Elbette;
Motosiklete binip gitmek zaten bir şekilde gitmek hissi yaşatır insana, taki durana kadar.. Durduğunda tüm o yanında taşıdığın giysi birer küçük prangaya dönüşür

Yolu düşünmekten etrafa bakmaktan diğer şeyleri arkanda bırakabilirsin motosiklet üstündeyken burası doğru..
Ama gitmek için motosiklete ihtiyaç yok. Kaldı ki sonsuzluğa gitme ihtiyacı aslında kaybolma, hiçleşme isteğindendir diye düşünüyorum. Yada keyfin yerindeyse bir şekilde yenilenme isteğindendir. Arkanda bırakmak istediklerin, unutmak istediklerin de kafanda ve kalbinde bulunmaktaysa her an.. nereye gidersen git onları da beraberinde götürürsün. Gitmek aslında mekan değiştirmek demek değil. Geçen sene yeter ulen diyerekten denizcilik sertifikalarımı yeniledim, bir kaç yere haber bıraktım bana çalışabileceğim uzun müddet gelmeyeceğim bir gemide iş ayarlayın diye. Sonra Ankara da ve İstanbul da toplam 3 kez ev tuttum. Sırf istediğim gibi yeni bir hayata başlayayım diye, lakin her seferinde sessiz sedasız geri yuttum hepsini. Boş yere bunları aramak için döktüğüm emek zaman ve maddiyat da verilen ilk kiralar da yanıma kar kaldı. Sonra gün geldi tekrar kendimle başbaşa kalabildim. Benim gitmem susmaktan ve yürümekten ibaret. Ne giderken ben gidiyorum derim, ne birşeyleri umut ederek yürürüm. Hayatın getirdiklerini karşılayabilecek, onları bohçama katabilecek kadar gücüm; dürüst kalmamı sağlayacak kadar iyi kötü cesaretim oldu genelde.
Ölüm? Ölüm bir teslimiyettir, ölüm kaybetmedir, ölüm asıl kaçıştır. Hayatımda kaçacak kadar korkaklaştığım olmadı. Tek bir an hatırlıyorum yanımdaki insan görülmesin diye onunla eğilmiştim bir seferinde

onu da kaçmak olarak nitelendirmek sözlüğe ihanet olur. Ölüme kaçmak insanın kendine ihanetidir, kimse o kadar küçülmemeli. Ölüm seçilebilir hayatın getirdikleri karşısında, ama kaçış yolu olarak görüp seçmekten bahsetmiyorum.
Moral bozukluğuyla ölümü seçmek insanın fıtratına aykırı. İnsan umut ve mutluluk için yaşar. Bazen gözlerimizin parlaklığını, bazen umutlarımızı, bazen mutluluklarımızı alır geçen yıllar. Aslında geçen yıllar değilde biz birbirimizden çalarız bunları, yada diğerinin yitirmesine kasıtlı olarak neden oluruz. İşte bizi insanlıktan çıkarıp insancıklığa düşüren de bu hırsızlıklarımız olur. Çalan olmayıp insan olarak kalmayı seçiyorsak da, gerek yoktu diyerek yürümeye devam edecek kadar da gücü bulabiliriz içimizde bir yerlerde. Elbette hayatın getirdikleri her zaman hoş şeyler olmuyor, elbette iyi insanların başına güzel şeyler gelecek diye bir doğa yasası yok.
Herkes gibi (sanıyorum bu herkesin aklına gelmiştir) yeter ulen artıkın diyerekten.. yada bazen düşünürken gitsem sonra motosikleti birden yatırsam, kaza deseler geçseler.. fikri benimde aklımdan geçmiştir doğal olarak. Bunun hiç birşeyi çözmeyeceğini, sadece gerçekte size değer veren insanları üzeceğinizi, size can veren yaratıcının bu büyük hediyesini elinizin tersiyle geri ittiğiniz gerçeğini ilk fikri takibeden anda farkedersiniz. Eğer illa bir gün ölmeyi seçmem gerekirse eminim ki bu birilerini yada birşeyleri korumak için olur.
Yani aramıza yeni düşen arkadaşım, demem o ki sana

.... Motosiklet sahibi olmadan bunları hepimiz düşündük, olduktan sonra aldığımız keyiften bunları çoktan geride bıraktık. Şimdi bırak sen bu psikolojik çözümlemeleri.. Artık al bir ybr de sen de kurtul biz de kurtulalım
