anasayfaya git  
 
Tüm Motosiklet Siteleri  
Geri Dön   Motosiklet.NeT Forum > Motosiklet Türkiye Forum > Konu Dışı


Atatürk Köşesi

Bu konuya 163 cevap yazıldı 24091 kere görüntülendi
Cevapla
 
Konu Seçenekleri
Eski
  (#41)
musti81
 
musti81 - ait Avatar
 
Çevrimdışı (offline)
Mesajlar: 716
Üyelik Tarihi: 15-09-05
Bulunduğu Yer: GEBZE/KOCAELİ
Kan Grubu: O Rh+
02-08-2006, 23:22 PM

 
Kurtuluş Savaşı yılları ve Atatürk İzmir'i ziyarete gelir.Atatürk ve silah arkadaşları,başkumandanlar hepsi beraber yemek yenilecek odaya geçerler.Sonra bir başkumandan dayanamayıp konuyu açar: "Musrafa Kemal Paşam, bizim ordu da bir asker var, bir oturuşta 1 kazan ayranı bitiriyor!!" Atatürk ise: "Yaa..Çağırın gelsin bakalım görelim marifetini.."

Askeri çağırırlar.Utangaç bir şekilde içeri girer asker.Atatürk'ün karşısına geçer. " Beni çağırmışsınız Paşam.." Atatürk: "Evet ya, seni çağırdım Mehmetçik.., Duyduğuma göre sen bir öğünde hiç bırakmadan 1 kazan ayranı bitiriyormuşsun.." Mehmetçik: "Evet Paşam,doğru duymuşsunuz.." Atatürk: "Hadi o zaman yapta görelim.."Mehmetçik: "Tamam yapayım Paşam ama bana 5 dk izin verin ben bi dışarı çıkıyım, sonra gelir yaparım, olur mu?" Paşa: " Olur bakalım.."

Mehmetçik dışarı çıkar 5 dk sonra içeri girer..Onun için hazırlanmış bir kazan ayranın başına gelir.."Ya Bismillah!!" deyip başlar içmeye..Ayran biter..Paşa: "Aferin oğlum.." Mehmetçik: "Sağolun Paşam" Atatürk: " Yaptın gördük, ama sana bir sualde bulunacağım, 5dk dışarı çıkmıştın, o sırada ne diye dışarı çıktın?" Mehmetçik:" Size mahçup olmamak için denedim Paşam!!"

İşte arkadaşlar gördüğümüz gibi eskiden Türkler böyle bir yapıya sahipmiş..Eskiden onların kaldırdığı kılıçları, şimdi bizler iki elimizle kaldıramıyoruz..
Alıntı ile Cevapla
Eski
  (#42)
Arthur75
 
Arthur75 - ait Avatar
 
Çevrimdışı (offline)
Mesajlar: 20
Üyelik Tarihi: 19-03-06
Bulunduğu Yer: Antalya
Motosikleti: Yamaha YBR 125
03-08-2006, 02:31 AM

 
öncelikle herkeze selamlar. Dedem beni her gördüğünde anlatırdı. Küçükken bir kere Atatürk'ü görmüş. Dedemin sözleriyle "Bir kalabalık gördüm hemen koştum, Atatürk ve arkadaşları bir kahvede oturuyordu. Bir ara göz göze geldik ve bana gülümsedi." diyordu bunu beni her gördüğünde anlatırdı ve her anlattıktan sonra o anı yaşar ve gözleri dolardı. Dede aynı aşk hikayesi gibi derdim. "Evet" dedi. "Bu bir aşk". ozamanlar bu aşkı anlayamamıştım ama yaşım ilerledikçe bu aşkın nasıl birşey olduğunu anladım ve şu anda bile dedemin Atatürk'ü gördüğü anı anlatırkenki hali gözümün önüne gelince tüylerim diken diken oluyor. Atatürk'ün ne fedakarlıklarla, çabalarla, acılarla kurduğu Cumhuriyetimizi Türkiyemizi böyle insanların eline bıraktığımız ve hiç birşey yapamadığımız için içimdeki suçluluk duygusunu asla silemeyeceğim.
   
Yollar Beni Bekler
ybr 125 (kırmızı) 35 HLV 28
Alıntı ile Cevapla
Eski
  (#43)
kuvva
 
kuvva - ait Avatar
 
Çevrimdışı (offline)
Mesajlar: 1.268
Üyelik Tarihi: 24-12-05
Bulunduğu Yer: Karşıyaka/İZMİR
03-08-2006, 11:55 AM

 
harikulade bir topik ve harikulade yazılar,katılımlar.
dedem hala sağ ve tek başına eskişehir de yaşıyor TCDD den müfettiş olarak emekli oldu, kendisi atatürk ün makinistiydi özel ve hemen gitmesi gereken yerlere dedemle giderdi bu konuda çok şanslıyım çünkü okadar çok anısı ve muhabbeti varki atatürk le, ayrıca askerliğimi ANITKABİR ÖZEL MUHAFIZ BİRLİĞİ nde yaptım sanırım duygularımı anlayabiliyorsunuz.
ve şunu söylemek isterim (ki o kadar çok söylenecek söz varki...........! anlarsınız siz.)
PAŞAM, KOMUTANIM, ULU ÖNDERİM, KURTARICIMIZ, SAYENDE BU CENNET VATANDA HÜR VE ÖZGÜRCE YAŞIYORSAK.
ATAM İZİNDEYİZ DİYEREK,İZİNDEN GELMİYORSAK BİLİYORUM KIRGINSIN BİZE VE BENİ RAHAT BIRAKIN DİYORSUN BIRAKIN ARTIK BIRAKTIĞIM TÜRKİYE BU DEĞİLDİ, ŞEHİT KANLARIYLA SULANMIŞ BU ÜLKENİN TOPRAKLARINI PARSEL PARSEL SATIYORSUNUZ HAKLISIN AMA YİNE DE RAHAT UYU BİZE HERŞEYİ ÖĞRETTİN AMA UŞAK OLMAYI ÖĞRETEMEDİĞİN İÇİN TÜM ŞEREFİM VE NAMUSUMLA KANIMIN SON DAMLASINA KADAR İZİNDEYİZ, LÜTFEN RAHAT UYU.
Alıntı ile Cevapla
Eski
  (#44)
clint
 
clint - ait Avatar
 
Çevrimdışı (offline)
Mesajlar: 573
Üyelik Tarihi: 29-03-06
Bulunduğu Yer: İstanbul
Motosikleti: HondaCBF150
03-08-2006, 12:24 PM

