelesi yapmakta. Birkan artık Mersin'e zor ayak basar hehe. İşte kavga (şakadan canımmm.... :mrgreen: ) anı.
Elimdeki takta tırnaklar ot toplamada kullanılan bir araç. Tabi ben Freddy modunda kullanmayı tercih ettim.
Kasabadan şapka alan Gringo ekibimizin topluca çekilmiş resmi :mrgreen:
Ardından ben. Clint Eastwood bakışı denedim olmadı :mrgreen:
Gringo Birkan :mrgreen:
Arkadaşlar ilginç bir çay yapma aparatı gördüm. Teneke kutuyla yapılmış resimlerden nasıl çalıştığını ve yapıldığını görürsünüz.
İşte yoldan ve çevreden manzaralarımız.
Ekip Mustafa abiyi takip ederek mangal yapacağımız yere vardı. İşte ordan fotolarımız.
Çevreden manzaralar.
Yemek hazırlıklarına başladık. Herkes işin bir ucundan tuttu.
Alper etleri hazırlamakta.
Mangal yakma çalışmaları.
Yusuf abi Alper'e şaplak atarken :mrgreen:
Mangal olayları.
Evetttt işte etlerimiz pişti. Soframız hazır.
Sofradayız..
Karpuz yerken.
Mehmet TOPKARA abimize herşey için teşekkür ediyoruz.
Yemeğimizi yiyim Uzuncaburç'u geçmeye gidiyoruz. Tekrar yol manzaraları.
Keyifli bir sürüşten sonra Uzuncaburç'a geliyoruz ve gezmeye başlıyoruz. İlk önce mezarlar.
ANTİK ANA MEZARLIK: Genel olarak surun dışında kalan bütün alan mezarlık olarak kullanılmışsa da Ana Mezarlık , kentin yaklaşık 500m kuzeyindeki vadi,nin her iki yanında yer almıştır. Aynı mezarlık hem Roma ve hem de Bizans dönemlerinde kullanılmıştır.
Motorlarımız.
Şimdide sur içinde kalan kısımları geziyoruz. İlk önce Şehir Kapısı.
KUZEY KENT KAPISI: Aslında kentin sur duvarı üzerinde bulunan 1.50 m eninde, yüksekliği 12m2ye varan üç girişli dev kapı Diocaesarea’nın kuzeye açılan kapısıdır. Kuzeden girince .ana girişin sağ kenarında , yerden itibaren dördüncü sırayı oluşturan ilk iki blok taşın üstündeki altı satırlık yazıttan, depremde zarar görmüş olan bu kapının , Roma İmparatoru Theodosiun’un oğulları Arcadius ile Honarius’un İ.S.395’lerde İstanbul (Konstantinopalis)’teki birlikte yönetişmleri sırasında baştan sona kadar onarıldığı anlaşılıyor. Konsolları vaktiyle heykellerle süslenmiş olan bu koca kapıdan uzanan yol ana mezarlıktan geçtikten sonra Mara (Kırobası ) üzerinden Mut (Claudiopolis) ile Karaman (Laranda)’ya uzanıyordu. Diocaesarea, Kuzey Kapısıyla İç Anadolu’ya açıldığı gibi Doğu Kapısıyla Ura (Olba ) ve canbazlı üzerinden Kızkalesi (Korykos)’a, Güney Kapısı ile de Keşlitürkmenli, İmamlı ve Demircili(İmbriogon) üzerinden Silifke (Seleukeia)’ya taş döşeli yollarla bağlanmış önemli bir kent. Kapıdan doğuya tırmanan stabilize yol, Uzuncaburç kahvelerini geçtikten sonra Uzun Burc’a ulaşır.
Şimdide Şans Tapınağı'na geçiyoruz.
ŞANS TAPINAĞI: Sütunlu Ana Cadde’nin başladığı yerde, yüksek tabanlıklar üzerinde yükselen, her biri 5.50m boyundaki tek parça altı granit sütun ve başkiriş (Architrave )’dan oluşan yapı , Olabalı ve Selefkoslar’ın Tyche ,Romalılar’ın ise Fortuna dedikleri Sans Tanrıçasının tapınağıdır. Kenger Yaprak desenli (Acanthus) mermerden başlıkları taşıyan sütunları birbirine bağlayan baş kirişteki tek satırlı yazıtın Türkçesi şudur.
