Türkiyenin En Büyük Motosiklet Aksesuarları Sitesi
Kapat
Üye Girişi
Motoruma.com
Motomax
Dragon 50

[MT] Sinema Kulübü

    Leoncino
    Motosiklet Online
  1. #861
    arndiol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    17 Nisan 2018
    Şehir
    İzmir
    6 underground

    Ryan abimizin neredeyse tüm kariyeri boyunca gıcık karakterler canlandırdıgını biliyoruz. Blade / X-Men / Deadpool ve şimdi de bu film.

    Hep aynı tarz hem aynı karakter oyunculugu. Baska tür filmleri vardır elbet ama benim dikkatimi cekmedi.

    Neyse filme gelecek olur isek izlerken yoran, sürekli bir aksiyon içeren ve görüntü yönetmeninin bir sahneyi 3 farklı acıdan göstermeden geçmediği yorucu bir film.

    Konu olarak "ehhh" desek de yorucu olsa da aksiyon düşmediği için filmin başlana / bitme arasındaki zamanı fark etmiyorsunuz bile.

    2şişe ayram(!) ve cips alıp keyifli izlenebilir.

    5.5/10




    Motosiklet Aksesuarları ve Ekipmanları Online Satış Sitesi
    Premium Motosiklet Servis Randevusu
    Motomax
  2. #862
    arndiol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    17 Nisan 2018
    Şehir
    İzmir
    GEMINI MAN

    Basit konu.

    yetenekli bir nişancıyı klonluyorlar sonra 50 yaşına geldiğinde 25 yaşındaki hali onu kovalıyor.

    Acıkcası sacma geldi, neden öldürmeye calısıyorlar ya da finalde neden bi anda happy ending oluyor. konu cok orantısız.

    Will Smith'in 25 yasındaki halini 18 gibi yapmıslar, hadi onu geçtim filmin sonunda sanırım efek uzmanları greve gitmiş çaycı falan efekleri vermiş, arkadaş agzı gozu yamuk yüzü bozuk halde idi tum efekler.

    Hele dövüş sahneleri bilgisayarda oldugu o kadar belli idi ki.


    1999 yapımı matrix daha başarılıydı efek bakımından.

    3.5 / 10

    Boş vakitte izlenir, yoksa gereksiz.



  3. #863
    LynXMaSTeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    30 Ağustos 2014
    Şehir
    Balıkesir
    Motosikleti
    Honda CBR 650F
    Alıntı arndiol adlı üyeden alıntı Mesajı göster
    6 underground

    Ryan abimizin neredeyse tüm kariyeri boyunca gıcık karakterler canlandırdıgını biliyoruz. Blade / X-Men / Deadpool ve şimdi de bu film.

    Hep aynı tarz hem aynı karakter oyunculugu. Baska tür filmleri vardır elbet ama benim dikkatimi cekmedi.

    Neyse filme gelecek olur isek izlerken yoran, sürekli bir aksiyon içeren ve görüntü yönetmeninin bir sahneyi 3 farklı acıdan göstermeden geçmediği yorucu bir film.

    Konu olarak "ehhh" desek de yorucu olsa da aksiyon düşmediği için filmin başlana / bitme arasındaki zamanı fark etmiyorsunuz bile.

    2şişe ayram(!) ve cips alıp keyifli izlenebilir.

    5.5/10


    https://specials-images.forbesimg.co...1=0&cropY2=649
    ryan reynolds var diye izledim, baya beğendim.
    aksiyonu bol, konusu da güzel bir film bence.
    zaten bu adamın yaptığı espriler filmi izlettiriyor
    https://bit.ly/30jiOxE

  4. #864
    arndiol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    17 Nisan 2018
    Şehir
    İzmir
    Alıntı LynXMaSTeR adlı üyeden alıntı Mesajı göster
    ryan reynolds var diye izledim, baya beğendim.
    aksiyonu bol, konusu da güzel bir film bence.
    zaten bu adamın yaptığı espriler filmi izlettiriyor

    uzun zamandır durağan sahnesiz böyle hızlı film izlememiştim doğruya doğru, ama yorucu geldi film bana cok.

    Güzeldi tabi ,izlenebilir
    Anger clouds judgement and it makes us do things that we end up regretting. Things we can never take back.

