Türkiyenin En Büyük Motosiklet Aksesuarları Sitesi
Kapat
Üye Girişi
Motoruma.com
Motomax
Dragon 50
11. sayfa BirinciBirinci ... 91011

Şiir - Deneme Yazıları Sevenler Başlığı

    Leoncino
    Motosiklet Online
  1. #201
    Zuzuuw - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    05 Mayıs 2014
    Yağız Mondial kişnedi, platin tevzi makarası şakladı,
    Bir dakika marş yerinde durakladı.
    Neden sonra sarsıldı altımda demir atlar,
    Gözlerimin önünden geçti almayan marşlar...
    Gidiyordum, rüzgarı gönlümde duya duya,
    Eskişehir yolundan Çayyolu'na.
    İlk aragaza benzeyen ilk egsoz patırtısı, ilk silkeleme!
    Silindir gömleğinin yaktığı benzinle egsoz sıcak,
    Gök siyah, asfalt siyah, benzin deposu siyah...
    Arkada zincirlenen çevre yolu trafiği,
    Önde mavi bir servisin sıkıştırdığı ürkek tomofil,
    Sonra dönen, dönerken uğuldayan CST tekerlekler...


    Motosiklet Aksesuarları ve Ekipmanları Online Satış Sitesi
    Premium Motosiklet Servis Randevusu
    Motomax
  2. #202
    The Dude - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    14 Ocak 2008
    Şehir
    Khalkedon
    Motosikleti
    sym joymax
    ...
    İşte çocukluğumdan beri içimde bir önsezi olduğunu
    Bunun bir gün birine rastlamak gibi bir şey olduğunu
    Belki de bir günler bunun için Aydın'da
    bulunduğumu
    Zaten nedense hep bir şehirden bir şehre yolcu
    olduğumu
    İşte eflatun kakalı çocuklar olduğunu Kütahya'da
    Ankara'da dokunak Yozgat'ta becerik olduğunu
    Van'da güreşçi develer gibi süslediklerini kamyonları
    İstanbul'da minarelerin lirik olduğunu köprülerinse
    dialektik
    Acemi bir bulut bozuyor bütün görüntüyü eski bir şarkı
    gibi
    Bu şarkıyı ne zaman duysam aklıma
    Sinirli bir elin uysal bir bardağa
    Çok yukardan döktüğü bir içki gelir
    Sonsuz ve olağanüstü bir bira
    Köpüklene köpüklene biçimlendirir
    Soyunarak ağlayan bir kadını
    Acı bilincinde sonrasızlığın
    Ama bırakalım bırakalım bunları
    Yoldan piyade erleri geçiyor tahta bavullarıyla ve
    büyük yakalarıyla
    Ve faytoncular görüyorum
    Yere basışlarındaki ağırlığı azaltmak için
    Tanrısal bıyıklarıyla durumlarını paraşütlendiren

    ...

    cemal - göçebe
    yürekçe bunu beğendi.

  3. #203
    Mersin İl Temsilcisi yürekçe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    02 Ağustos 2006
    Şehir
    Bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam
    Motosikleti
    Cân ile hem cahan, dehr ile hem zaman
    NİHAİ BESTE

    Adını saklı bir deftere mi yazsam
    ya da herkesin içinde mi haykırsam
    Yaram mısın, ekmekte tuzum musun ey yar,
    Çığlıkla mı yoksa susarak mı seni anlatsam?

    Her yol sana mı çıkıyor yine
    Senden kaçışım; faldan korkan çingene!
    Kaybım mısın ömrüm gibi doğumdan beri eksilişim
    Mükâfat mı yine ömrüm gibi ölümlere gidişim?

    Kavgam mısın, korkaklığım mı
    Tanrılara öykünen yalnızlığım mı
    Bilmem ki çölümüyüm kalabalığın
    ya da aşklara meftun şiir yazan mı?

    Şimdi rüzgâr vakti, gitmeyi söylüyor
    Şimdi bir taş plakta, bilmediğin bir beste
    "Ya şimdi gel" diyor çağlar önce bir sesle
    Ya da "ömrüm son bulacak" derken sevgili;
    Ekmeği tuzdan sonra yarama basarken susuyorum işte:
    Ve içiyorum sensizliği;
    Nihai, pişman ve aheste...

    Temmuz
    The Dude bunu beğendi.