 
"ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR." Gazi Mustafa Kemal.

Buna benzer sözü gönülden edebilen ve uygulayan siyasetçi bu memleketi kurtarır beyler. Ama ortada görünmüyor maalesef. Biz Atatürk gibi adam gelsin demiyoruz, Atatürk'ün politikasını uygulayan adam gelsin diyoruz. Bizim kurtuluşumuz budur.
   
"Bir adamın makosenleriyle bir kilometre yürümeden onun hakkında karar verme." (Kızılderili Atasözü) - (Clint is Cloud)
Alıntı ile Cevapla
Eski
  (#45)
BIYIKLI
 
BIYIKLI - ait Avatar
 
Çevrimdışı (offline)
Mesajlar: 1.158
Üyelik Tarihi: 03-02-06
Bulunduğu Yer: Her biri 7 'ölümcül günahla' dolu 7 tepe
Motosikleti: Hyosung RX125SM
Kan Grubu: A Rh-
04-08-2006, 16:24 PM

 
Atamızın Sevdiği Şarkılar



1. Yemen Türküsü

2. Vardar Ovası

3. Çanakkale İçinde

4. Yanık Ömer

5. Kırmızı Gülün Alı Var

6. Alişimin Kaşlari Kara

7. Cana Rakibi Handan Edersin

8. Mani Oluyor Halimi Takrire Hicabım

9. Nihansın Dideden Ey Mest-i Nazım

10. Olmaz İlaç Sine-i Sad Pareme

11. Atladım Bahçene Girdim

12. Dayler Dayler, Viran Dayler

13. Esiri Zülfünün Ey Yüzü Mahım

14. Gitti de Gelmeyi Verdi

15. Hab-gah-ı Yare Girdim Arz İçin Ahvalimi

16. Köşküm Var Deryaya Karşı

17. Şahane Gözler Şahane
   
Türk milletindenim diyen insan, herşeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. M.K ATATÜRK
Alıntı ile Cevapla
Eski
  (#46)
forrap
O Şimdi Asker
 
forrap - ait Avatar
 
Çevrimdışı (offline)
Mesajlar: 4.281
Üyelik Tarihi: 05-05-05
Bulunduğu Yer: İzmir
Kan Grubu: A Rh-
05-08-2006, 23:32 PM

 
Arkadaşlar bu topice de bakın lütfen,Atatürk ile ilgili bir düşüncem var;
http://www.motosiklet.net/forum/showthread.php?t=19356
   
Öldürmezse daha güçlü yapar..

..O Şimdi Askerimsi..
Alıntı ile Cevapla
Eski
  (#47)
musti81
 
musti81 - ait Avatar
 
Çevrimdışı (offline)
Mesajlar: 716
Üyelik Tarihi: 15-09-05
Bulunduğu Yer: GEBZE/KOCAELİ
Kan Grubu: O Rh+
07-08-2006, 12:32 PM

 
Büyük Atatürk'ün ufulünden dolayı teessürümüz o derece derin ve sonsuzdur ki, bunu ifade etmek için kelime bulamıyorum. Çünkü Atatürk, yalnız Türkiye'nin değil, bütün şarkın Ata'sı idi.

Emanullah HAN
Afgan Kralı

Istırap çeken dünyada barış ve esenliği yeniden kurmak ve insanlığın yalnız maddi değil, manevi gelişmesini sağlamak isteyenler Atatürk' ün iman verici ve yön göstericiliğinden örnek ve kuvvet alsınlar."

"O, kendi milleti ve beşeriyet alemi için beslediği muhabbetle, bir dahinin neler yarattığına dair, cihana fevkalade heyecanlı bir sahne seyrettirmektedir."

"Atatürk tarihten hakiki dersler almış nadir büyüklerden biridir. Bütün çaba ve uğraşmaları yalnız kendi ulusu içindir."

Prof. Herbert MELZIG
Tarihçi


Asker, devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi.
Kendisi, Türkiye'nin, dünyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendine
güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir.

General Mc ARTHUR


Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır.
Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye' nin doğması, yeni Türkiye' nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan etmesi ve o zamandan beri koruması, Atatürk' ün Türk halkının işidir. Şüphesiz ki, Türkiye' de giriştiği derin ve geniş inkilaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini daha başarı ile gösteren bir örnek yoktur.

John F. KENNEDY
A.B.D Başkanı


Benim üzüntüm, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkan kalmamış olmasıdır.

"Sovyet Rusya Hariciye Nazırı Litvinof ile görüşürken kendisine onun fikrince bütün Avrupa' nın en kıymetli ve en ziyade dikkate değer devlet adamının kim olduğunu sordum. Bana Avrupa' nın en kıymetli devlet adamının Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal olduğunu söyledi. "

Franklin D. ROOSEVELT
A.B.D Başkanı


Mustafa Kemal yeni Türkiye' nin kalbidir. Eski, yıpranmış bir toplumdan yepyeni, güçlü bir millet yaratmış, eşsiz kişiliğiyle kendini herkese saydırmış, enerjisiyle herkesi kendine inandırmıştır.

