Türkiyenin En Büyük Motosiklet Aksesuarları Sitesi
Kapat
Üye Girişi
Motoruma.com
Motomax
Dragon 50

Gezginler Şarköy - Koruköy Hattında

    Leoncino
  1. #1
    admin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    12 Nisan 2003
    Kimi zaman belinizde kötü bir ağrı vardır bıçak saplanmış gibi; ya da omuzlarınızda kasılma… Bazense dizleriniz sızlar; ne de olsa yağmur pantalonunuzu ıslatmış, rüzgar ise teninizi tokatlamaktadır ıslak kumaş üzerinden.

    Hatta kimileyin burnunuzdan sıcak sıcak -ama sümük olmayan- suların aktığını hissedersiniz. Ama çokluk ılık bir rüzgar ile göğüsleşme içinde, burnunuzda doğa ana tarafından dizayn edilmiş benzersiz bir parfüm, kulağınızda motor kükremesi ile, şansınıza inanamadan “gidersiniz” yolculuğunuz boyunca. Bu koşullar mevsime, havaya, ortama, ruhsal durumunuza göre hep değişir. Duyu organlarınız hep farklı şartları algılar motor üzerindeyken. Oysa gözleriniz… Gözlerinizin her zaman algıladığı tek bir nokta vardır. O nokta en kaprisli, en ele geçmez bir sevgili, ya da hızı daima sizinkinden fazla bir rakipmişcesine kaçar durur. Ne kadar usta olsanız da motorunuzdan öndedir daima; çünkü “giden” bir motorcuysanız, kaderiniz, gözlerinizi önünüzde uçsuz bucaksız, -hatta evrenden bile sonsuz- uzanan gri şeride perçinlemek, sadece gök ile toprağın buluştuğu o noktaya -bütün dikkatinizle- bakmak… bakmak… bakmaktır.
    Bu ay size bir yöreden çok, bir yol öyküsü anlatacağız motorcu dostlar. İlk gerçeğimiz motor olsa da ikinci gerçeğimiz olan “yolların” en güzellerinden birini tanıtacağız. Ön tekere -o son noktayı yakalamayı hiç istemeden- yedirdiğimiz birkaç yoldan biri bu yol. Ve her geçişimde Faramarz’ın endişeleneceğine bile aldırmadan motorumu kenara çekip, oradaki dost dinginliği -gerçekten- gözlerim yaşlı seyrettiğim 60 km.lik rüyam: bizim taktığımız ad ile ROUTE 60, Şarköy- Koruköy hattı. Tam peşimizden gelmenizi, durduğumuz yerlerde durmanızı, konakladığımız yerde konaklamanızı istiyoruz. Çünkü bu yol macerasının tadı ancak böyle çıkarılır kanımızca.

    Başlangıç Tekirdağ. İstanbul’dan yola çıkanlar E6’dan şöyle bir “yasal otoyol gazlaması” ile arabaları kıyma edip “şıp” diye Tekirdağ’a varabilirler. Sabah 10 gibi çıktıysanız yola, öğle yemeğinde aile köftecilerinden birindesiniz demektir. Ama haberiniz olsun… burası rakı cenneti Tekirdağ olsa bile bazı lokantalarda soğuk bir bardak bira bulmak zinhar imkansız! Karnınızı doyurduktan sonra Kumbağ tabelasını izliyorsunuz. Karşınıza önce şirin Barbaros köyü çıkıyor. 2km. sonra Kumbağ… Bozulmadan kalmış sayılabilecek bir balıkçı kasabası burası; mendireği, balıkçı tekneleri, sahil boyu uzanan Kıyı caddesi ve cadde üzerine dizili tümü “denize nazır” pansiyon, apartotel ve otelleri… Kumsal 5m. önünüzde. Caddeyi geçin, deniz ve kum sizin. İster yüzün, ister cadde boyundaki lokantalarda kafa çekin yada köfte-ayran menü yeyin. Zevk sizin.

    Sabah kahvaltıyı illa da Milli Park’da yapmanız şart. Kumbağ merkeze 2km. ötede temiz, bakımlı, muhteşem deniz manzaralı, alışılmadık güzellikte, serin bir orman. Kuş cıvıtıları arasında “nevalenizi” dizin tahta masalara, o stress düşmanı çam kokulu serinliği doyasıya yaşayın. Kahvaltı sonrası Chopper ve Race’ciler geri dönüp Tekirdağ merkeze varacak olsalar da, Enduro’cular parktan çıkıp yola devam edecekler ve onları zevkten uçuracak bir yola girecekler; en ufağı yumruk büyüklüğünde olan taşlarla döşeli(!) 15 km.lik yol ile deniz boyuna dizili minik, şirin köyleri geçerek Şarköy’e ulaşacaklar.