  5. #865
    The Dude - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    14 Ocak 2008
    Şehir
    Khalkedon
    Motosikleti
    sym joymax
    The Lighthouse

    "sen uzakta yanan deniz feneri,
    sesimi duyuyor musun?"





    bir deniz fenerine belirli süreli olarak çalışmaya giden iki kişinin hikayesidir. bir tanesi yeni bir eleman diğeri ise tecrübeli bir denizci ve deniz feneri ustası.
    film, esas olarak herman melville eksenli ve farklı olaylardan da esinlenilmiş.

    filmin girişi nasıl gideceği hakkında gayet net bir tasvir ile başlıyor, gemiden gelen iki kişi eşyalarını götürürken iki kişi de geri dönüyor, birbirlerine değil selam vermek bakmıyorlar bile.

    sonrasında erkek dünyasının hezeyanları, doğaüstü, insan doğası, izolasyon ile bireyin kendi hesaplaşması ve toplum ile olan ilişkileri, erk savaşı her şey birbirine giriyor.

    filmin ekran boyutu alışılmıştan farklı, ekran ayarlarınız ile oynamayınız.
    inanılmaz bir film, beklediğime değdi, dafoe büyüğümüzsün.

    deniz feneri deyince aklımıza deniz fenerinden önce deniz feneri gelen bir ülkedeyiz.

    Marriage Story



    "Ellerim kurtulacak ellerinden
    Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi"


    bize epey biraz yabancı bir kültürde boşanma sürecinde olan bir çiftin başından geçenlerin anlatıldığı gündem filmlerinden bir tanesi.



    ülkemizde yükselen şiddetin en büyük mağdurlarından olan kadınların haline baktığımızda film pek anlamlı değil, zira insan gibi davranmaya çalışmaya çalışan bir çiftin süreci evrensel temaları barındırsa da bize uzak.



    film bireylerin birbirleri için ne olduklarını anlatan bir şekilde başlıyor ve sürecin nereye götürdüğünü gayet güzel anlatmışlar.
    bireyleşmeyi beceremeyen ve bunu da aile ilişkilerinin gücüne bağlayan bir topluma, bireyin kendi yolunu çizmek istemesini anlatmak pek kolay değil.

    ayrılık sürecinde ve sonrasında babanın çocuk ile olan ilişkisi ise gayet güzel yansıtılmış, "işler çirkinleşecek" denildikten sonra işler çirkinleşiyor.

    ---------- Mesajlar birleştirildi - 16:28 ---------- bir önceki mesaj zamanı 12:17 ----------

    Kamera wo tomeruna! - One Cut of the Dead



    konu: bir zombi filmi çekmek isteyen ekibe gerçek zombiler saldırırsa ne olur?

    zombi, yaşayan ölü, daha doğrusu insanın insanlıktan arındırılıp geriye kalanının yaşama isteği sergilemesi.
    iki tane ağır filmin arkasından dengeye gelebilmek için lazım olan film bu mudur?

    film bittiğinde "hönk?" dediğim filmlerden.
    başka bir şey yazmak istemiyorum, ne yazsam spoiler.





    seyredin, seyrettirin.
    oldukça özel ve özgün bir yapım.
    can't be worried about that shit. life goes on man.

  6. #866
    Motosiklet Eğitmeni COQ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    27 Ocak 2008
    Şehir
    France
    Motosikleti
    Honda
    Marriage Story filmini çok üstünkörü geçmeme taraftarıyım.
    Toplumda ne olduğu pek bilinmeyen kendin olma isteği ve bu talebin iki kişi birlikte yaşarken genellikle 'kadın' tarafında karşılıksız kalması çok güzel işleniyor.
    Bizde hayat, okulu bitir,iş bul, evlen,çocuk yap hedefi üzerine kurgulandığından birey bu amaçların dışında da bir hayat ve olmakta olduğunun dışında da bir ben olduğunu anlamakta güçlük çekiyor.
    Türk toplumunda ortalama bir insan bu filmi seyrettiğinde bulmuşta bunuyor, ya da rahat batıyor yorumunda bulunacak ve olay oldukça sıkıcı gelecektir.
    Ben bile bir ara konuyu ilişkiye buhran katıp, tüm parayı avukatlara kaptıran iki dangalak gözüyle irdeledim.
    Bunun dışında filmde oldukça sağlam metinler tartışma sırasında bile dikkat çekiyor.
    Hele alımlı avukatın Meryem ve tanrı tiradı beni benden aldı.
    Metni bir ara çevirip paylaşırım.
    Tabi filmin o kısmını bulup tekrar izlemem gerekiyor.