Ma Shao-Cheng
Yazar


Yeni Türk Devleti ile Ankara Antlaşması' nın imzalanması nedeniyle; "Bizi arkadan vurdu, dağ başındaki haydutlarla, Mustafa Kemallerle anlaştı" diyenlere Fransız Başbakanının Mecliste verdiği cevap:
Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O' nun tüm askerleri burada olsalardı teker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böylesine kahraman bir antlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum. (1921)

BRIAND
Fransa Başbakanı


Atatürk, yalnız Türk Milleti'nin değil, özgürlüğü uğruna savaşan bütün milletlerin önderiydi. O' nun direktifleri altında siz bağımsızlığınıza kavuştunuz. Biz de o yoldan yürüyerek özgürlüğümüze kavuştuk.

Sucheta KRIPALANI
Hint Parlamento Heyeti Başkanı


Savaşta Türkiye' yi kurtaran, Savaştan sonra da Türk Milletini yeniden dirilten Atatürk' ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de büyük kayıptır. Her sınıf halkın O' nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahraman ve modern Türkiye'nin Ata' sına değer bir görünümden başka bir şey değildir.(1938)

Winston CHURCHILL
İngiltere Başbakanı


Mustafa Kemal Atatürk, kuşkusuz 20. yüzyılda dünya savaşından önce yetişen en büyük devlet adamlarından biri, hiçbir millete nasip olmayan cesur ve büyük bir inkilapcı olmuştur. (1963)

Ben Gurion
İsrail Başbakanı

Kemal Atatürk, yalnız bu yüzyılın en büyük adamlarından biri değildir. Biz Pakistan'da, Onu geçmiş bütün çağların en büyük adamlarından biri olarak görüyoruz. Askeri bir deha, doğuştan bir lider ve büyük bir yurtsever.

Eyüp Han
Pakistan Cumhurbaşkanı

tatürk yalnız Türk tarihinin büyük bir siması değil, aynı zamanda bir büyük barış adamıdır. O'nun yeni Türkiye'yi yaratan eseri, yüzyıllara intikal eden bir anıt olarak kalacaktır.

General METAKSAS
Yunanistan Başbakanı

Atamızın Zübeyda Hanıma mektubu

Ağustos 1335 (1919)
Muhterem Valdeciğim,
İstanbul'dan mufarakatımdan beri sizlere birkaç telgraftan başka bir şey yazmadım. Bu sebeple büyük merak içinde kaldığınızı tahmin ediyorum. Bilhassa hakkımda gerek ötekinden berikinden ve gerek gazetelerden işittiğiniz natamam haberler şüphesiz merakınızı tezyit etmiştir. Halbuki şimdi vereceğim izahatla mutmain olacağınız veçhile şayan-ı endişe hiçbir şey yoktur.

Malumunuzdur ki, daha İstanbul'da iken ecnebi kuvvetlerin devleti, milleti fevkalade sıkıştırmakta ve millete hizmet edebilecek ne kadar adamımız varsa cümlesini hapis ve tevkif ve bir kısmını Malta'ya nefy ve tazip etmekte pek ileri gidiyorlardı. Bana nasılsa ilişememişlerdi. Fakat 3. Ordu müfettişi olarak Samsun'a ayak basar basmaz İngilizler benden şüphelendiler. Hükümete benim sebebi izamımı sordular. Nihayet İstanbul'a celbimi talep ve bunda ısrar ettiler. Hükümet beni iğfal ederek İstanbul'a

celp ve İngilizlere teslim etmek istedi. Bunun derhal farkına vardım. Ve bittabi kendi ayağımla gidip esir olmak doğru değildi. Padişahımıza hakikat hali yazdım. Ve gelemeyeceğimi arz ettim. Zat-ı şahane de evvela buna muvafakat etti. Fakat daha sonra İngilizlerin tazyiki ziyadeleşti. Nihayet o da İstanbul'a avdetimi irade etti. Bu suretle artık resmî makamımda kalmaya imkân göremediğim gibi askerliğimi muhafaza ettikçe İngilizlerin ve hükümetin hakkımdaki ısrarına mukabele edilemeyecekti. Bir tarafında bütün Anadolu halkı tekmil millet hakkımda büyük bir muhabbet ve itimat gösterdi. 'Seni bırakmayız' dediler. Filhakika vatan ve milletimizi kurtarabilmek için yegâne çare askerliği bırakıp serbest olarak milletin başına geçmek ve milleti yekvücut bir hale getirmekle hâsıl olacak kudret ve hareket-i milliyeyi hüsn-i istimal eylemekten başka çare mutasavver değildi. Binaenaleyh ben de böyle yaptım. Elhamdülillah muvaffak da oluyorum.

Pek yakında netice-i maddiyeyi bütün cihan görecektir. Ben bu suretle hareket edince İngilizler derhal yalvarmaya başladı. Ve beni kazanmaya çalıştı. Her şeyi inkâr ettiler. Ve bütün kabahati bizim hükümete attılar. Hakikaten hükümet de benimle uğraşmak istedi. Fakat kuvveti buna müsait gelmedi. Ve gelemez. Daha bir zaman bu suretle Anadolu içinde çalışmakla her şey hallolacaktır. Kariben Meclis-i Mebusan toplanacak ve meşru bir hükümet mevki-i iktidara geçecektir. Ben de ihtimal o zaman İstanbul'a geleceğim. Sıhhat ve afiyetimi, katiyen hiç merak ve endişe etmeyiniz.

