- Katılım
- 25 Nis 2010
- Mesajlar
- 161
- Konu Yazar
- #1
Şu ana kadar hep isteyipte yapamadığım uzun yolu aslen Sinop/Ayancıklı olmamdan dolayı şimdiye kadar motosikletle gitmeye hiç kısmet olmadı.
30/07/2010 Cuma günü başlayacak olan geleneksel Ayancık keten ve ahşap festivali için Cuma sabahı yola çıkmayı planlıyorum ancak Perşembe akşamı gelecek misafir nedeniyle gidişimi erteliyorum. Bu durumda biraz gerildim ancak yapabilecek bişey yok c.tesi günü öğlen misafirlerimi yolcu ettikten sonra hemen hazırlanmaya başladım ve öğleden sonra 3 gibi b.çekmeceden yola cıktım.
Rota olarak otobandan Gerede’den çıkarak Karabük, Kastamonu, Taşköprü, Ayancık, Sinop, Gerze, rotasını yaptım.
Yola çıktığımda otobanda tüm benzinliklerde depomu fulledim bu arada hem depomu eksiltmemiş hem motorumu dinlendirmiş hemde kendimi dinlendirmiş oldum
Kocaeli taraflarında araç sollamak için sol şeride geçtim hızım yaklaşık 120km idi tam sollamak istediğim aracı geçerken asfalt yenilenmesi için taranmış yola girdim şans o an yanımdaydı ki yavaşlayabildim ve kendimi sağ şeride atabildim.
Tüm motorcular için kazınarak tıraşlanmış yol çok tehlikeli böyle yerler için her hangi bir işaret uygulaması ülkemizde yapılmıyor maalesef. Bence bu konu hakkında da yetkililerin dikkatini çekmemiz gerekiyor.
Yola geç çıktığım için hava karardığında hava serin olmaya başladı. Ancak Karabük’e tırmanırken demir çelik fabrikasının bacası gerçekten havayı ısıtıyordu
Karabük’e kadar yol gayet güzeldi ancak Araç- Kastamonu arasında yol yapım çalışması vardı gece olması ve mıcırlı yol deneyimim olmamasından ötürü hızım yaklaşık 30km civarında seyir etmek zorunda kaldım. Kastamonu’da benzin aldığım istasyondaki arkadaşla biraz sohbet ettik kahve içtim. İstasyonda kantar vardı motoru öyle bir yüklemişim ki 220 kg ağırlığı vardı ben dâhilde 300kg geliyordu
Aslında kastomunuda gece otelde kalmayı düşünüyordum kendimi iyi hissettiğim için yola devam etmeye karar verdim. Taşköprüye geldiğimde karnım iyice acıkmıştı ve saat gece 1 olmuştu şansıma çıkışta bir fırın vardı. Ekmek almaya girdiğimde onlarda domates, zeytin kesmişler yiyorlardı sagolsunlar benide sofralarına davet ettiler. Uyumak için bana yerde sundular ama yeterince dinlenmiştim saat gece yarısı 3 olmuştu. Bu saate araçların az geçmesi ve yollara çiğin düşmemiş olması beni o saate hareketlendirdi. Gece 3 te yola hareket ettim.
Taşköprden sonra Hanönü ayancık girişine kadar yol yapım çalışması vardı yüne mıcırlı yol sonunda ayancık sapagına ulaştım.
Bu sapaktan sonra yakşalık 62km lik bir yol kalıyor ancak bu yol çangal ormanların içersinde geçiyor aynı zamanda burada da yol yapım çalışması var oldukça virajlı dar bir yoldan ıssız alanlardan geçiyorsunuz. Bir anda iyiki bu saate buradan geçtiğimi düşündüm çünkü karsıdan gelen arabaları çok iyi görbiliyordum bu yol gündüz daha riskli olurdu gündüzleri tır ve kamyonlarda bu dar virajlı yollardan geçiyor.
Ni hayet tam sabah 5 te ayancıga iniyorum. Nihayet festivalin son gününe yetişiyorum
Erken oldugu için ailemi uyandırmıyorum sahilde gezip kahvaltımı yapıyorum. Sabah 8:30 da otelde odama çekilip 11:00 kadar dinleniyorum buradan ailemle birlikte Gerze’ye gidiyoruz ve Sinop’un içini geziyoruz.