  4. #204
    The Dude - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    14 Ocak 2008
    Şehir
    Khalkedon
    Motosikleti
    sym joymax
    Dünyada tükenmez murad var imiş
    Ne alanı gördüm ne murad gördüm
    Meşakkatin adın murad koymuşlar
    Dünyada ne lezzet ne bir tad gördüm

    Ölüm var dünyada yok imiş murad
    Günbegün artıyor türlü meşakkat
    Kalmamış dünyada ehli kanaat
    İnsanlar içinde çok fesat gördüm

    Nuşveranı Adil nerede tahtı
    Süleyman mührünü kime bıraktı
    Resulü Ekrem'in kanunu haktı
    Her ömrün sonunda bir feryat gördüm

    Var mıdır dünyada gelip de kalan
    Gülüp baştan başa muradın alan
    Muradı maksudu hepisi yalan
    Ölümlü dünyada hakikat gördüm

    Dönüyor bir dolap çarkı belirsiz
    Çağlayan bir su var arkı belirsiz
    Veysel neler satar narkı belirsiz
    Ne müşteri gördüm ne hesap gördüm

    Aşık Veysel Şatıroğlu

    not: yürekçe ateşle bir şeyler, hüzünlü olsun.

  5. #205
    The Dude - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    14 Ocak 2008
    Şehir
    Khalkedon
    Motosikleti
    sym joymax
    aşağıdaki yazı sevdiğim birisi ile yaptığımız "yalnızlık türleri" konulu konuşmadan esinlenerek yazılmıştır, en kaba ve ham halidir, ileride düzelteceğimi sanıyorum.
    notu ile buldum eski defterlerin arasında hangi tarihte yazdığımı tam hatırlamıyorum, tarih atmamışım. Türkçe kullanımı tam değildir.

    sevdiğim birisi ile konuşurken yaşadığım epifaninin, çırılçıplak ortalıkta evraka diye koşuşturma hissini kelimelere dökme gayretimdir.
    dert paylaşmaktan ziyade geliştirilebileceğini düşündüğümdendir kelimelere dökülmesinin ihtiyacı.

    sevdiğim bir kişi ile konuşuyordum ve fakat karşımdaki kişinin benimle konuşma amacından başka bir amacı olduğu konusunda şüphelerim vardı. zira zaman zaman benim de yaptığım bir eylemdi, sebebi ise konuştuğumuz konunun, daha doğrusu benim anlattığımın karşı tarafta ağırlığını hissettirecek, yansıyacak bir yüzeyi olmadığını düşünmemdi.

    ölçü olmadan, hele ki bu kadar öznel, sübjektif bir hayat içerisinde karşılığını nasıl anlatabilirsin ki ? olduğu kadar.

    konuya dönersek, yalnızlığı motosiklet ile özdeşleştiren ilk ve son kişi ben olmayacağım, anlattıklarımın yeni bir şeyler olma ihtimali yok. bunun verdiği özgüvenle devam ediyorum. anlatmak istediklerimin ne kadarını anlatabileceğime dair birikimim olduğu da sorgu dahilindedir.

    motosiklet, iki kişilik oturma yeri olan, iki tekerlekli, tek başına kullanmaya alıştığınızda arkanızda oturanın büyük ağırlık getirdiği araç.

    bu kadar popüler olmasının altında kullanım rahatlığının yanı sıra anarşist yaradılışı ve bu anarşistliğin popüler kültürce de fark edilmesi, nihayetinde siz de bir gün anarşist olabilirsiniz mottosuyla tüketime sunulması.

    bakıyorum da konuyu uzattıkça uzatıyorum.
    uzatmayalım, basalım bağrına mührümüzü…

    yalnızlık kişinin kendisine özgü olabileceği gibi, genel olarak kategorize edilebileceği düşüncesindeyim, zira çağın insanının en büyük problemi, yahut en çok gözüne batanlardan bir tanesidir, zira ortaçağdaki insanın yalnızlık çekmediğini söylemek abes olur.

    motosiklet ise bu yalnızlığı alır, katılaştırır, gövde kazandırır.
    süreci ise çok ilginçtir;

    birileri ile tanışır aynı tarz ya da marka ve modeldeki motorlarımız ile gezeriz, farklı gruplar ile tanışır farklı motosikletler ile yine gezeriz, sonra biraz azalırız, yine gezeriz. bir gün ikiye düştüğünü fark edersin, sonra su tasına ihtiyacı olmadığını gören diyojen gibi onu da bir kenara bırakırız. fotoğraf makinesi bir kenara konulur, zira artık o an önemlidir, sonrasında belgeleme ve paylaşma illetinden geçilmiştir.

    yol tek yoldaştır.