Salih Bey Fuat Bey'den alacağını alabildi mi? Bunu bilgi almak bakımından soruyorum. Yoksa her ne olursa olsun elhamdülillah hiç önemi yoktur. Siz müsterih olunuz. Ve bir sıkıntınız olursa derhal bana bildiriniz.

Bu mektubumu getirecek olan (.....) size benim hakkımda istediğiniz kadar bilgi verecektir. Kendisiyle bana bazı elbiselerimi gönderiniz...
Hemşiremin sıhhati nasıldır? Eve herhangi bir

taraftan saldırıda bulunuldu mu? Hâlâ orada mısınız? Çocuklar ne yapıyor, büyüdüler mi?
Salih Bey'le Madam Salih inşallah sıhhat ve afiyettedirler. Ben daima kendilerini yâd ediyorum. Madam'ın benim hakkımda bir rüyası vardı. Galiba o çıkacaktır. İnşallah yakında kemal-i meserretle görüşeceğiz.

Ben birkaç güne kadar bir kongre için Sivas'a gideceğim. Tekrar Erzurum'a döneceğim. Tekrar ediyorum. Her işittiğinize önem vermeyiniz. Pekâlâ bilirsiniz ki ben yaptığımı bilirim. Netice görmeseydim başlamazdım.

Saygıyla ellerinizden, hemşiremin gözlerinden öperim.

Salih'in gözlerinden öperim. Bana İstanbul havadisi vermeni beklerim.

Alıntı ile Cevapla
Eski
  (#48)
BIYIKLI
 
BIYIKLI - ait Avatar
 
Çevrimdışı (offline)
Mesajlar: 1.158
Üyelik Tarihi: 03-02-06
Bulunduğu Yer: Her biri 7 'ölümcül günahla' dolu 7 tepe
Motosikleti: Hyosung RX125SM
Kan Grubu: A Rh-
07-08-2006, 12:39 PM

 
ATATÜRK'TEN ÖZDEYİŞLER

# Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.

# Cumhuriyeti,ve onun gereklerini yüksek sesle anlatınız.Bunu yüreklere yerleştirmek için elverişli olan hiçbir durumu kaçırmayınız.

# Bu memleket tarihte Türk 'tü, halde Türk 'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır. 1923

# Ben,Türk ufuklarından bir gün mutlaka bir güneş doğacağına, bunun hararet ve kuvvetinin bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki, bunu âdeta gözlerimle görüyordum. 1937

# Cumhuriyet ahlak üstünlüğüne dayanan bir ülküdür; Cumhuriyet erdemdir.

# Millî egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur. Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmağa mahkûmdurlar. 1929

# Milletimiz din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet, milletimizin kalb ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz. 1923

# Bizce: Türkiye Cumhuriyet anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir mevcudiyettir. Memleket dayanışma isteyen bir birliğe muhtaçtır. Alelâde politikacılıkla milleti parçalamak, hıyanettir. 1925

# Yeni nesil, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır. 1924

# Türk milleti kahramanlıkta olduğu kadar, istidat ve liyakatte de bütün milletlerden üstündür. Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve bağımsızlık fikrinin ölmez âbidesidir. Bu eseri meydana getiren bir milletin evlâdı, bir ordunun Başkumandanı olduğumdan daima mesut ve bahtiyarım. 1927

# Hiçbir sözümde milletime karşı geri alma durumunda kalmadım. Onları söylerken bir hayal peşinde koşan gibi, hayal şakıyan bir şair gibi değil, onları söylemekliğim bu milletteki kabiliyet unsurlarını bilmekliğimden idi. 1923

# Milletimiz çok büyüktür. Hiç korkmayalım. O, esaret ve aşağılığı kabul etmez. 1919

# Türk milletinin istidadı ve katî kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan, ilerlemektedir.

# Türk köylüsünü 'Efendi' yerine getirmedikçe memleket ve millet yükselemez İnsaf ve merhamet dilenmekle millet işleri, devlet işleri görülemez; millet ve devlet şeref ve bağımsızlığı temin edilemez. 1927

# Mesuliyet yükü her şeyden, ölümden de ağırdır. 1915

# Dünya üzerinde yaşamış ve yaşayan milletler arasında demokrat doğan yegâne millet Türklerdir. 1937

# Türk, esaret kabul etmeyen bir millettir. Türk milleti esir olmamıştır. Ben gerektiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim. 1937
   
Türk milletindenim diyen insan, herşeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. M.K ATATÜRK
Alıntı ile Cevapla
Eski
  (#49)
musti81
 
musti81 - ait Avatar
 
Çevrimdışı (offline)
Mesajlar: 716
Üyelik Tarihi: 15-09-05
Bulunduğu Yer: GEBZE/KOCAELİ
Kan Grubu: O Rh+
07-08-2006, 12:55 PM

 
Bir aralık konu İstiklâl Savaşı'na geldi. Dikkat ettim, Binbaşılar dahil her komutanın hangi birliğe komuta ettiğini, nerede bulunduğunu, -bir gün önce olmuş gibi- hatırlıyordu. O savaş ki araç, gereç, personel kıtlığı bugün güç tasavvur edilirdi. Tümenlere binbaşılar, Kolordulara yarbaylar komuta ediyordu! Fakat, bu kadro canını dişine takmış bir ekipti. Var olmak ya da olmamak bu savaşın sonucuna bağlıydı. 30 Ağustos bu ruh haletinin eseriydi. Böyle bir dramı, hem yazarı, hem baş aktörünün ağzından dinlemek müstesna bir mutluluktu. O anılar Ata'yı coşturdukça coşturuyordu. Anlatmalarında abartma yoktu. Ama bu anlatış öylesine canlı, öylesine plastikti ki, hepimiz heyecandan heyecana sürükleniyorduk. Anlatışlarını şöyle bağladı:
- İşte büyük zafer böyle ortak bir eserdir. Şerefler de ortaktır.