Sinop/Karakum Plajı
Akşam 7 de tekrardan ayancıktayız. Üstümü değişiyorum biraz dinleniyorum 9 gibi dışarıdayım ve festivalde sahne alan Ferhat göçerle o geceyi keyifli geçiriyoruz.
Pazartesi günü köyümüz olan sansar köyüne çıkıyoruz.
Yaklaşık 7 gün köyde geçiriyorum ki şu ana kadar en uzun kaldıgım süre oluyor
genelde geceleri domuz avına çıkıyoruz 
09/08/2010 p.tesi günü dönüş yoluna sabah 9:00da çıkıyorum.
Kafamda Türkeli’den girip İstanbul şileden çıkmak vardı ancak yola çıktığım sırada gelen iş ile ilgili telefonda çok gecikmemen gerekiyordu İstanbul’a.
Türkeli, Çatalzeytin, İnebolu, Cide, Kurucaşile’ye saat 3 gibi varabiliyorum. Çünkü oldukça virajlı ve yol yapımı nedeniyle mıcırlı yolda zaman zaman durup resim çekiyorum. Yalnız İnebolu’dan sonra yolda Amasra’ya kadar benzinlik göremedim.
Cizre
Gecelemeyi Amasra’ya varmadan yaklaşık 8 km önce Yüksel Pansiyon ve Kamping alanında kalmaya karar veriyorum. Aile işletmesi ve güzel bir yer oldukça ilgililer odaları gecelik 40tl çadır alanını 10 tl ye veriyorlar çadırımı kurup gece güzel bir balık yedim ve orada da güzel insanlarla tanıştım.
Sabah 8 gibi tekrar yola çıkıyorum.
Amastra
Bartın’dan Zonguldak’a geçiyorum Zonguldak’ta Mondila servisine uğrayıp tozlu yollardan geçtiğim için hava filtremi değiştirmek istedim ancak gerçekten yüzüme bile bakmadılar sinirlenip sanayide başka bir motorcu buldum oradaki ustada hiç sıcak değildi işim var ilgilenemem dedi bende artık Zonguldagın suyunu içmem dedim ve düştüm yollara Ereğli’deki Mondila servisi oldukça ilgiliydi ve sıcak davrandılar.
Biraz sohbetten sonra şileden çıkamamaya karar verdim çünkü geri kalan yolda Cide gibi olduğu söylendi zaten o rotayı takip etsem 1 gecede şilede kalacaktım işimden ötürü Akçakoca’dan Düzce’ ye geçtim. Düzce’de amcamlarda 3 saat zaman geçirdikten sonra tekrar yolara koyuldum.
Gayet güzel ve keyifli bir yolculuk içersinde körfez civarında kaskımın camına bir şeyler vurmaya başladı. Sonradan fark ettim ki 2 araç önümdeki tomruk boşaltmış tırdaki odunlar yola saçılıyormuş. Tırcıyı dinlenme tesisine girmesi için zorladım. Durduğunda kasasının resmini çekmeye başladım.
Nasıl bir insan anamadım bir de bana aklınca savunma yapmaya kalkıyor. Maalesef cahil ve yetişmemiş insan sayımız o kadar fazla ki abi fabrikaya boşaltmama izin vermediler hiçbir yere boşaltamadım diye kendini savunmaya çalıştı o an koptum zaten ya Allah insana akıl veriyor kardeşim malzemeni boşalttıktan sonra artıkların kalacağını biliyorsun yanına çuval al kasanı temizle öyle çık yola kimsenin canıyla oynamaya hakkın yok diye oldukça fazla çıkıştım ama hep çocukça savunmalar yaptı.
Bu yolculukta yaklaşık 2000km yol yaptım motorumda tık olmadı. Düzgün yollarda 100-120km hızla mıcırlı yollarda 30km ortalamayla gittim. Motorumu otobanda, bölünmüş yolda, mıcırlı yolda ve toprak köy yollarında test etmiş oldum Mondila mct 250 için güzel bir performanstı bence ayrıca Karadeniz’in mıcırlı ve virajlı yollarında 250cc lik motor tehlikeli olabilir kanaatindeyim. O bölgelere geziye çıkacak yüksek cc lik motorlardaki sürücülerin oldukça tecrübeli ve deneyimli olmasını öneririm.