‘ ‘Obrimus’un oğlu Oppius ile Leonidas’ın kızı Kyria çifti Sans Tapınağı’nı yaptırdı ve onu kente armağan ettiler.
Kare biçimli (11x50m) tanrıça heykel odası (Cella), sütunlardan 35geride bulunmaktadır. Tapınak İ.S .yy’ın ikinci yarısına tarihlenmektedir.
Sıra geldi en önemli kalıntıya. Zeus Tapınağı.
ZEUS TAPINAĞI: Sütunlu Ana Cadde’ye bitişik , güneydeki avlu içinde bulunan sütun ormanı görümündeki 39.70m uzunluğunda ve 21.10 m enindeki tek sıra sütunlu (Peripteros) planlı görkemli yapıdır. Selefkos Nikator (İ.Ö.296-280)’un yaptırmışolduğu tapınağın çatılarının. Büyük Rahip Zenophanes’in oğlu Teukros tarafından yenilenmiş olduğunu öğreniyoruz. Zeus Tapınağı’nın , önceden var olan Hitit Yağmur ve Fırtına Tanrısı Tarhunt tapınağının yerine yapıldığı düşünülmektedir. Zeu Tapınağı, planında büyük değişiklikler yapılarak 5. yy’da kiliseye çevrilmiştir. Doğudaki iki sütunun yerine yayduvar (Apsis) konmuş; traşlanmış sütunların arasına kuzey, güney ve batı kapıları sıkıştırılmış; ortadaki tanrı odası (Cella) yıkılmış ve taşlarıyla sutun aralarına duvarlar örülmüştür. Sütunların içyüzlerindeki pembemsi kireçlenmelerden, kilisenin zamanında yangın geçirmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Arkadaşlar tapınağın altı tamamen mozaik. Ancak ödeneğin olmaması, yeterli koruma önlemlerinin alınamaması sebebiyle gün yüzüne çıkartılmıyor. biz izin alarak bir fotoğrafını çektik. Yakın zamanda buraya ayrılan ödenek ile kazı çalışmaları başlanacak ve herşey ortaya çıkacak. İşte mozaik.
Şimdide Üzüm Hevekli Sanduka.
ÜZÜM HEVENKLİ SANDUKA: Zeus Tapınağı’nın kuzey batı çevre duvarının iç yüzünde bulunmaktadır. Uzuncaburç’ta bir temel kazısı sırasında bulunmuş, kapağı kayıp, uç kenarları koç başlı bu sandık mezarın ön yüzü öküz başlarının taşıdığı üzüm hevenkleriyle süslenmiştir. Hevenklerin üst boşluklarındaki saç telleri birer yılan olan keskin bakışlı , mitoloji kahramanı Ejder Medusa başlarının varlığından bu mezarda yatan kişinin soylu, yüksek rütbeli bir Romalı olduğu anlaşılmaktadır.”
Tapınağın içinden diğer eserler.
Sıra geldi Tiyatro bölümüne.
TİYATRO: Tören kapısının yaklaşık 50m doğusunda , Sütunlu Ana Cadde’ye bitişik boşluğa yerleştirilmiş, iki bin seyirci kapasiteli, sahne binası dışında , tümüyle iyi korunmuş canlı bir yapıdır. Bu gün çeşitli sanat etkinlikleri için hem yerli hem yabancılar tarafından kullanılan Tiyatro’nun burada bulunan bir yazıttan Marcus Aurelios (161-180) ile Lucius Verus (161-169)’un birlikteki yönetimleri sırasında yani 2.yy’ın ikinci yarısında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Burda yaşyanlar rahatlarına düşkünmüş. Bizde biraz rahatlayalım dedik ve Onurla poz verdik.
Şimdide Tören Kapısı.
TÖREN KAPISI: Çınarlı Kahve’nin önündeki yarısı yıkılmış yapıdır. Aslı beş gözlü olan sütunlu anıt(15.30mx8m) törenlere sahne olmaktaydı.Mimari ögeleri oldukça iyi korunmuş, İ.S.1.yy’dan kalma yapının sütuynlarından çıkan konsolları, zamanında Roma İmparatorlarının ve soyluların heykellerini taşımaktaydılar.
Şimdide Uzuncaburç'a adını veren kule.