Bu alçakgönüllülük şaheseriyle konunun kapanacağını tahmin ediyorduk. Bu arada

Atatürk bir duraklama yaptı. Sonra içine dönük, adeta kendisiyle konuşur gibi ilave etti:
- Ama yenilseydik sorumluluk ortak olmayacak yalnız bana ait olacaktı.

Bu belagat karşısında gözyaşımı tutamadım. Tarihin, zaferleri kendine maleden, yenilgileri ise maiyetine yükleyen sahte kahramanlarını hatırladım.

Alıntı ile Cevapla
Eski
  (#50)
YeK
 
YeK - ait Avatar
 
Çevrimdışı (offline)
Mesajlar: 218
Üyelik Tarihi: 08-04-06
Bulunduğu Yer: ankara-izmir
Motosikleti: Daelim History 125 fişne rengi
07-08-2006, 15:09 PM

 
ATATÜRK' ten büyük idolmu var be..
Git afrikada bağımsızlık savaşı verenlerin cebinde kimin resmi ve söylevleri var..
Sor insanlara..
Tarih kitabı okuyun..
Biyografi okuyun sonra tekrar düşünün...
Kıyaslaması olmayan tek insan...

Lord Kinross' un ATATÜRK kitabını okuyorum bu ara çok güzel bi kitap..
Tavsiye ederim...
musti81 elerine sağlık...
Alıntı ile Cevapla
Eski
  (#51)
musti81
 
musti81 - ait Avatar
 
Çevrimdışı (offline)
Mesajlar: 716
Üyelik Tarihi: 15-09-05
Bulunduğu Yer: GEBZE/KOCAELİ
Kan Grubu: O Rh+
09-08-2006, 00:54 AM

 
Kronolojik Sırayla Hayatı


1881 - Atatürk'ün doğumu

1893 - Askeri rüştiyeye öğrenci oluşu

1899 - Harbiye'ye geçişi

1902 - Erkan-ı Harbiye'ye girişi

1906 - Üç dört arkadaşıyla Şam'da gizli olarak "Vatan ve Hürriyet" adındaki cemiyeti kurması ve aynı yılda Selanik'e geçerek aynı cemiyetin şubesini açması

1907 - Askeri rütbesi kolağası oluşu ve yine aynı yıl içinde görevinin Makedonya'daki 3. Orduya nakli, Cemiyetinin Merkezi Selanik'te İttihat ve Terakki Cemiyeti ile birleşmesi

23 Temmuz 1908 - Yukarıdaki gizli ve siyasi faaliyetlerinin sonucu 2. Meşrutiyetin, padişah Abdulhamit'e kabul ve ilan ettirilmesi

13 Nisan 1909 - İstibdat taraftarlarının yeni rejime karşı ayaklanmaları Rumeli'den bunları bastırmak için yola çıkan Hareket Ordusunun Kurmay Yüzbaşkanlığına deruhte etmesi ve bu ayaklanma da önemli bastırıcı rol oynaması


1911 - Trablusgarb savaşına iştirak etmesi ve oradaki kuvvetlerimizin Kurmaylığını üzerine alması. Bu arada rütbesinin binbaşılığa yükseltilmesi

24 Ekim 1912 - Balkan Savaşının başlaması üzerine İstanbul'a dönmesi ve Bolayır'da toplanmış olan kuvvetlerimizin hareket şubesi müdürlüğüne tayin edilmesi

27 Ekim 1913 - Sofya Ataşelikleri görevlerinin uhdesinde toplanması bu arada rütbesinin yarbaylığa yükselmesi

2 Şubat 1915 - Tekirdağ'da kurulması kararlaştırılan yeni bir tümenin komutanlığına tayini. Onun teşkil ettiği ve 19. Tümen adını alan bu tümen Çanakkale savaşlarında parlak başarılar göstermiştir

1 Haziran 1915 - Çanakkale savaşlarında gösterdiği büyük başarılardan dolayı rütbesi albaylığa yükseldi

1 Nisan 1916 - Çanakkale savaşları zaferlerimizle bittiğinden Diyarbakır'daki kolordunun komutanlığına tayin edilmiştir. Oraya giderken de rütbesi generalliğe yükseltildi

6-7 Ağustos 1916 - Rusların Diyarbakır istikametindeki taarruzlarını kırarak Bitlis ve Muş'u düşman işgalinden kurtardı. Bu başarısı üzerine 2. Ordu komutanlığına atandı.

31 Ekim 1918 - Mondros Mütarekesini müteakip Yıldırım Orduları Grubu Başkomutanlığını devir alması.

16 Mayıs 1919 - Acı mütareke günlerinin bir kısmını çok üzgün olarak geçirdiği İstanbul'dan 3. Ordu Müfettişliği göreviyle Bandırma vapuruyla geçti.

19 Mayıs 1919 - Kurtuluş Savaşının başlangıç noktası olan Samsun'a çıkmaları.

21 Mayıs 1919 - Erzurum'daki 15.Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ile temas etmesi

23 Mayıs 1919 - Ankara'daki 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa ile temas etmesi

28 Mayıs 1919 - Türk Milletini işgallere protesto için mitingler yapmaya davet etmesi

3 Haziran 1919 - Doğu vilayetlerinde bir Ermeni Hükümetinin kurulması ve İngiliz himayesi fikirlerine muarız olduğunu beyan etmesi

21 Haziran 1919 - Yurdun bağımsızlığını kurmak için Türk Milletini kendisiyle birlikte çalışmaya davet eden tarihi beyannameyi yayınlaması

8-9 Temmuz 1919 - Erzurum'dan askeri görev ve askerlik mesleğinden istifa ettiğini İstanbul Hükümetine bildirmesi

23 Temmuz 1919 - Başkanlığını yaptığı Erzurum Kongresinde millet iradesine dayanan bir millet meclisiyle kuvvetini, gene millet iradesiyle oluşan bir hükümetin kurulması lüzumunu ilk hedef olarak ilan etmesi.

4 Eylül 1919 - Sivas Kongresinde yurdun muhtelif bölgelerinde kurulmuş olan müdafaa cemiyetlerini Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirip bütün millet kuvvetlerini bir elde idare etmek imkanını sağlaması

11 Eylül 1919 - Çalışmalarını bitiren Sivas Kongresi delegeleri tarafından seçilen Temsil Heyeti Başkanlığına getirilmesi

15 Eylül 1919 - Temsil Heyeti, Türk Milletinin yetkili makamı olarak ilan edildi

7 Aralık 1920 - Temsil Heyeti ile birlikte Ankara'ya yerleşmesi ve bu şehri milli harekatın merkezi yapması

23 Nisan 1920 - Ankara'da Büyük Millet Meclisinin törenle açılması ve bu meclise başkan seçilmesi

20 Ocak 1920 - "Egemenlik Kayıtsız, Şartsız Milletindir" idare usulü halkın mukadderatını bilfiil elinde tutulması esasına dayanır, kayıtlarını taşıyan ilk demokratik Anayasayı Meclise kabul ettirmesi.

5 Ağustos 1921 - İlerleyen Yunan Taarruzu karşısında T.B.M.M. O'na Başkumandanlık görevini verdi.

19 Eylül 1921 - Sakarya Zaferinden altı gün sonra T.B.M. Meclisinin çıkardığı bir kanunla Mareşallik rütbesi ve Gazilik unvanı verildi.

27-28 Eylül 1922 - Gecesi büyük taarruz savaşının planlarını hazırladı.

26 Ağustos 1922 - Cumartesi sabahı Kocatepe'den büyük taarruz emrini verdi.

30 Ağustos 1922 - Dumlupınar'da ateş hatları arasında idare ettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesini kazandı.

1 Eylül 1922 - Muzaffer Türk Ordularına "İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR İLERİ" emrini verdi

10 Eylül 1922 - Halkın çılgınca alkışları arasında İzmir'e girdi

2 Ekim 1922 - Ankara'ya dönüşlerinde eşsiz merasimle karşılanmışlardır

1 Kasım 1922 - Saltanatın kaldırılmasını temin eden Kanunu Meclis karşısında müdafaa kabul ettirmiştir

29 Ekim 1923 - 20:30 da "CUMHURİYET" ilan edilmiş ve Türkiye'nin ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir

3 Mart 1924 - Cumhuriyet rejiminin Türkiye'de kökleşip yerleşmesi için şart olan hilafetin kaldırılmasını sağlamıştır. Aynı yıl içerisinde medreseleri kapattırarak milli eğitim alanındaki birliği sağlama yolunu açmıştı. Gene bu suretle laik ve modern esaslara göre eğitim ve öğretim yapan müesseselerin kurulmasına zemin hazırlamıştır.

1 Mayıs 1924 - Orta Çağın dini hukuk geleneklerine göre çalışan Şer'iye mahkemelerini kaldırdı

26 Ağustos 1924 - Milli sermayeyi çoğaltmak özel teşebbüsleri teşvik ederek kurmak ve Türk bankacılığını geliştirmek amacıyla İş Bankasını kurdu.

5 Mayıs 1925 - Memlekette modern çiftçiliği geliştirmek maksadıyla yapılacak teşebbüslere bir örnek olmak üzere kendi parasıyla bir Orman Çiftliğini kurdurdu

1925 - Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması ile ilgili kanun kabul edilerek batıl inanç ve taassup yatakları ortadan kaldırıldı

25 Aralık 1925 - Medeni kıyafeti getirdi

26 Aralık 1925 - Miladi takvim ve modern saat ölçüsünü değiştiren kanun kabul edildi

17 Şubat 1926 - Türk Medeni Kanununun kabul edilmesiyle Türk milleti ümmet devrinden çağdaş medeniyete geçirildi

1 Kasım 1928 - Çıkarılan bir kanunla Türk Milletinin kolayca okuyup yazmasını temin edecek olan yeni Türk alfabesi kabul edildi.

12 Temmuz 1932 - Yüzyıllardan beri ihmal edilmiş olan Türk dilini geliştirmek ve bu gelişmeyi kolaylaştırmak için lüzumlu gördüğü Türk Dil Kurumunu meydana getirdi

1934 - Yılının kasım ayında Türk kadınına siyasi hakları tanıyan yasa çıkarıldı.

24 Kasım 1934 - Hayatı boyunca Türk Milletine yaptığı eşsiz hizmetler göz önüne alınarak her Türk vatandaşının bir soyadı aldığı sırada T.B.M.M. O'na ATATÜRK soyadını verdi.

1934 - Avrupa'da baş gösteren siyasi buhran karşısında Balkan Antantının kurulmasında en önemli rolü oynadı.

1936 - Montrö Antlaşması ile boğazların tahkiminin sağlanmasını temin etti.

1936 - Sadabat Paktıyla memleketimiz için gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmasında nazım rol oynadı.

4 Temmuz 1938 - Türkiye'nin ayrılmaz bir parçası olan Hatay'ın bağımsız bir Türk devleti olmasını sağlamıştı ki bu vatan parçası ölümlerinden sonra Anavatan'a katılmak imkanını bu sayede buldu.

1938 - Yurt içinde her zaman yaptığı inceleme gezilerinin birinde hastalanmış bu rahatsızlığı Mayıs ayına kadar sürmüştü.


