- Katılım
- 1 Eyl 2005
- Mesajlar
- 566
- Konu Yazar
- #1
200gy'yi aldığım günden beri asfalttan kurtulmak için can atıyordum. Pazar günü hazır eşimin toplantısı varken kaçmak için hiç vakit kaybetmedim. Gaziemir'de yaşadığım için Efemçukuru'na doğru yapılacak küçük çalı bir gezi hem fazla zaman almayacaktı hem de siyanürlü altına karşı dikkat çekmek için biraysel bir çaba olacaktı...
Depomu doldurup Menderes'e, Efemçukuru yol ayrımına doğru yola çıktım. Hava çok bulutlu ama yağışsızdı.
Yol ayrımında insanın aklını çelebilecek pek çok seçenek mevcut. Zamanım kısıtlı olduğu için çok düşünmeden yola çıkıyorum.
Yol ayrımından sonra çevre tamamen değişiyor. Şehre bu kadar yakın ancak bir o kadar da uzak...
Bir kaç kilometre sonra yolda bir gölete rastlıyorum. Pek çok aile hafta sonu pikniği için burayı tercih etmiş.
Gölet kenarında küçük bir baraka var. Sonradan bu barakanın bizim işyerinden emekli olan bir arkadaşımıza ait olduğunu öğrendim...
Yola devam...
Yolda benden başka da iki tekerler var...
Bahar....
İlerledikçe yükseklik artıyor...
Zirveye yaklaştığım yerde bir çeşme bekliyor beni...
Ve sonunda Efemçukuru...
Yoldan genel bir görünüm...
Depomu doldurup Menderes'e, Efemçukuru yol ayrımına doğru yola çıktım. Hava çok bulutlu ama yağışsızdı.
Yol ayrımında insanın aklını çelebilecek pek çok seçenek mevcut. Zamanım kısıtlı olduğu için çok düşünmeden yola çıkıyorum.
Yol ayrımından sonra çevre tamamen değişiyor. Şehre bu kadar yakın ancak bir o kadar da uzak...
Bir kaç kilometre sonra yolda bir gölete rastlıyorum. Pek çok aile hafta sonu pikniği için burayı tercih etmiş.
Gölet kenarında küçük bir baraka var. Sonradan bu barakanın bizim işyerinden emekli olan bir arkadaşımıza ait olduğunu öğrendim...
Yola devam...
Yolda benden başka da iki tekerler var...
Bahar....
İlerledikçe yükseklik artıyor...
Zirveye yaklaştığım yerde bir çeşme bekliyor beni...
Ve sonunda Efemçukuru...
Yoldan genel bir görünüm...