    Bizler ise Tekirdağ’dan 30 km. sonra Şarköy levhasından sola dönüyoruz. Bu yoldan önceden geçmedinizse lütfen gezgin motorculuğun zevkini tam yaşadığınızı sanmayın. Eğer siz de benim gibi sadece çiftlik ortamında huzuru yakalayanlardansanız, kelimeler yetersiz tatmanız için sizi bekleyen duyguları tanımlamaya. Yolun motora uygun eğimi ise bambaşka bir öykü. Altınızda 100 ile rahatça girilebilen virajlar, yanınızda doyumsuz güzellikteki yeşil doku. Bu yoldan hemen ayrılmak istemezseniz kır lokantaları hesaplı ve temiz.

    40. km. sonra Şarköy’desiniz. Şarköy’de otel-motel bol ama siz yola devam edip Şarköy’ü geçerek ana yola çıkın ve yaklaşık 10-15 km. ileride sağdaki Petrol Ofisi’nden hemen sonra Koru Mocamp tabelasından yine sağ yaparak, taşlı gösterişsiz patikaya girin… ve doğayı bulun.

    Bir doğa kampı burası, fazla birşey beklemeyin… ama fazlayı beklemesenizde emin olun ki doğayı bol bol bulacaksınız. Önünüzde zemini taşlı olsa da sınırsız ve sakin deniz… kimseler yok 10km. çevrenizde. Ne ucuz müzik, ne çocuk viyağı, ne mangal kokusu. Ama siz meraklıysanız barbekü partilerine, İstanbul’un eski motorcularından Alper ve hoş hanımı size eti de mangalı da bulacak. Bu arada: çevrenin oğlak etini tatmayı unutmayın diyoruz. İsterseniz yemekleri lokantada yeyin. Balıklar nefis. Sohbet, rakı, balık, mangal ile “nerdeyim, öldüm mü?” diye sersemlemiş ruhunuza hakim olun; çünkü o freni tutmaz ruhunuz, akşam bastırıken sağınızda çadır, solunuzda motorunuz, önünüzde denize gömülen güneşi izlerken arkanızda da yükselen mehtabı görünce alıp başını tümden gidebilir ve “geri dönmicem işte” diye tutturabilir. Oysa sizi geride daha çok FO2 gazı ile soğutulmuş ofisler, sempatik patronlar, çıldırmış kurlar, sonsuz “nerdeydin?”ler, bacaklarınızı kebap yapan motor sıcağı ile yüklü yarınlar bekliyor olacak. Sizi buralara getiren makineye sahip olmanın bedeli değil mi yılda 15 gün için yavaştan ölmek? Ne biçim bir “fasit daire” bu? Kim soktu özgür ruhları bu çıkmaza? Ya da nasıl oldu da özgürlüğe gönül verebildik, tutsaklığın en ağdalısına saplanmışken?

    Son bir not Çimpe kalesi üzerine. Bu kez de yazmazsam Alper bana iyice kızacak: Oralara uzanmışken Bolayır’ı 2km. geçince soldaki Çimpe kalesini gezmeyi unutmayın. Bizans öncesi yapılmış kale yer altında. Bizim haberimiz yok ama Amerika’daki lise eğitim programında ders olarak okutuluyormuş. Tüm ticaret filolarının yolunu kesen Çanakkale boğazı ile ortaklaşa çalışan(!) korsanlar haraç almak için yapmışlar. Vermeyeni geçirmiyor, vuruyorlarmış. Uygar dünyada yaşasalardı geçenleri -boğaza bir köprü yapıp, sevgili köprülerini de habire zamlayarak vururlardı herhalde!!!


    Motosiklet Dünyası Dergisi 63. sayı
    Sayfa: 36,37,38
    Tarih: 01/09/2001 Metin: Elvin Azar
    Fotoğraf: Faramarz Azar
    Sponsor: Shell
    Sirinbaba34 bunu beğendi.


    Motosiklet Aksesuarları ve Ekipmanları Online Satış Sitesi
    Premium Motosiklet Servis Randevusu
    Motomax
  2. #2

    Üyelik
    14 Mayıs 2008
    Fotoğrafı göremedik ama anlatımın başı biraz tutuk,gerisi su gibi. Elinize sağlık.

  3. #3
    savaskayan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik
    23 Temmuz 2007
    Şehir
    Çorlu-Tekirdağ
    Motosikleti
    BMW 1150gs Adventure,Yamaha WR 250 R.Lifan 125 sco
    hoca bunun üzerine rekor tanımam
    2005 yılının konusunu,hem de ilk mesajla hortlattın ya.
    www.savaskayan.com
    Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil; asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır;Yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal...


    BLUE MOTOR - Benelli - RKS - KUBA
    Leoncino
    Daelim Motosiklet

Konu içerisindeki kullanıcılar

Şu an bu konu içerisinde 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 misafir)

Bu Konudaki Etiketler