Sabah 6.45 civarında İstanbul'dan yola çıkıyoruz. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nden otobana giriş yapıyoruz.
Saat 8.05 civarı Tekirdağ çıkışına geliyoruz. Gümüşyaka - Marmara Ereğlisi üzerinden Tekirdağa geliyoruz.
Saatimiz 08.35 Yaklaşık 175 Km. yol yapmışız. Meydandaki sahil Kafelerden birinde güzel bir kahvaltı yapıp haritalarımıza yol planlarımıza bakıyoruz ve Malkara - Keşan istikametine doğru tekrar yola koyuluyoruz. Malkara - Keşan arası yol dümdüz ve çok güzel bir yol. Zaman zaman yol bozuklukları ve yol çalışmaları var ama boş bir yol olduğu için Keşan'a kadar rahatça gidiyoruz. Tekirdağ Limanından Keşan sapağı 86 km. Bu yol yaklaşık 1.30 saat sürüyor. Keşan'a varınca Gelibolu sapağından sapıp Gelibolu'ya doğru yol alıyoruz.. Sapaktan feribot İskelesi 70 km. Bu yolda yaklaşık 1,5 saat sürüyor. Saatimize ve km.ye bakıyoruz. Gelibolu'ya 12 civarında rahatça varırız diye düşünüyoruz ve basıyoruz gaza.. Bu yol üzerinde manzarası harika olan ve
Manzara adında bir yer var. Biz orada duramadık ama gidecek arkadaşlar mutlaka orada durup fotoğraf molası vermeliler. Yolda benzinimizin azaldığını fark edip Gelibolu'ya 10 km kala sağda, içerisinde hayvanat bahçesi de bulunan Petrol Ofisi'nde benzin ve ihtiyaç molası veriyoruz. Motorumuz ve kasklarımız üzerimize yapışan sineklerden görünmez halde hemen yıkatıyoruz tabi.. nasılsa beleş

soğuk limonatalarımızı da içip oradan ayrılıyoruz.
Son dakikada yetişiyoruz Gelibolu - Lapseki feribotuna..
Artık feribota bindik rahat nefes alıp pişkin pozlar veriyoruz.
Lapseki'ye vardığımızda saatimiz 12.30 km.'miz 335. Semt pazarı kurulmuş hemen yolda yemek üzere kiraz ve kayısı alıyoruz. Yola koyuluyoruz. Lapseki'den sonra yol daha da güzelleşiyor. Zaman zaman tek şeride inen yol oldukça keyifli geçiyor. Çanakkale ve İntepe'den müthiş manzaralı yollardan geçiyoruz. Bir süre sonra Bozcaada tabelalarını takip etmeye başlıyoruz. Bir köyün içinden geçtikten sonra Bozcaada - Geyikli Feribot tabelası görüyor ve bu yola sapıyoruz. Dar hafif virajlı ama boş bir yoldan, Pınarbaşı, Mahmudiye, Övecik köylerinin içerisinden geçiyoruz. Yollar güzel ama hız yapmaya elverişli değil. Acelemizde var. Saat 14.00'de feribot var ve bir sonraki feribot 18.00'de. Saatimiz ise 13.45. Ben nerede bu feribot iskelesi? yetişebilecek miyiz acaba? diyorum derken kendimizi bir anda Geyikli'de buluyoruz. Feribot tabelasını görüp ok yönünde ilerliyoruz. Feribota giden yol geniş ve düz. Yetişmek için basıyoruz tabii.. ve Geyikli'ye geldiğimize mutluyuz. Yine son dakika adamıyız tabii 14 civarı Yükyeri İskelesi'nde olup feribota son binen araç olmayı yine başarıyoruz. Oysa daha erken orda olup Ahmet ağabeyle bir çay içeriz diye düşünmüştük ama olmadı. Buraya kadar olan yol ne kadar rahatmış. Hiç yorulmadık. Feribottayız artık..
Karşımızda çorak görüntüsü ile Bozcaada.