YÜKSEK BURÇ /UZUN BURÇ: Giriş kapısı güneyde olan 22.30m yükseklikte 15.70m uzunlıukta ve12.50m genişlikteki beş katlı yapı , kentin en yüksek noktasında bulunur. Aslında Olbalı rahip- kralların evi olan burcun güney-batı köşesindeki iki köşe taşındaki yazıttan, bu kulenin Rahip Teukros’un oğlu Tarkyares tarafından .İ.Ö3. yy’ın ikinci yarısında ya da 2. yy.’ başında yaptırılmış olduğu anlaşılıyor. Ayını yazının üstündeki taşa kazılı , üç kollu pervaneyi andıran Triskeles işareti Olba Krallığı’ nın simgesidir.Ayrıca giriş kapısının üzerinde sağa sola uzanan iki satırlık yazıtta ise ‘ ‘İl Valisi Petronius Faustinus’un emriyle ’’ İ.S. 3. yy.’ın sonuna ait olan onarım projesinden bahsedilmektedir. Sonraları Roma döneminde sur duvarlarına alınan burcun doğusundaki yerden 6.50m yükseklikte bulunan çıkartma kapı ,herhangi bir kuşatma sırasında dışarıyla bağlantı kurmaya yarıyordu.
Antik sikkelerin üstünde kentin sembolü olan Uzun Burç bugün de beldenin adı olmuştur: Uzuncaburç
Burcun içi görülmekte.
Burç önü motorcu resimleri :mrgreen:
Şimide çeşme binası görülmekte.
ÇEŞME BİNASI: Tören Kapısı’nın hemen sağ ilerisindeki yıkık yapı , Çeşme Binası’dır. Limonlu Çayı kaynağındaki Aksuvat’tan başlayıp 36 km uzunluğundaki tünel , kanal ve arıklardan oluşan bir su yoluyla getirilen su bu çeşmede son bulmaktaydı. Çeşmenin yapımı İ.S.2.yy’ın sonlarına tarihlenmektedir.
İşte buranın tarihçeside burda.
Çevredeki bir iki ilginç yazıt.
Uzuncaburç'a gittiğinizde yörenin kendine özgü Kenger Kahvesi'ni tatmanızı isterim. Ayrıca güzel börek, sıkma ve ayranda var. İşte yörük çadırından görüntülerimiz.
Biz gezi yaparken Başkan İshak YILMAZ 'da grubu ziyarete gelmişti. Sol taraftaki mavili beyazlı çizgili gömlekli kişi.
İşte Kenger Kahvesi
İşte bu bitkinin tohumundan yapılyor arkadaşlar.
Yörük çadırındaki yöresel eşyalar. Anadolu kültürü.
Bu arada antik kente geziye gelen yeni evlenecek çiftin önünü kesiyoruz ve para alıyoruz (5ytl). :mrgreen:
Burada köylüler turizm'den parada kazanıyorlar. İşte bir teyzemizin satış reyonu kendi ördüğü el emeği göz nuru ürünleri satarken. Kendisini saygıyla anıyoruz.
Sıra geldi akşam yemeğimize ve ilginç bir duruma. ilginç'ten çok bir gerçeği ortaya koyuyor. Harley dünyanın her yerinde en yaygın bilinen motosiklet markası. Bize adisyon açan arkadaş ad olarak Harley demiş. Bunu gören herkesi bayağı bir güldürdü. Ama hoşumuzada gitti. İşte olay adisyon.
Meyve tabağım :mrgreen:
Akşam yemeğinden manzaralar.
Gençlik masada etleri götürürken bizde her kamp gezimizde olduğu gibi makarnamızı yapmıştık.
Şimdi de dönüş yolunda Cennet-Cehennem'deki yörük çadırında yediğimiz yemekler. :mrgreen:
İşte Tantuni
İşte Sıkmalar.
İşte benim Menemen
Evet gezi raporumuzun sonuna geldik. Katılan tüm arkadaşlara çok teşekküer ediyorum. Bize yardımcı olan yöreden abilerimizede tekrar teşekkür ederim. Ayrıca çok sevdiğim, kankim Alper (ciks33) kardeşime de tüm katkılarından dolayı teşekkür ederim.
Başka bir gezi raporumuzda görüşmek üzere.