5 Eylül 1938 - Saraya gizlice çağırttığı bir notere vasiyetnamesini yazıp vermişti.

16 Ekim 1938 - Gittikçe ağırlaşan hastalığı karşısında günlük raporlar neşredilmesine başlanmıştı.

8 Kasım 1938 - Günü durumu çok ağırlaşmış ve neşredilen rapor üzerine bütün yurdu ağır bir acı kaplamıştı.

10 Kasım 1938 - Günü nihayet korkunç sonuç bütün acılığıyla gerçekleşmiş, Atatürk perşembe sabahı saat 9.05'te hayata gözlerini yummuştu.




Alıntı ile Cevapla
Eski
  (#52)
vada330ci
 
vada330ci - ait Avatar
 
Çevrimdışı (offline)
Mesajlar: 39
Üyelik Tarihi: 02-07-06
Bulunduğu Yer: Afyon-Ankara
Motosikleti: RAMZEY 250 QM
09-08-2006, 15:19 PM

 
Arkadaşlar bu sitenin ne çok yayrarları olduğunu gün geçtikçe daha iyi anlayabiliriz örneğin bu konu kim düşünmüşse teşekkür ederim ona. ve güncel olması sürekli yorum yapılması daha bir güzel bence. şu Çılgın Türkler adlı kitabın sonlarına gelmek üzereyim bitti bitecek yarına birgüne biter herhal. tüm medyada her türk gencinin okuması gerekli yapıtlardan biri olmalı sözleri biraz abartılı ve kitabı satmak için yazılan çizilen bir hareket gibi gelmişti bana. ancak kitabı okumaya başlayalı ne kadar haklı olduklarını anlamış bulunmaktayım yer yer ağladım ve tüylerim diken diken oldu çoğu zaman. Büyük Önderimiz Atatürk' çok fazla bahsedilmesede biraz arka planda da gözükse de ne kadar değerli ve ne kadar önemli olduğunu hissetiriyor herzamanki gibi. O nu saygıyla anmaktan daha ötesi anlamaya ve ne için savaştığını, nasıl duygular besleyerek bu dünya güzeli Vatanı bizlere kazandırdığını bilmek anlamak dileğiyle herkese selamlar...
   
Motorun varsa farklı olmanın hazzını yaşa...
Ramzey QM 250cc
Alıntı ile Cevapla
Eski
  (#53)
musti81
 
musti81 - ait Avatar
 
Çevrimdışı (offline)
Mesajlar: 716
Üyelik Tarihi: 15-09-05
Bulunduğu Yer: GEBZE/KOCAELİ
Kan Grubu: O Rh+
10-08-2006, 21:53 PM

 
Atatürk'ten...Sakal üzerine...

Atatürk Amasya ziyaretinde.

Vali konağında yörenin ileri gelenleri ile sohbette. Bir ara tam karşısında oturan birine takılır gözleri.

Yaşı ellinin üzerinde bu adam beline kadar inen sakalıyla Atatürk'ün
dikkatini çeker. Ata, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar; Kimdir bu?

Vali yanıt verir; Efendim kendisi şıhtır. Yörede çok hatırı vardır.
Atatürk şıhı yanına çağırır ve; "Bak baba, imanın ölçüsü sakalın boyunda değildir.

şunu rica etsem de en azından Peygamber efendimizinki gibi kısaltsan" der ve eliyle de boyun altı hizasını gösterir.

Şıh "Emrin olur Paşam" diyerek yerine çekilir.

Aradan zaman geçer, bir akşam Atatürk Amasya'daki şıhı hatırlar ve Valiyi telefonla arayıp durumu sorar.

Vali nasıl söyleyeceğini bilememekle birlikte, şıh'ın sakal boyunda en küçük bir kısalma bile olmadığını aksine kimselere el sürdürmediğini anlatır.

Atatürk telefonu kapatır, kağıdı kalemi eline alır ve az sonra nazırını çağırıp, yazdyğı yazıyı Amasya Valiliği'ne tebliğ etmesini ister.

Ertesi gün Amasya'dan bir haber gelir ki şıh Efendi Ata'yı görmek üzere Ankara'ya yola çıkmış..

şıh gelir, Ata'nın karşısına çıkar. Sakal tamamen kesilmiş, sinekkaydı bir tıraş olunmuş, saçlar kısaltılmış, kılık kıyafet baştan sona değiştirilmiş, bambaşka bir görünüme bürünülmüştür.

Atatürk'ün mesai arkadaşları bu değişimi anlayamaz ve Ata'ya sorarlar;
"Aman Paşam, o şıh ki sakalına el dahi sürdürmezdi, siz ne ettiniz de kökünden kesmesini sağladınız? "

Ata gülümser, sonra da yanındakilere dönüp; "Dün akşam Amasya Valiliği'ne bir yazı gönderdim ve şıh'ı Afyon'a vali atadığımı bildirdim" der.

Ardından da yeni bir yazı hazırlayıp nazırına bu yazıyı da şıh'a vermesini söyler.

Yazıda söyle yazmaktadır; "inancın ölçüsünün sakalda olmadığını anladığına sevindim. Valilik meselene gelince, bugün koltuk uğruna kırk yıllık sakalından vazgeçebilen yarın başka şeyler için milletinden bile vazgeçebilir.

Seni böyle bir ikileme mahkum bırakmayalım.


Alıntı ile Cevapla
Eski
  (#54)
BIYIKLI
 
BIYIKLI - ait Avatar
 
Çevrimdışı (offline)
Mesajlar: 1.158
Üyelik Tarihi: 03-02-06
Bulunduğu Yer: Her biri 7 'ölümcül günahla' dolu 7 tepe
Motosikleti: Hyosung RX125SM
Kan Grubu: A Rh-
10-08-2006, 22:13 PM

 
TÜRK DİL ÇALIŞMALARI

Bir milletin birlik ve varlığını sürdürebilmesinde dilin çok önemli bir yeri vardır. Bunu çok iyi bilen Atatürk, Türk Dili'nin zenginleşmesi ve sadeleşmesi için çalışmalar yaptı.