Feribottan indik saatimiz 14.35 km.miz 426. Ancak her yere yetişeceğiz diye motorla yola çıkma heyecanımızdan yanımıza her şeyi alıp para almayı akıl edemediğimiz fark ediyoruz. Adada sadece ziraat bankası var. Başka banka kartları ile bankadan para çekme şansınız yok. Ne yapalım kredi kartı ile idare edeceğiz diyoruz. Allahtan yanımızda az da olsa nakit var. Hemen merkezde gördüğümüz ilk ufak pansiyona dalıyoruz odalarına bakıyoruz gayet güzel, fiyatı da çok uygun gece kalacağımız yerden fazla lüks beklentimiz yok. Eşyalarımızı atıyoruz hemen.

Adada öğlen yemeğimizi yiyip elimizdeki Bozcaada haritasına bakıp gezeceğimiz yerlerin nerelerde olduğuna bakıyoruz.
İlk durağımız Ayazma Plajı.. Eee o kadar yol kat ettik artık serinlemek lazım.
Bozcada'da yoğun bir yol çalışması var. Yani aslında yollar motorla gezilecek gibi değil. Adayı da fazla tanımayınca tabelaları izleyip Ayazma Plajına doğru yola koyuluyoruz. Oldukça kötü yollardan geçerek Dik bir yokuştan eşine az rastlanır güzellikteki Ayazma Plajına iniyoruz. Deniz muhteşem görünüyor. Akşamüzeri, kekik tarlaları ve çam ağaçları arasından geçerek adanın batı tarafında bulunan rüzgar değirmenlerine gidiyoruz.
Polente feneri'nin altında günbatımını izleyip ve rüzgar değirmenlerinin huzur veren atmosferinde pozitif enerji ile doluyoruz. Ardından otelimize dönüp üzerimizi değiştirdikten sonra sahilde güzel restoranları dolaşıp akşam yemeğimizi yiyoruz.
Pazar sabahı biraz çevreyi dolaşıyoruz. Sonra meydan kahvelerine gidiyoruz.

Ağaçların altında güzel bir kahvaltı yapıp, haritamıza bakıyoruz. Dün göremediğimiz pek çok yerin ve yolun olduğunu görüyoruz ve atlayıp motorumuza tekrar keşfe çıkıyoruz. Adayı fazla tanımadığımız için dün tabelaları takip edip Ayazma Plajına gitmiştik. Ama bugün diğer sapağa sapıp farklı yollar, farklı yerler görmeyi umut ediyoruz... diğer yollara göre bu yolumuz harika ve süprizlerle, ıssız koylarla dolu
Biraz uzun ama çok güzel yollardan geçerek tekrar ayazma plajına gidiyoruz. Akşamı da ediyoruz tabii. Su buz gibi ama resimden de görüleceği gibi harika.
(Bu resim çok beğenildiği için büyük formatta da koyayım dedim, resme tıklayın büyük boyutta açılsın)
Akşam otelimize dönüp sonra tekrar yola çıkıyoruz. Nereye mi? Polente fenerini görmeye... Dün rüzgar güllerine görmeye giderken çamların arasından Polente feneri yazan bir tabela vardı. Demek ki ayrı bir yer daha var.. neresiymiş burası bakalım..
Anlıyoruz ki Polente Feneri Rüzgar güllerinin sonunda dün gördüğümüz yer burasıda oraya giden farklı bir yol. Olsun bu yolda cross yapmakta güzeldi.

Yine akşam oluyor.

Kedilerle birlikte akşam yemeğimizi yiyoruz.
Sabah oluyor. Adadan kalkan ilk feribotla ayrılıyoruz. Yeni hedefimiz Assos.
Benzinimiz azalmış nerden benzin alabiliriz diye endişeleniyoruz. Yükyeri iskelesinden
Geyikli'ye doğru ilerleyince yolun sonunda bir benzinci var hemen ordan depomuzu
dolduruyoruz. Ezine'ye doğru yola koyuluyoruz.
Köylerden geçiyoruz...
Ayvacık sapağına geliyoruz.
Ayvacıktan sonra Assos yönüne doğru ilerliyoruz. Bu yol oldukça virajlı ancak çok güzel bir yol.
Karşımıza yol boyunca böyle süprizler de çıkmıyor değil. Hepsini fotoğraflamak mümkün değil.
Az kaldı hedefe...
vee Behramkale Köprüsü (yenisi tabi..

). Amcalarla selamlaşıyoruz bi taraftanda fotoğraf çekiyoruz. Behramkale'ye çıkıyoruz. Aşağıya dik ve eski döşeme taşlı bir yoldan iniyoruz. Biraz zorlu bir etap
Ama en zoru da buradan aşağıya inmek. Kayalıklardan aşağıya iner gibi.. koca koca taşlar.. araları oyulmuş burda motorumuzu dengede tutmak zor tabii bir keresinde az kalsın deviriyorduk..
