- Katılım
- 18 Haz 2006
- Mesajlar
- 3
- Konu Yazar
- #1
Her şey dün akşam başladı. Bir anda karar vermiştim bu çılgınlığı yapmaya. Evet sabah erkenden kalkacaktım ve verecektim kendimi yollara... Gece geç saatlere kadar haritalara baktım (hatta kendime bir tane çizdim bile) internette bulabildiğim bütün resimlere bakarak bugünü hayal ettim ve bu sabah ( tabi geç kalktım
) yola koyuldum. Amacım karaburun yarımadasını boydan boya gezmekti. İlk durağım Ildırı oldu. Bu şirin sahil kasabasında ıspanaklı gözleme ile kahvaltımı yaptıktan sonra Küçükbahçe tarafına doğru devam ettim. Bu yol Karaburun yarımadasının batı sahil şeridi oluyor. Her virajı döndüğünde muhteşem koylar birbiri ardına kucak açıyor insana. Yarımadanın en kuzey kısmına yani Karaburunun burnuna
kadar ağır ağır manzarayı seyrederek ilerledim. Yol bazı yerlerde çok bozuktu. Kimi zaman yol kenarındaki mucurlar kimi zaman çukurlar kimi zamansa yolun darlığı zorluk çıkarsa da bunlarla mücadele etmenin verdiği keyif ve iki tekerin verdiği özgürlük duygusuyla yarımadanın en kuzeyine kadar gittim. Bu arada Salman diye bir köyden geçtim. Burası çok ilginç bir yerdi. Köy terkedilmiş gibi duruyordu. Daha önce hiçbir yerde görmediğim üstüste dizilmiş taşlardan yapılmış evler vardı. Buradan birkaç kilometre sonra aradığımı bulmuştum. Denizle öpüşen sarp kayalıklar... Sanki insan eli değmemiş gibi doğal, bakir bir koy... Hemen bir çalının arkasına çektim motoru ve dalış takımlarımı çıkardım bir kaplumbağa edası ile sırtımda taşıdığım çantamdan
Evet, tahmin ettiğim gibi suyun altı her tür balıkla doluydu. Motorla çıktığım ilk maceramda ilk balığımı da burada vurdum zıpkınla
Bir kaç saatimi burada harcadım hiç düşünmeden. Oysa daha öyle çok yer vardı ki gidilecek... Kendime geldiğimde yola çıkmak gerek artık dedim ve tekrar koyuldum yola. Karaburunda ve Mordoğanda kısa bir tur atıp devam ettim güneye doğru. Maceramın ikinci ve hem kötü hem de güzel olan kısmı burada başlıyor... Artık eve dönüş psikolojisine girdiğim için midir, virajları hızlı dönmekten zevk alışımdan mıdır bilmem
sanırım biraz dikkatsiz kullanmaya başlamışım. İlk kazamı Balıkovada yaptım. Park yerinden yola çıkmakta olan bir araca burnundan tosladım
Benim hatam gereğinden hızlı gidiyor olmamdı. Çarptığım aracın hatası ise benim geldiğimi görmeyip yola çıkmasıydı. Herneyse, Olay şöyle gerçekleşti: Tam balıklıovanın merkezine girmiştim, bir anda yola çıkmakta olan aracı gördüm. Yolun sol tarafından çıkıyordu. Ani bir fren ve hafif gidonu sağa kırış... Bir de üstüne yolun ıslak oluşunu ekleyin... Yan yattım kaya kaya vurdum kafesin ön tamponuna
Bana birşey olmadı. Sadece tırnağımın biri kanadı biraz. Motorda da önemli bir hasar olmadı. Hemen kalkıp yola koyulma düşüncesi içindeyken bir anda insanlar sardı etrafımı. www.motosiklet.net izmir tayfasıyla böyle tanışmış oldum
Sen kalk bir günde 300 küsür kilometre yol git, MT İzmir'in önünden geçerken kaza yap! İşin güzel yanı da bu oldu işte. Arkadaşlar hepinize buradan tekrar teşekkür ediyorum. Kaza yapan dikkatsiz velet muamelesi görmeyi beklerken, sizin ilginiz sayesinde kendimi gerçekten çok iyi hissettim orada. Mt İzmir ekibinin ikram ettiği çayı içtikten sonra yarım saat kadar grupla birlikte sürdüm motorumu. Onlar mola için durduğunda vedalaşıp ayrıldık, ben yoluma devam ettim. Yolun geri kalanında anlatmaya değer bir şey yok. Urla-Güzlebahçe-Balçova-Otoban üzereinden Gaziemir... Doğayla içiçe, daracık yollarda keskin virajlarla maceram burada son buluyor.
Sevgiler...
Sevgiler...