Osmanlı Devleti'nin ilk zamanlarında, sade bir Türkçe kullanılıyordu. Zamanla Arapça ve Farsça'dan birçok kural ve kelime dilimize girdi. Böylece Arapça, Farsça ve Türkçe kelimelerden oluşan Osmanlıca karma bir dil olarak ortaya çıktı. Yöneticiler ve aydınlar Osmanlıca'yı kullanırken, halk Türkçe konuşuyordu. Dildeki bu ayrılık Türkçe'nin gelişmesini ve mîllî bütünlüğün kurulmasını engelliyordu.

On dokuzuncu yüzyılın ortalarından itibaren dilin sadeleşmesi ile ilgili çalışmalar yapıldı. Fakat olumlu bir sonuç alınamadı. Cumhuriyetin ilânından sonra, Türkçe'nin yabancı dillerin etkisinden kurtarılması çalışmalarına hız verildi. Türk dili ile ilgili çalışmalar yapmak üzere Atatürk'ün emriyle Türk Dilini Tetkik Cemiyeti (Türk Dil Kurumu) kuruldu (1932). Bilim ve fikir adamlarının katıldığı bir dil kurultayı toplandı. Bu kurultayda, halkın anlamadığı özellikle Arapça ve Farsça'dan Türkçe'ye geçmiş olan kelime ve deyimlerin Türkçe karşılıklarını bulmak üzere çalışmalar yapılmasına karar verildi. Bu çalışmalar sayesinde yazı dili ile konuşma dili arasındaki fark
ortadan kaldırıldı.

Türk diline gereken önemin verilmesini Atatürk şu sözleriyle ifade etmiştir "Türk dilinin, kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması
için, bütün devlet teşkilâtımızın dikkatli ve alâkalı olmasını isteriz." Türkçe'nin milletimiz için önemini de "... Türk Dili, Türk Milleti için kutsal bîr hazinedir... Türk Dili, Türk Milleti'nin kalbidir, zihnidir" diyerek belirtmiştir.





MİLLİ KÜLTÜR

Kültür kelimesi Türkçe'ye Fransızca'dan girmiştir. Toprağı sürmek, ürün elde etmek ve onları geliştirmek anlamındadır. Kelime daha sonra insan vücudunu ve ruhunu terbiye etme, sanat ve fikir eserlerini geliştirme anlamlarım da içine alan geniş bir mana kazanmıştır. Kültür maddî ve manevî her şeyi işlemek ve geliştirmek demektir.

Millî kültür ise bir millete kimlik kazandıran, diğer milletlerle arasındaki farkı belirlemeye yarayan, tarih boyunca meydana getirilen o millete ait maddî ve manevî değerlerin uyumlu bir bütünüdür. Bir toplumu millet yapan ve onun bütünlüğünü sağlayan millî kültürdür.

Tarih bir milletin bütün fertlerinin bilmesi, benimsemesi koruması ve geliştirmesi gereken kültür hazinelerinden biridir. Tarih, milletin geçmişteki varlığı, onun mirası ve bugüne kalan hatırasıdır. Türk Milleti'nin bugün üzerinde yaşadığı topraklar, onu vatan yapmak için şehit olan, koruyan, işleyen atalarımızın, yani tarihindir. Bunların bilinmesi ve korunması her Türk için bir vazifedir.

Dil, bir milletin kültürel değerlerinin başında gelir ve bir milletin temelini oluşturur. Dil, duygu ve düşünceyi insana aktaran bir vasıta olduğu için, duygu ve düşünce birliği dil ile gelişir. Kendi milletinin tarih ve kültürünü öğrenmek ve incelemek isteyen her Türk, dilini bilmek zorundadır. Türkiye'de Türkçe bilmeyen hiçbir vatandaş kalmamalıdır.

Atatürk, Türkiye için ekonomik kalkınma yanında sosyal ve kültürel kalkınmaya da aynı ölçüde yer verilmesi gerektiğine inanmıştır. Bir milletin haysiyetli bir şekilde varlığını devam ettirmesinde, bir toplumun millî şuura erişmesinde en büyük rolü kültür oynar. Bunu çok iyi bilen Atatürk, "Millî şuurun ayakta kalabilmesi ve uyanık bulunması için dil ve tarih uğrunda çalışmaya mecburuz." diyerek millî şuur konusunda ne kadar duyarlı olduğunu ortaya koymuştur . Yine Atatürk, kültür birliğinin bir milleti millet yapan, ona yaşama gücü veren, diğer milletler arasında kişilik kazandıran başlıca unsur olduğunu çok iyi bilmekteydi. Bununla ilgili şu sözleri çok önemlidir: "Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türk Cumhuriyeti'nin temel direği olarak temin edeceğiz".
"Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli Türk kahramanlığı ve Türk kültürüdür."
Bu sözler, Cumhuriyet Türkiye'sinin millî kültüre dayalı olarak yükselip gelişeceğinin bir ifadesidir.

Atatürk, millî kültür konusunda hedeflerin neler olduğunu da şöyle belirtmiştir: "Yüksek bir insan cemiyeti olan Türk Milleti'nin tarihî bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.

Bunun içindir ki milletimin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, yaratıcı zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve millî birlik duygusunu sürekli ve her türlü incelemelerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür."





MİLLİ TARİH

Tarih, bir milletin birikim ve tecrübelerinin yeni nesillere aktarılmasını