- Katılım
- 14 Nis 2003
- Mesajlar
- 7,151
- Motosikleti
- Yamaha MT-09 Tracer
- Konu Yazar
- #1
Gittik bin bir zorlukla uğraşarak inanılmaz vergileri sineye çekip üç beş birikmiş paramızla hep hayalini kurduğumuz motosikletimizi aldık. Zaten motosiklete kavuşmuş olmanın sevinci ile bir süre bunun bakımıydı, garantisiydi pek aklımıza gelmez ama rodaj dönemi bitmeye yakın artık sudan çıkmış balık gibi motorumuzu; ’bakımı için nereye götüreceğiz? Ufak tefek sorunlar yaşıyorsak nasıl halledeceğiz?’ diye kara kara düşünmeye başlarız. Motosiklet sektöründe satış sonrası hizmetler ile tanışma vaktiniz gelmiş artık sizin.
TÜKETİCİ HAKLARI
Yeni tüketici kanununa göre satın aldığımız tüm motosikletler 2 yıl sınırsız kilometre garantili olarak satılmak zorunda. Ama asıl sorun şu; neler garanti kapsamında, neler değil? Burada önemli olan unsur aldığımız motosikletlerin kullanım ve bakım kitapçığında yazan her şeyi bizim okuduğumuz ve bildiğimiz kabul ediliyor. Yani kitapçıkta yazan bilgilerden herhangi birini bilmeyip motosikletinize zarar verirseniz garantiden faydalanamazsınız. Bu sebepten mutlaka kullanım ve bakım el kitabı okunacak. Bunun dışında kalan sorunlar için ise bir kasko yaptırmak pek faydalı. Eğer garanti kapsamında bir sorun yaşadıysak ve bu sorun 15 gün içerisinde giderilemiyorsa, satıcının bize başka benzer özelliklerde bir motosiklet tahsis etmesi, arızanın tamiri mümkün değilse ya da 30 iş gününden fazla sürecekse yeni bir motosiklet istemeye hakkımız olduğunu kulaklarımıza küpe yapalım.
MOTOSİKLET SERVİSLERİ
Önce satış sonrasının bir geçmişine bakalım. Birkaç yıl önce ülkemizde satışlar bu kadar yüksek değilken dağıtıcı firmaların anlaştığı ya da mağazaların bünyesinde çalışan şanı şöhreti olan ustalar vardı ve her derde deva bu insanlar uğraşıp didinerek zaten pek az olan motosikletlerin bakımlarını yaparlardı. Fakat satışlar patlayıp her yerde arı gibi motosikletler dolaşmaya başlayınca artık usta odaklı servis anlayışı bitmiş oldu.
Tıpkı otomobillerde olduğu gibi prosedürleri olan, organize olmuş, kalifiye elemanlar tarafından işlerin yapıldığı servislere ihtiyaç duyulmaya başlandı. Özellikle Çin malı motosikletlerin bu kadar yoğun satılması ve gerek kullanıcıların deneyimsizliği gerekse motosikletlerin dayanıklılık sorunları yüzünden bu ihtiyaç hızla büyüyor. Küçük hacimli motosikletlerde eskiden iki zamanlı motorlara sahip mobiletler hakimdi. Şimdi Çin motosikletlerinin tümü dört zamanlı ve bu motorlardan anlayan usta sayısı da pek az. Bu konuda da ciddi bir eksiklik var. Büyük hacimli motosikletlerin teknolojisi ise otomobillerden bile komplike olmaya başladığı için bu işten anlayan profesyonel servisler sadece belli noktalarda mevcut durumda. Yetkisi olmayan servislere giderek hem bu teknoloji harikası makinelerimize zarar verebilir hem de garanti kapsamındaysak garantiden çıkarabiliriz, unutmayalım.
YEDEK PARÇA
Yedek parça ise başka bir hikaye. Çinli motosiklet üreticileri Allahtan genellikle aynı bazda motosiklet ürettikleri için X markasının bir modeli ile Y markasının bir modelinin neredeyse birbirinin aynısı olması bir parça durumu iyileştirse de; Çinli üreticilerin dağıtıcılara sattığı motosikletlere garanti olarak sadece küçük bir miktarda bedelsiz verdiği yedek parçalar ile bu işi götürmeye çalışan ve müşterilerini zor durumda bırakan firma sayısı da az değil.
Büyük hacimli motosikletlerde ise her ne kadar bu iş daha sistemli ve düzenli yürütülse de bir iki firma haricinde hiçbir firma otomobil yedek parça stokları kadar geniş stoklar tutmuyor. Bu da ufak bir kaza ya da arıza durumunda bazen parça için aylarca beklemek anlamına geliyor. Tüketici haklarında yazdığım noktaları hatırlamak gerekli bu durumda.
Görüldüğü gibi motosiklet sektöründe satış sonrası, satışları yakalamaya çalışsa da henüz oldukça geride. Bu sebepten aman motosikletlerimize gözümüz gibi bakalım, bakımlarını ihmal etmeyelim. Hatta bazı basit kontrolleri kendimiz yaparsak (yağı, suyu, elektronik aksamın kontrolü gibi) hem sevgili motosikletimiz ile daha samimi olmuş hem de servislere rutin bakımlar dışında pek uğramamış oluruz. Bu bakımları da bir başka haftaya detaylı anlatırım.
Aroma yarış takımına tebrikler
Geçen haftalarda Aroma ile ilgili yazdığım yazıyı hatırlarsınız. Kendileri Türkiye Pist Şampiyonasında bir yarış takımı kurmuşlar ve benden bu konuda ciddi anlamda takdir kazanmışlardı. Ancak ülkemizde düzenlenen pist şampiyonasında, isimlerinin ’Aroma Racing Team’ olmasına da pek çoğunuz gibi fena halde bozulmuştum hani. Geçenlerde Aromanın Basın ve Halkla İlişkiler sorumlusu benimle iletişim kurup, isimlerini Aroma Yarış Takımı olarak düzelttiklerini ve motosiklete desteklerini tam gaz sürdüreceklerini söyledi. Şimdi huzurlarınızda Aroma’ya hem bu hassasiyetlerinden hem de motosiklete olan desteklerinden dolayı şapka çıkartmak istiyorum. Tüm Aroma Yarış Takımına da başarılı bir sezon diliyorum.
Ayşe Şule BİLGİÇ
[email protected]
Rüzgarın Kızı -Ayşe Şule Bilgiç'in Yazıları Her Çarşamba Hürriyet Gazetesi Otoyaşam Ekinde Yayınlanır.