Burayı beğendik ama kalmak için uygun bir yer mi emin olamadık çevresinde bahsedilen yerler nasıl acaba dedik. Ayazma Plajından sonra buranın taşlı sahili bizi kesmedi. Önce Kadırga koyuna gidelim (Daha yakın olduğu için) sonra da Gülpınar'a bakalım dedik. Kadırga koyunda tek bir insan yok. Herkes tadilat çabasında.. Sahil görüntüsü de kötü.. ne işimiz var burda diyerek ayrılıyoruz hemen.. resimde çekmiyoruz tabi. Gülpınar'a doğru yola koyuluyoruz. Yörük köylerinden geçiyoruz yollar çok güzel. Kimseler yok. epey gittikten sonra bir kaç otel tabelası görünce "ahanda tesis!.. buralar güzel olabilir!" diyerek ok yönüne kıvrılıyoruz. Daha evvel telefon edip bize uçuk rakamlar veren otelleri görüp bunu nasıl talep ettiklerine anlam veremeden yolumuza devam ediyoruz. Heralde gitmemiz gereken yere daha ulaşamadık, sahile ulaşıyoruz. Sahilde bir sürü tesis var. Bizi gören mekan sahipleri uzaylı görmüş gibi.. belli ki bizden önce kimse uğramamış buralara.. aman o da ne yol bitti.
Karşıya geçmek için bu yoluda geçmek zorundayız. ne yapalım boşuna mı geldik onca yolu devam edeceğiz. Endurolara taş çıkartırcasına bu zorlu etabı da atlatıyoruz. Yola çıkıyoruz. Hala içimizde o sahilden bu yola hiç çıkmadan geri mi dönseydik, acaba bu yol bir yere çıkarmı? nereye gidiyoruz acaba soruları ile yola devam ediyoruz. derken bir sapak bizi inanılmaz mutlu ediyor. Çünkü kaybolmadık geldiğimiz yola geri dönebileceğiz. Bastığımız gibi Antik limana geri dönüyoruz. İlk gittiğimizde gözümüze kestirdiğimiz Yelken pansiyona kendimizi zor atıyoruz.
Başar(Speedy) ile telefonlaşıyoruz. Çanakkaledeymiş dönşünde bize uğruyor. Akşam saati buluşuyoruz. tanışıp muhabbet ettikten sonra çıkıp dolaşalım diyoruz. Başar babasının bizi akşam yemeğine davet ettiğini söylüyor ve birlikte Başar'ların oteline doğru yola koyuluyoruz. (neden hiç fotoğraf çekmedik diye kendime kızıyorum şimdi)
Başar'ın babası çok neşeli, ileri görüşlü, teknoloji düşkünü ve zeki bir insan. Yemek srasında bol bol teknoloji ve internet konuşuyoruz. Mükemmel yemekler yiyoruz, geç vakite kadar muhabbet ediyoruz. Ancak dönüş yolumuz karanlık fazla da geç olmadan yola çıkalım diyerek oradan ayrılıyoruz. Issız ve karanlık 15 km yoldan Otelimize dönüyoruz.
Ertesi sabah adayı fotoğraflıyoruz tabii..
Saat 14:30 civarı yola çıkıyoruz. Başar'ların otelinin çok yakınından bir servis yolu ile fazla bilinmeyen 3 seritli bir yolla Ayvacık'a çok kolay gidebileceğimizi öğreniyoruz. Başarın babası bize yol tarifi yapıyor ve yola çıkıyoruz. Dev gibi bir yol ve bomboş.. hemen basıyoruz tabii.. aman o da nee yol birden bitiveriyor bir anda kendimizi mıcır tarlasında buluyoruz. Direksiyonu hiç kırmadan frenlere dokunmadan ve paniklemeden adeta mıcırların üzerinden uçarak 30 metre ilerideki dar yolda buluyoruz kendimizi.. belli ki yanlış yoldayız geri dönüyoruz.. yapım aşamasında olan bir yolda çok dikkatli olmak gerekiyormuş demekki.. yol bitimine dair hiçbir uyarıcı levha yoktu allah korudu..Sonra yola geri dönüyoruz Ayvacık'a doğru biraz temkinli yola çıkıyoruz. Önümüzü görüp rahatlayınca basıyoruz artık. 10 dakika sonra Ayvacık'ta buluyoruz kendimizi. Geliş yolunda bu mesafe 1 saat sürmüştü. Ayvacık'tan Ezine giden yolda oldukça rahattı ancak benzinimiz yine azalıyordu Ezine'ye yaklaşırken bir petrol ofisi görüp daldık. "Bayramiç'e nasıl gideriz?" diye sorunca hemen yanlarındaki yoldan devam etmemizi söylediler. Meğer sapağa kadar gelmişiz zaten..