    Sinema bizi eğlendirdiği gibi bu tür yapımlarla gayet güzel bir yöne evrilmemizi de sağlıyor.
    Gabriel Garcia Marquez'in 'Yüzyıllık Yalnızlık' kitabında kasabadaya ilk defa gelen sinemaya halkın bakışı hakkında ilginç bir paragraf vardır.
    Tam olarak hatırlayamasam da 2 cent ya da peni verip sinemaya giden halk, bir önceki filmde ölen birinin bir başka filmde dirilip gelmesini büyük düzenbazlık olarak algılar ve başkalarının gerçek sandıkları dramlarını izlemek için o parayı verdiklerinden sinemayı protesto eder ve sandalyeleri kırarlar.
    Yıllar boyunca sinema sektörü bize o kadar çok hikaye anlattı ki, hangisi uydurma hangisi gerçek umursamaz olduk.
    Şu var ki, insanın kendi gerçeğini yüzüne vuran filmler, hikayeler değişse de hayatımızda olmaya devam edecek.
    Küçük hırsız el feneri, büyük hırsız deniz feneri kullanır.
    Ancak her ikisininde çalışması için ampul gerekir.(Cosinus)

  7. #867
    The Dude - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    14 Ocak 2008
    Şehir
    Khalkedon
    Motosikleti
    sym joymax
    konu içerisinde çoğunlukla seyrettiğimiz filmleri genel olarak belirtip akabinde beğenimizi ya da eleştirimizi sıralıyoruz.
    fazla detaya girmemek gerekiyor, zira seyredecek olanların zevkini öldürmemek hoş bir detaydır.

    marriage story filmini ise daha detaylı irdeleyebiliriz, farklı bir kültürün filmi, anlaşılması beklenmemeli, zaar.
    ağır spoiler oalcak. filmi seyretmek isteyenlerin okumamasını rica ederim, filmi de seyredin, çok iyi bir örnek olmasa da bağzı şeylerin dünyanın her tarafında aynı olduğunu görebilirsiniz


    imdi;
    ilkin filmin öncesinde The Lighthouse filmini salık veririm, zira erkek doğası üzerine bir film, arkasından da marriage story.
    diğerinden kafayı kaldırmak zor olabilir. yine de ben tavsiye ederim.

    son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim, feminist bir film. bunu aşamamış, objektif değil.
    güçlü ve cesur kadının karşısında kadına bağlı bir erkek görüntüsü çizilmiş.

    boşanma süreci genel olarak başlı başına bir pislik döngüsüdür. konuyu acı olarak tecrübe edenler avukatların davranış biçimini anlamakta zorluk çekmeyeceklerdir. hiç beklemediğiniz yerlerden inanılmaz darbeler alırsınız ve iradesi sağlam olan ayakta kalır.

    "Mutlu aileler birbirine benzerler, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır."
    Tolstoy

    charlie, klasik patriyarkal düzen erkeği olarak, iş hayatında başarılı olabilmesi için mutlu bir aile ve arkasında güçlü bir kadına ihtiyacı vardır. filmin başındaki övgülerden anlaşılacağı üzere ideale yakın bir eş, ideal bir baba, işinde ise oldukça başarılı bir kişidir.
    içerisinde bulunduğu meslek ve sosyal çevre ise, toplumca aşırı bulunan bir kitle, yönetmenin daha normal bir aile üzerinden gitmeme sebebini anlayamadım. muhtemelen altyapıları güçlü insanları karşı karşıya getirmek istemiş. normal dediğim ailelerde bu tür kişisel isteklerin ağırlığı fazla hissedilmez.

    nicole ise doğanın ve toplumun kendisine biçtiği anne rolünden rahatsız, kendi varlığının farkına varmak isteyen, eşinin gölgesinde yaşamak istemeyen bir kadın portresi çiziyor. eşi tarafından aldatılmış olmasını bir kaç kez vurguluyor, vurgulamadığı nokta ise eşi ile yatakları ayırarak cinselliği silah olarak kullanmış olmasıdır. kendi vücudu ve kararıdır, aldatılmayı hak eden bir davranış değil, klasik cezalandırma yöntemini es geçmemiş.