Herkese gönlünce gezler diliyorum. Ayrıca kazasız sürüşler dilerim.
30/07/2010 Cuma günü başlayacak olan geleneksel Ayancık keten ve ahşap festivali için Cuma sabahı yola çıkmayı planlıyorum ancak Perşembe akşamı gelecek misafir nedeniyle gidişimi erteliyorum. Bu durumda biraz gerildim ancak yapabilecek bişey yok c.tesi günü öğlen misafirlerimi yolcu ettikten sonra hemen hazırlanmaya başladım ve öğleden sonra 3 gibi b.çekmeceden yola cıktım.
Rota olarak otobandan Gerede’den çıkarak Karabük, Kastamonu, Taşköprü, Ayancık, Sinop, Gerze, rotasını yaptım.
Yola çıktığımda otobanda tüm benzinliklerde depomu fulledim bu arada hem depomu eksiltmemiş hem motorumu dinlendirmiş hemde kendimi dinlendirmiş oldum
Kocaeli taraflarında araç sollamak için sol şeride geçtim hızım yaklaşık 120km idi tam sollamak istediğim aracı geçerken asfalt yenilenmesi için taranmış yola girdim şans o an yanımdaydı ki yavaşlayabildim ve kendimi sağ şeride atabildim.
Tüm motorcular için kazınarak tıraşlanmış yol çok tehlikeli böyle yerler için her hangi bir işaret uygulaması ülkemizde yapılmıyor maalesef. Bence bu konu hakkında da yetkililerin dikkatini çekmemiz gerekiyor.
Yola geç çıktığım için hava karardığında hava serin olmaya başladı. Ancak Karabük’e tırmanırken demir çelik fabrikasının bacası gerçekten havayı ısıtıyordu
Karabük’e kadar yol gayet güzeldi ancak Araç- Kastamonu arasında yol yapım çalışması vardı gece olması ve mıcırlı yol deneyimim olmamasından ötürü hızım yaklaşık 30km civarında seyir etmek zorunda kaldım. Kastamonu’da benzin aldığım istasyondaki arkadaşla biraz sohbet ettik kahve içtim. İstasyonda kantar vardı motoru öyle bir yüklemişim ki 220 kg ağırlığı vardı ben dâhilde 300kg geliyordu
Aslında kastomunuda gece otelde kalmayı düşünüyordum kendimi iyi hissettiğim için yola devam etmeye karar verdim. Taşköprüye geldiğimde karnım iyice acıkmıştı ve saat gece 1 olmuştu şansıma çıkışta bir fırın vardı. Ekmek almaya girdiğimde onlarda domates, zeytin kesmişler yiyorlardı sagolsunlar benide sofralarına davet ettiler. Uyumak için bana yerde sundular ama yeterince dinlenmiştim saat gece yarısı 3 olmuştu. Bu saate araçların az geçmesi ve yollara çiğin düşmemiş olması beni o saate hareketlendirdi. Gece 3 te yola hareket ettim.
Taşköprden sonra Hanönü ayancık girişine kadar yol yapım çalışması vardı yüne mıcırlı yol sonunda ayancık sapagına ulaştım.
Bu sapaktan sonra yakşalık 62km lik bir yol kalıyor ancak bu yol çangal ormanların içersinde geçiyor aynı zamanda burada da yol yapım çalışması var oldukça virajlı dar bir yoldan ıssız alanlardan geçiyorsunuz. Bir anda iyiki bu saate buradan geçtiğimi düşündüm çünkü karsıdan gelen arabaları çok iyi görbiliyordum bu yol gündüz daha riskli olurdu gündüzleri tır ve kamyonlarda bu dar virajlı yollardan geçiyor.
Ni hayet tam sabah 5 te ayancıga iniyorum. Nihayet festivalin son gününe yetişiyorum
Erken oldugu için ailemi uyandırmıyorum sahilde gezip kahvaltımı yapıyorum. Sabah 8:30 da otelde odama çekilip 11:00 kadar dinleniyorum buradan ailemle birlikte Gerze’ye gidiyoruz ve Sinop’un içini geziyoruz.