    etrafında şehri istemezsin, düz yolu istemezsin, dolambaçlı olsun, şehirden kaçmanı anlayabileceğini sağlayacak bitki örtüsü olsun istersin. motosikletin o arzuladığın an’a ait olmadığını düşünebilir misin? zira o şehrin ve teknolojinin bir göstergesi değil mi ? sanırım eşya ile insan arasındaki bağı en güzel anlatabilecek örneklerden bir tanesidir. nedense o iklimin içerisinde kendisinin oraya ait olmadığını hissettirmez. derin hülyaların sarhoşluğu sonradan yerini kendinle kalmış olmanın verdiği hesaplaşmanın katılığına bırakmaya başlar. zaman ne kadar uzun ise hesaplaşmanın derinliği de doğru orantılı olarak artacaktır, sadece zaman değil bu zamanın içerisinde sizi bekleyenler de önemlidir. değirmende ağarmamıştı o saçlar. bazen bütün bu düşüncelerden arınabilir ve sadece yolu anlamaya çalışabilirsiniz. ayağının sadece santimetrelerce altında olan yolun nasıl bu kadar bilge olabildiğini, seni nasıl bu kadar iyi tanıyabildiğini ve neden kimsenin seni onun kadar iyi anlayamadığını. motosikletin iki tekerlekli bir araç olmadığını, yol olmadan ne kadar eksik olduğunu anladığın yer sanırım tam orası idi. hangi kilometrede idin hatırlamıyorum, hangi çağda olduğunu da hatırlamıyorum, halen yola gitme hevesin olduğu zamanlardı sanırım, cilasız asfalt devri diyelim o devire. haritaya bakma ihtiyacı hissediyordun, yola çok güvenmediğin belli idi.

    çeşme görüp mola verdiğin yerde motoruna dönüp baktığında anlayabilirdin yalnızlığını, motosikletinin bir parçası olduğunu düşünmekten, kendinin motosikletin bir parçası olduğunu düşünmeye başladıktan kısa bir süre sonra senin de yolun parçası olduğun ve nihayetinde yol olduğunu anlar gibi olmuştun. yazıldığı kadar çabuk olmamıştı. varmaya çalıştığın yere az kaldığında başlamıştı esas yalnızlık, o zaman anlamıştın yalnızlığın motosikletin, yolun üzerindeyken değil ondan uzakta kaldığında kendini daha çok hissettirdiğini.

  6. #206

    Üyelik
    16 Eylül 2014
    Görebildiğimiz kadar mı yalnızdık? Yoksa hissettiğimiz mi? hangisi gerçekti? Halbuki sanmıştık ki vardık birdik bizdik. Sardık sarmaladık. Lan tüm günahların içinde sevdik. Güvensizliklerin içinde güvendik. Ne kaldı başka yaşamadığımız? Daha ne gelebilir başıma dedikçe gelmeyecek mi sandık? Şöyle bir dönüp geriye bakıyorum da hatırladığım en tatlı anım, ışıklı gölünü görmek üzere erkenden çıktığım, gün ışımadan çıktığım yolda güneşin doğuşunu izlemek için bir yerler bulup seyretmem. Ellerim çok üşümüştü. Ellerime baktığımı ve uçlarının morardığını hatırlıyorum. Bu beni niyeyse mutlu hissettirmişti. O gün karar vermiştim kışlık eldiven almaya. Güneş doğdu, umutları getirdi bana. Yola devam ettiğimde bir sonraki molam karnımı doyurmak üzere bir yerde durmam. Suyumu ocağımda ısıtmam, çayımı hazırlamam. Motorun üzerinde sırtımı topcaseye dayamış halde çay içerken yanımda getirdiğim poğaçalarımdan yemem. Dünyanın en mutlu insanı olabilirdim. O esnada başka bir motosikletli geldi durdu. Sordu,ne yapıyorsun? Kahvaltı... Bana deli gibi bakmıştı. Motorun arıza yaptı sandım, dedi. Başka birşey demeden yürüdü gitti. Deli mi ne? Ya da ben miydim o bir deli.. O kız, bugün şu an bir otobüsün 6 numarasında, 700 km yolculuk yapmakta. Bir gram uyumadı. Müzik dinliyor. Yan koltuğum boş, sırtımı dayadım cama, uzattım ayakları oh! Bu oh, sırtımı topcaseye dayamış kahvaltı yapan insanı anımsattı bana. Yerini tutmayan şeylerin yerlerini doldurmak kolay nasılsa. O zaman, mış gibi yaptıklarımızın canı cehenneme.

    Gözleriniz, gerçekleri görsün.
    Yalana tok olsun.
    Birini sevdiyseniz, sevdiğinize değil sevginize sahip çıkın.
    Sözleriniz tavırlarınız olsun.
    Siz bildiğiniz gül olun.
    Gönlünüz, özünüz bir olsun e mi?


    BLUE MOTOR - Benelli - RKS - KUBA
    Leoncino
    Hero Motosiklet
11. sayfa BirinciBirinci ... 91011

Konu içerisindeki kullanıcılar

Şu an bu konu içerisinde 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 misafir)