    filmin göz önünde olmayan ana konusu ise çocuk, 8 yaşında erkek çocuğu. sağlıklı bir bireyin yetişmesi için gerekli şartlar bellidir. iyi bir aile yapısı, bolca sevgi ve şefkat, kişisel gelişim alanı ilk etapta akla gelenlerdir. çocuk bunların hepsinden mahrum kalacak. darbenin büyüğünü o yiyecek ve ömrü boyunca taşıyacak.

    ailenin çocukları olmasa idi, muhtemelen charlie bu kadar uğraşmayacak ve herkes kendi yoluna gidecekti.

    nicole'un avukat ile ilk tanışma seansı en az avukatın tiradı kadar önemlidir. zira avukat yardıma ihtiyacı olan bir kişiden ziyade leşini kemirmek için yaralının ölmesini beklemek yerine, öldürmeyi tercih ediyor. nicole ise bu konuda edilgen kalıyor, zira aidiyet hissettiği bir ailesi yok. çocuğun da pek umurunda olduğunu sanmıyorum, bu durumu ise charlie ile çocuğun oyuncak alışverişindeki tercihi ile sonrasında evde bir başkası ile oynadığı oyunda görüyoruz.

    filmin, önemli sahnelerinden bir tanesi ise nihayetinde charlie ve nicole'un aynı odada sorunu çözme girişimlerindeki sözleri. nicole'un derdi belli, şahsi başarısı ve kariyerine bakmak istiyor, charlie ise bunları elde etmiş ve eşine karşı savunması ise "bir sürü kadınla yatabilirdim, sen buna engel oldun". bunu yazan senaristin sıfatına sıçayım. ulan it, bir erkeğin savunması bu olabilir mi? charlie dediğin adam bunu söyler mi?

    akabinde de kadının önünde diz çöküp ağlaması, tamam eleman ağlak bir karakter ama o kadar değil.

    erkeği nasıl gömeriz filmidir. charlie, sütten çıkma ak kaşık değil, salako neredeyse sosyal güvenlik görevlisinin önünde kendisini öldürüyordu. bu kadarını hak etmiyor.

    filmin sonunda ise charlie tam anlamı bitmiş ve kendinden vazgeçmiş olarak karşımıza çıkıyor nicole karakterine farkında olmadan öldürücü bir darbe indiriyor.

    adam driver, genel anlamda soğuk bir karakter, özdeşleştirdiğim karakter ise ne star wars ne de bu filmdekidir, paterson filminde, jarmusch etkisi ile gayet iyiydi.

    bu filmi, terörist olarak gördüğü kişiye gelin kıyafeti giydiren insanların coğrafyasında nasıl anlayacaklar?
    burada olsa, sokak ortasında kesersin boğazını ya da bir kaç kez döversin olur biter.
    can't be worried about that shit. life goes on man.

  8. #868
    Vista86 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    22 Kasım 2018
    Şehir
    İstanbul
    Motosikleti
    Tracer 700
    Çevremde boşanma ve sonrasındaki erkek karakterleri gördükten sonra filmde Charlie'ye biçilen rolde yine makul davranılmış, diyorum.

    Güçlenen kadın yapısı karşısında erkeklerin kayıplarının daha da artması artık kaçınılmaz.

    Sadece son sahnedeki durumu çözemedim.

    Saygılar;

  9. #869
    LynXMaSTeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    30 Ağustos 2014
    Şehir
    Balıkesir
    Motosikleti
    Honda CBR 650F
    Marriage Story i baya övenler var, sakin kafayla izlemek lazım.

  10. #870
    The Dude - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    14 Ocak 2008
    Şehir
    Khalkedon
    Motosikleti
    sym joymax
    MONOS



    kolombiyadaki çocuk-genç gerilla/teröristleri anlatan bir film.

    ülkemiz için de yabancı bir konu değil, dünyanın bütün geri kalmış ülkeleri için de yabancı konu değil.







    sıradan bir izleyiciye tavsiye edeceğim film değil. aksiyonu az, imgeleri güzel seçilmiş, anlattığı konu evrensel.
    can't be worried about that shit. life goes on man.

  11. #871
    arndiol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    17 Nisan 2018
    Şehir
    İzmir
    Tamam mıyız

    Genelde türk filmlerini izlemem, vatanseverlik yapmayın peşinen söyleyim, fransız filmlerini de sevmem rus filmlerini de.

    Nadir birkac güzel filmimiz vardır, şans eseri daha dogrusu zoraki olarak bu filmi izlemeye basladım. Basit bir konu, klasik Çağan Irmak'ın insani duygulara saldırısı şeklinde oluşmuş bir film.