Sinop/Karakum Plajı
Akşam 7 de tekrardan ayancıktayız. Üstümü değişiyorum biraz dinleniyorum 9 gibi dışarıdayım ve festivalde sahne alan Ferhat göçerle o geceyi keyifli geçiriyoruz.
Pazartesi günü köyümüz olan sansar köyüne çıkıyoruz.
Yaklaşık 7 gün köyde geçiriyorum ki şu ana kadar en uzun kaldıgım süre oluyor
09/08/2010 p.tesi günü dönüş yoluna sabah 9:00da çıkıyorum.
Kafamda Türkeli’den girip İstanbul şileden çıkmak vardı ancak yola çıktığım sırada gelen iş ile ilgili telefonda çok gecikmemen gerekiyordu İstanbul’a.
Türkeli, Çatalzeytin, İnebolu, Cide, Kurucaşile’ye saat 3 gibi varabiliyorum. Çünkü oldukça virajlı ve yol yapımı nedeniyle mıcırlı yolda zaman zaman durup resim çekiyorum. Yalnız İnebolu’dan sonra yolda Amasra’ya kadar benzinlik göremedim.
Cizre
Gecelemeyi Amasra’ya varmadan yaklaşık 8 km önce Yüksel Pansiyon ve Kamping alanında kalmaya karar veriyorum. Aile işletmesi ve güzel bir yer oldukça ilgililer odaları gecelik 40tl çadır alanını 10 tl ye veriyorlar çadırımı kurup gece güzel bir balık yedim ve orada da güzel insanlarla tanıştım.
Sabah 8 gibi tekrar yola çıkıyorum.
Amastra
Bartın’dan Zonguldak’a geçiyorum Zonguldak’ta Mondila servisine uğrayıp tozlu yollardan geçtiğim için hava filtremi değiştirmek istedim ancak gerçekten yüzüme bile bakmadılar sinirlenip sanayide başka bir motorcu buldum oradaki ustada hiç sıcak değildi işim var ilgilenemem dedi bende artık Zonguldagın suyunu içmem dedim ve düştüm yollara Ereğli’deki Mondila servisi oldukça ilgiliydi ve sıcak davrandılar.
Biraz sohbetten sonra şileden çıkamamaya karar verdim çünkü geri kalan yolda Cide gibi olduğu söylendi zaten o rotayı takip etsem 1 gecede şilede kalacaktım işimden ötürü Akçakoca’dan Düzce’ ye geçtim. Düzce’de amcamlarda 3 saat zaman geçirdikten sonra tekrar yolara koyuldum.
Gayet güzel ve keyifli bir yolculuk içersinde körfez civarında kaskımın camına bir şeyler vurmaya başladı. Sonradan fark ettim ki 2 araç önümdeki tomruk boşaltmış tırdaki odunlar yola saçılıyormuş. Tırcıyı dinlenme tesisine girmesi için zorladım. Durduğunda kasasının resmini çekmeye başladım.
Nasıl bir insan anamadım bir de bana aklınca savunma yapmaya kalkıyor. Maalesef cahil ve yetişmemiş insan sayımız o kadar fazla ki abi fabrikaya boşaltmama izin vermediler hiçbir yere boşaltamadım diye kendini savunmaya çalıştı o an koptum zaten ya Allah insana akıl veriyor kardeşim malzemeni boşalttıktan sonra artıkların kalacağını biliyorsun yanına çuval al kasanı temizle öyle çık yola kimsenin canıyla oynamaya hakkın yok diye oldukça fazla çıkıştım ama hep çocukça savunmalar yaptı.
Bu yolculukta yaklaşık 2000km yol yaptım motorumda tık olmadı. Düzgün yollarda 100-120km hızla mıcırlı yollarda 30km ortalamayla gittim. Motorumu otobanda, bölünmüş yolda, mıcırlı yolda ve toprak köy yollarında test etmiş oldum Mondila mct 250 için güzel bir performanstı bence ayrıca Karadeniz’in mıcırlı ve virajlı yollarında 250cc lik motor tehlikeli olabilir kanaatindeyim. O bölgelere geziye çıkacak yüksek cc lik motorlardaki sürücülerin oldukça tecrübeli ve deneyimli olmasını öneririm.
Herkese gönlünce gezler diliyorum. Ayrıca kazasız sürüşler dilerim.
Son düzenleme: