Başlıktan hemen Faruk Usta'nın ünlü bir aşçı olduğunu düşündünüz değil mi?

Keşke öyle olsaydı

Safranbolu'ya kadar sağ salim gelip de tam park edecekken ayağımın boşluğa gelmesi sonucu motoru devirdim.

Motorda pek problem yok ancak debriyaj kolu yere sert geldiği için hidrolik iç takımı zarar gördü. Neyse ki Safranbolu'da işini iyi yapan bir ustaya rastladık ve hallettik. Ancak işlemler uzun sürdüğü için gezi işi yalan oldu sadece yemek yedik
Şimdi fotoğraflarla anlatıma geçelim. Ha unutmadan Caponord bu gezide
100 KM'de 5 lt yaktı. Benzincinin kızıyla evlen diyenler utansın.
İlk fotoğraf Ankara-İstanbul karayolu (E5) yolu üzerinde yapım çalışmasından faydalanılarak çekildi. Olacaklardan habersiz, mutluyuz
Burada da gözüne ışık giren Prometheus
E5'ten sonra Güvem'e kadar yollar iyiydi ancak Güvem'den Çankırı-Çerkeş'e giden yoldaki TCK'nın yapım çalışması sebebiyle GT250 R ve ER6 zorlandı. Capo ise bildiğiniz gibi, bastıkça gidiyordu
Bozuk yoldan çıkınca ilk molayı verdik. İşte mola yerinden 4 fotoğraf:
Derken Safranbolu'da motoru yatırdığım sahne geliyor. O fotoğraflar bende yok ne yazık ki

XCOP (gt250r) ve R3N (er6n) oradan da birkaç kare çektiler. Eklediklerinde görürüz beraber
Motorda oluşan sorundan ötürü debriyaj ayırmıyordu. Boşta çalıştırıp yokuş aşağı saldıktan sonra vitese takan usta hiç durmadan kendi tamirhanesine kadar gitti. Biz de peşinden tabi. İşte tamirhaneden fotoğraflar:
Ev sahibi süsü verilmiş XCOP Paşa
Mülayim Hacı R3N Paşa
Kapı önündeki sağlam motorlar:
Ameliyat masasındaki yaralı motor
Faruk Abi'nin arkadaşlarından birinin köpeği,
CYGNUS'cu Boncuk
Bu arkadaş ön kısımda ayak koyulan yerde yolculuk yapıyormuş sıkılmadan. Bir ara Faruk Abi'nin oğlu Necati motorla gidecek oldu, Boncuk koşa koşa gitti yerleşti yerine
Artık veda zamanı. Safranbolu'da yolda kalırsanız terminalin yanındaki sanayide Faruk Usta'yı mutlaka bulun.
Dönüşte karanlığa kalmadan gidelim diye hemen ayrıldık Safranbolu'yu gezemeden.
Acıktık ve bir şeyler yiyelim dedik. Cankurtaran Tesisleri'nde sac kavurma faslı; yorgun ama mutlu gözler
Öğlen R3N'in benzinlikte depoyu kapatırken anahtarı eğmesiyle başlayan macera, öğleden sonra benim debriyaj koluyla devam etmişti. Tam "bitti eve gidiyoruz" derken bu sefer de gişelere 10 km kala XCOP'un benzini bitti.
Yorgun, morali bozulmuş, uykulu ve endişeli gözler
Benim de yakıt az olduğu için R3N gişelerden çıkıp en yakın benzinliğe doğru yola çıktı. Yola çıktığında saat şöyleydi:
Gün bitmek bilmiyordu, her dakika yeni bir maceraya gebeydi. Bidonla yakıt alan R3N gelirken yolda filenin altından bidonu düşürmüştü.

Daha sonra gişelere motoru koydu, otostop çekmeye çalışıp insanların kendisini almaması yüzünden bize doğru geldi. Biz de zaten gerek iterek gerekse hafif hafif çalıştırarak 9 km daha gitmiştik.
Gün bitmeden biten Prometheus
Yakıtı doldurduk, motoru çalıştırdık. R3N'i gişelerdeki motoruna bindirdik, daha fazla bela gelmeden dağıldık
O kadar negatif şey olmasına karşın yine de iyi oldu bu gezi. Geziden bir sürü ders çıktı.
- yedek anahtarı yanına al
- yol çalışmasının olduğu ve zeminin bozuk olduğu yerlerde park etmeye çalışma
- benzin göstergesini sık sık kontrol et
- benzin az olduğu halde gaza yüklenme
- Safranbolu'ya gittiğinde Faruk Usta'nın çayını iç