    Ancak filmde hatalı anlatılan birşey yok, başrolleri bulusturma acısından rüya unsurunu ilahi şeyleri katmasa daha güzel olurdu ama engelli kardeşlerimizin cektiği dramı iyi işlemiş.


    6.5 / 10





    ---------- Mesajlar birleştirildi - 10:52 ---------- bir önceki mesaj zamanı 10:46 ----------

    MALEFİZ 2


    Her devam filmi gibi ittirme üzerine çekilmiş gibi.

    Açıkçası ilk filmin yarı kalitesinde oldugunu düşünüyorum, cok fazla karakter katmalar, şairene sahne çekme cabaları olmamış.

    Ancelina culi ablamızın nolursa olsun kalbimizde tahtı sabit, orası ayrı.

    4,5 / 10



  12. #872
    Motosiklet Eğitmeni COQ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    27 Ocak 2008
    Şehir
    France
    Motosikleti
    Honda
    Ufff!
    Tamammıyız seyredeli ve içimi şişireli çok uzun zaman olan bir film.
    Nerden hatırlattın yahu?
    Filmi iyi diye hatırlıyorum.
    Ben de geçen gün can sıkıntısına Bir baba Hindu'yu seyrettim.
    Daha doğrusu bir iki hafta önce seyretmeye başlamış ama sıkılıp yarım bırakmıştım.
    Cumartesi günü netflix izlemeye devam etsene ulan şeklinde gözüme gözüme sokunca bitireyim bari deyip bitirdim.
    Başlamamın sebebi Sermiyan Midyat'a olan güvenimdi ama doğrusu biraz fazla sulu bir film olmuş.
    Yine de güldürüyor onu söyleyebilirim.
    Küçük hırsız el feneri, büyük hırsız deniz feneri kullanır.
    Ancak her ikisininde çalışması için ampul gerekir.(Cosinus)

  13. #873
    Vista86 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    22 Kasım 2018
    Şehir
    İstanbul
    Motosikleti
    Tracer 700
    Çağan Irmak'ın filmlerini genelde beğeniyorum. Kendine ait
    bir üslubu var.

    Fakat film grafiği çok inişli çıkışlı. Bir filmde gösterdiği başarıyı
    diğer bir filminde gösteremiyor.

    Yaptığı en bariz hatanın, senaryolarını kendinin yazmaya çalışması
    olduğunu düşünüyorum.

    Yalnız "Unutursam Fısılda" filmi hak ettiği değeri görmedi. Aslında çok iyi bir film idi.

  14. #874
    arndiol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    17 Nisan 2018
    Şehir
    İzmir
    Yukarda da dediğim gibi çağan ırmak insanların duygusal boşlugundan faydalanıyor.

    Issız Adam misali. Sapığın tekini öyle bir aktardı ki insanlara herkesin gözleri doldu, gebersin şerefsiz yani.

    Babam ve Oğlum da darbe dönemini çok iyi kullandı, belli bir nesil hala bunun etkilerini taşıyor.


    Kendisi iyi film yapar, ancak sanatsal değil popüler kültüre hizmet eder (şahsi fikrim)

  15. #875
    Vista86 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    22 Kasım 2018
    Şehir
    İstanbul
    Motosikleti
    Tracer 700
    Alıntı arndiol adlı üyeden alıntı Mesajı göster

    Issız Adam misali. Sapığın tekini öyle bir aktardı ki insanlara herkesin gözleri doldu, gebersin şerefsiz yani.
    Bu tespit yerinde olmuş.

  16. #876
    Motosiklet Eğitmeni COQ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    27 Ocak 2008
    Şehir
    France
    Motosikleti
    Honda
    Banlieusards-Banliyölüler



    Yerli filmlerden konu açılmışken
    Yani benim için yerli bir film bu.
    Fragman değil de şarkı paylaşayım.