vee sonunda Bandırma'ya geliyoruz.
Bandırma'da yemek yiyip biraz etrafı dolaştıktan sonra feribotumuza gidiyoruz. Feribotta bir sürü motosiklet var. Birileri bir yerlere gitti dönüyor diye düşünüyoruz. Sonra anlıyoruz k Vespa Clup üyeleri Cunda adasındaki festivalden dönüyorlarmış. Yerimizi bulup oturuyoruz ve günün yorgunluğu ile feribotta biraz uyuyoruz. 2 saatlik yolculuğun ardından Yenikapı'ya geliyoruz. Moturumuzun yanına iniyor, yol için hazırlanıyoruz.
Çok sorulduğu için Bozcaada hakkında biraz bilgi vereyim.
Bozcaada'da yol çalışması var. Yollar dar ve mıcır üzerine zift dökülmüş. Araçlar geçtikce yolu bastırıp asfalt yapacak diye düşünülmüş.. Benim motorun altı zift olmuştu. Motorunuzu kaydırma tehlikeniz de var o nedenle oldukça dikkatli ve yavaş kullanın. Ayazma plajına gitmek için direkt yol yerine sahil yolunu kullanın.
Meydanda mutlaka çay içip kahvaltı yapın. Dondurmasının tadına mutlaka bakın. Meydandan sağa dönerseniz motorları bırakıp dar sokak aralarında yürüyün çok güzel cafeler restoranlar barlar var. Kale arkasından denize bile girebilirsiniz. Gece için idealdir bu bölge. Kamp cadırı kurmayıp geceyi burada geçirmek isteyenler hemen girişteki emrah otele baksınlar biz kahvaltı istemedik sadece oda için. 15 ytl ye kalmıştık. Odalar çok güzeldi.. Buzdolabını da kullanabiliyorsunuz..
sola dönerseniz biraz ilerde yol ikiye ayrılır. Ayazma plajı diye ok vardır. Siz diğer yola yapın. Ayazma yolu kötü ve görülcek pek birşey yok. Diğer yol biraz daha uzun ama düzgün ve enfes manzarası var. Ayazma plajında denize girdikten sonra akşamüstüne doğru yola devam edin yol sizi rüzgar güllerine götürecektir. Çok güzel çam ağaçları arasından santralin girişine geliyorsunuz. Girişte kimliklerinizi bırakıp içeriye girebiliyorsunuz. Dev rüzgar güllerinin yanından geçerken eminim kimse motor kullanmak istemeyecektir. Bunların sesini motorların sesi çıkmadan sessizlikte mutlaka dinlemelisiniz. Polente feneri etrafında dolaşın müthiş manzaranız olacak.. kayaların oluşumu harikulade.. Ancak santral girişine gelmeden bir yol daha var.. çam ağaçları arasında motorla girilebilecek patika bir yol var, yol girişinde polente feneri yazan bir tabela var. Buraya da mutlaka sapın.. hatta rüzgargüllerine buradan gidin. Bu yol da sizi aynı noktaya götürüyor ancak bu orman yolunda da sizi bekleyen süprizler var. Biz gittiğimizde kale hep kapalıdı. O nedenle içine girip bakamadık.
Yanınızda mutlaka para bulundurun adada ziraat bankası dışında banka yok. Kredi kartı da her yerde geçmiyor. Deponuzu da bozcaadaya girmeden doldurun adada bir benzin istasyonu var ama benzini nasıldır bilemiyorum oldukça eski.
Büyük yol haritanız mümkünse A3 e print edin
Trakya bölgesi yol haritası
Çok güzel hazırlanmış bir web sitesi Bozcaada Rehberi 2006