    Kery James hiphop söyleyen ve zaman zaman radyoda denk geldiğim bir adam.
    Yani şu arkadaş

    Filmi onun yazdığını öğrenince şaşırdım.
    Bu kadar yüksek bir entellektüel seviye doğrusu beklemezdim.
    Film başka bir hikaye anlatıyor gibi görünse de aslında bir münazara konusunu anlatıyor.
    Beni etkilemesinin sebebi filmdeki karakterlerin en az 4-5 versiyonunu tanıyor olmam.
    Yani gerçekçi.
    Hikaye basit bir hikaye.
    Atrksiyon falan yok.
    Ama başka bişey var.
    Sizi beni etkilediği kadar etkilemeyebilir.
    Burada yabancı olmakla siyah olmak ayrı şeyler.
    Bunun ayırdına varabilmek ise bambaşka.
    Siyahların 4-5 düğününe katılmış tek beyaz olarak onur duyduğum anlar dışında afrika kökenlilerin hayata bakış açısını münazara yöntemiyle anlatarak bize ve buradaki yabancılara bir farklı bakış için pencere açtığını düşünüyorum.
    Seyrederseniz vakit kaybı olacağını düşünmüyorum.

    Dipnot:
    Foto ararken farkettim. Film türkçeye 'Banliyö Çocukları! olarak çevrilmiş.
    Benim 'Banliyölüler' çevirim hakikaten bir film için komik olmuş.
    Ama bu çevrimi de doğru bulmadım.
    Kenar Mahalleliler daha doğru olur gibime geliyor.
    Küçük hırsız el feneri, büyük hırsız deniz feneri kullanır.
    Ancak her ikisininde çalışması için ampul gerekir.(Cosinus)

  17. #877
    The Dude - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    14 Ocak 2008
    Şehir
    Khalkedon
    Motosikleti
    sym joymax
    Kona fer í strío - Woman at War



    izlanda topraklarında endütriye savaş açan Halla isimli stoacı, yeşil anarşist, psikopat kadının hikayesi anlatılıyor.

    avustralya yangınları ile gündeme damgasını vuran iklim değişikliğine dair oldukça naif, alışılmışın dışında etkileşimleri olan, konusu, anlatımı ile güzel bir film.



    kadının zekasına, iradesine hayran kaldım.
    turist meselesi, kovalamaca sahneleri, devletin manipülasyonu, bireylerin propaganda karşısındaki durumları, eğitim ve refah seviyesi ...
    konu oldukça bol.
    soundtrack işini halleden müzik grubunun filmdeki yeri ise apayrı, havalimanı sahnesindeki girişte epey güldüm.

    fazla detay girmek istemedim.

    ---------- Mesajlar birleştirildi - 14:40 ---------- bir önceki mesaj zamanı 12:30 ----------

    zamanının geldiğini düşünerek ingmar bergman dünyasına daldım.
    The Seventh Seal ve Wild Strawberries filmlerini seyrettim.

    arada da ;

    Geukhanjikeob - Extreme Job



    "loser" polis timinin şanssızlıkları ve başarısızlıkları üzerine yapılan orta şekerli bir komedi filmi, klasik kore tepkileri, nidaları ile ortalamanın altında olmasına rağmen fazla beklenti içerisinde olunmaz ise eğlence potansiyeli var.

    gizli görev için bir tavuk restoranı alan tim, tariflerinin beğenilmesi ile ün kazanmaya başlarlar.



    beklediğimden fazla güldüm.
    can't be worried about that shit. life goes on man.

  18. #878
    arndiol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    17 Nisan 2018
    Şehir
    İzmir
    DOCTOR SLEEP

    The Shining filminin devam niteliğinde olan film 2.5 saate yakın bir süreye sahip.

    Jack abimizi başka kişi canlandırmamış olsa ve biraz da ana karakterlerde mutant havası verilmemiş olsa daha iyi bir film olabilirmiş.

    Bu eleştirilere rağmen 2.5 saatlik bir film için hiç sıkılmadım ve gayet güzel izlettirdi. Karakter betimlemeleri ve The Shining e yapılan göndermeler ve mekan / kurgu uygunluğu gayet hoş idi.

    7/10




    ---------- Mesajlar birleştirildi - 16:15 ---------- bir önceki mesaj zamanı 10:53 ----------

    PIXELS


    Muhtemel bir şizofrenin yazdığı senaryo, ama eğlenceli.

    1980, video oyunu yarışmasının kaydını NASA uzaya yolluyor ve adamlar da "bunlar bize savaş actı" diye geri dönüş yapıyor.

    Hoş bir uzaylı / dünyalı savaş filmi.

    6/10


  19. #879
    arndiol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    17 Nisan 2018
    Şehir
    İzmir
    the Silence

    quiet place filminin başka bir versiyonu. Dev ve antik yarasa tipli şeyler ses cıkaran herkesi öldürüyor.

    Dilsiz bir abla, kel bir baba, kanser bir nine ve rol yapma yeteneğini LOTR'dan beri sevmediğim bir anne'yi temel alıyorlar. Şehirden kaçıp sessiz bir yere ulasmaya calısmaları ve klasik olarak "ulan sıgınak da vardır ha bi yerlerde" modunda takılıyorlar.


    Çerezlik olarak izlenebilir, klasik netflix film tipi.

    5/10





    Aha tipsiz de bu


  20. #880
    Motosiklet Eğitmeni COQ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    27 Ocak 2008
    Şehir
    France
    Motosikleti
    Honda
    Acı ve Zafer

    Banderas ve Cruz var diye seyrettiğim ve pişman olmadığım bir otobiyografi filmi.
    Ben orjinal ismi (PAIN AND GLORY) fransızca düşününce filmin adını türkçeye şöhret ağrısı olarak çevirdim.
    Sonra türkçe kaynak ararken Acı ve Zafer adının verildiğini gördüm.
    İyi ki bakmadan yazmamışım.


    Filmin Netflix de yayınlanmamasına şaşırdım.
    Hafif de olsa eşcinsel öğeler barındırıyor çünkü.
    Bildiğiniz gibi netflix içinde erkek erkeğe öpüşme falan yoksa o filmi yayınlamıyor


    Ne'se
    film ispanyol yönetmen Salvador Mallo'nun (Pedro Almodóvar) otobiyografisi. Daha doğrusu ben diyenlerin yalancısıyım.
    Bir yönetmenin hayatı ne kadar ilginç olabilir ki diye düşünerek izliyorsunuz ama sonra ilginç geliyor.
    Hatta dozunda katılmış drama öğeleri hafiften gözlerinizi nemlendiriyor.

    Aslında film benim gözümden kaçmış.
    Oscar adayı diye bahsedilip izlemediğim tek film olduğu için seyrettim.
    Tabi ben Dude gibi yönetmen isimlerini aklımda tutamadığımdan kim bu adam diye araştırdım ve seyrettiğim tek filminin 'İçinde yaşadığım Deri' olduğunu gördüm.
    Diğerlerinden seyrettiğim olduysa da hatırlamıyorum.

    Bugün 2 film birden!

    7. Koğuştaki Mucize


    Efenim bu filmin Kore versiyonunu The Dude tavsiyesiyle izlemiş ve kız babası olarak oldukça etkilenmiştik.
    Doğrusu bu filmi izlemek gibi bir niyetim yoktu fakat yakınlarımdaki bir şehirde oynayınca, sinemacıyı başka türk filmleri de getirmeye cesaretlendirmek için geçen hafta burada ve o şehirde yaşayan Türklere müthiş bir kulis yaptım ve cumartesi akşamı salonu doldurduk.
    Film 4 gün tek seans yayınlandı bu yüzden diğer günler salonun doluluk oranını bilmiyorum.
    Ama sinemacının yüzü gülüyordu.
    Filmde kız çocuğunu oynayan ufaklık ise biblo gibi.
    Maşallah mı desek?


    Neyse;
    film orjinal versiyona benzer bir hikaye anlatıyor ama bizimkiler daha gerçekçi davranmışlar.
    Aras Bulut İynemli benim beğendiğim nadir türk oyunculardan ve filmde de döktürmüş ama tip olarak o karaktere oturmuyor.
    Benim kafamdaki tip Çağlar Çorumlu veya Burak Satıbol olurdu.
    Daha önce Kore versiyonunu izlediğimiz için filme oldukça önyargılı başladım ama sonradan bizimkilerin konuyu fena işlemediklerini fark ettim.
    Orjinalde kız yalnız kalıyordu ve yanlış hatırlamıyorsam cezaevi müdürü kıza bakıyordu.
    Yerli versiyona bir babaanne figürü eklenmiş.
    Olayın hukuksal boyutu da 12 eylül sonrası yaşanan sıkıyönetim zamanı olarak bir dönem filmi şekline sokularak kotarılmış.
    En önemlisi sonu oldukça mantıklı bağlanmış.
    Daha fazla anlatmayayım.
    Seyredilir.
    Küçük hırsız el feneri, büyük hırsız deniz feneri kullanır.
    Ancak her ikisininde çalışması için ampul gerekir.(Cosinus)


    ANES MOTOR
    Leoncino
    Hero Motosiklet

Konu içerisindeki kullanıcılar

Şu an bu konu içerisinde 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 misafir)

Bu Konudaki Etiketler