Antakya gezi notları -1-

Katılım
20 Ağu 2009
Mesajlar
93
Çan,Ezan,Hazan ANTAKYA
Bu başlık TRT'nin Antakya için hazırlamış olduğu belgeselin adıydı.Çan ve Ezan anladığım bir şey.Neden Hazan dediğinide bu gezimden sonra daha iyi anladım.Kısaca Antakya;
Akdeniz iklim bölgesinin doğu ucunda, kıyıdan 22 km kadar içerde olar kentin denizden yüksekliği yaklaşık 80 m'dir. Kuzeyde Amanos Dağları ile güneyde Kel Dağ (Cebel-i Akra) arasında kalan Aşağı Asi Vadisi'nin başlangıcında, Kel Dağı'nın kuzeydoğusunda, 440 m rakımlı Habib-i Neccar Dağı'nın eteklerindedir. Kentin kuzeydoğusuna doğru gelişen ve Hatay çöküntü alanının ortasında yer alan Amik Ovası, zirai potansiyeli çok yüksek kalın bir alüvoyal toprak tabakası ile kaplı olup, aynı zamanda ilin en büyük toprak düzlüğünü oluşturur.Antakya'yı çok değişmiş ve gelişmiş buldum.Mesela işte size süper bir motosiklet mağazası;

001-5.jpg


002-7.jpg


003-6.jpg


004-7.jpg


Ne kadar değişsede konukseverlik değişmemiş.Bizi çok güzel karşılayan Mesut Oruç kardeşimize teşekkür ediyoruz.
Tepelerin zirvelerine tırmanarak kenti çepeçevre saran sur kalıntıları ve kalesiyle kentin adeta simgesi olan ve eteklerinde Antakya'nın kurulu olduğu Habib Neccar Dağı, kenti güneybatı-kuzeydoğu istikametinde sınırlayan bir dizi tepelerin oluşturduğu doğal bir engeldir.
Antik Çağdaki ismi Silpius olan Habib Neccar Dağı'nı da içine alan Keldağ sırası, altyapı serpantin ve gabro gibi yeşil renkli kütlelerin oluşturduğu, üst kısımlarda ise bazalt ve kalkerin hakim olduğu jeolojik bir yapıya sahiptir. Habib Neccar'ın kuzeybatı yamaçları, genç fayların dik basamaklar oluşturduğu parçalanmış, arızalı yüzeyler halindedir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kozmopolit kentlerinden birisidir. Çok uzun bir süre boyunca bir arada yaşamayı öğrenmiş, etnik kökenleri, dinleri farklı birçok topluluğa ev sahipliği yapan bu kent UNESCO barış kenti seçilmiştir. Çokkültürlü yapısını tarih boyunca korumuş olan ilde aynı ulusa mensup birden fazla dini cemaat bulunmaktadır. En büyük nüfusa çoğunluğuna sahip Nusayri Araplar ve Sünni Türklerin yanında, Alevi Türkler ve Kürtler, Süryaniler, Sünni Araplar, Katolikler, Ortodoks Rumlar, Protestan Araplar, Maruni Araplar, Ermeniler, Yahudiler ve diğer küçük topluluklar Hatay'ın çok kültürlü yapısının dinamiklerini oluştururlar. Örneğin Samandağ ilçesi Nusayri Araplardan oluşurken Altınözü ilçesi tamamen Sünni Araplardan oluşmaktadır.

005-5.jpg


006-7.jpg


007-7.jpg


008-6.jpg


009-5.jpg


010-7.jpg



'Hıristiyanlık' isminin ilk kez burada verildiği şehir olan Antakya'da bulunan St.Pierre Kilisesi Hıristiyanlığın en önemli tarihi kiliselerindendir. Kilise aynı zamanda Hristiyanlarca hac yeri olarak kabul edilmekte ve her yıl burada 29 Haziran günü Katolik Kilisesince ayin düzenlenmektedir.
Tarihi ve turistik mekanlar açısından da zengin olan ilde dünyanın ikinci büyük mozaik koleksiyonunu barındıran Hatay Arkeoloji Müzesi bulunmaktadır.
Her yıl 21-23 Temmuz tarihleri arasında kentte Uluslararası Antakya Turizm ve Sanat Festivali yapılmaktadır.

Neden hazan dediklerini de eski Antakya sokaklarını gezince daha iyi anladım.

012-6.jpg


013-6.jpg


014-5.jpg


015-7.jpg


016-7.jpg


018-4.jpg


020-3.jpg


021-5.jpg


022-4.jpg


023-6.jpg


024-5.jpg


İşte hazan bu olsa gerek......

Meşhur yemekler
Antakya'ya gidilince yenmesi gerekenler peynirli künefe başta olmak üzere, biberli ya da katıklı ekmek,oruk (içli köfte ), dürüm kebap (harbiye kebap) ve mutlaka humus, bakla ezmesi, surke (çökelek), çiğ köfte, kaytaz böreği, maklube, kebse, abu ğannuc(babağannuc), lahmacun...Ve eğer imkân bulursanız Hirise(standart arapçadaki transkripsiyonu:herîse)'yi mutlaka tatmalısınız. (Hirise ;Antakya'da yaşayan Alevilerin etnik bir yiyeceğidir.Dini ayinlerinlerinde(bayaramlarda)katılım gösterenlere ücretsiz dağıtılan bol etli ve buğdaydan oluşmuş yiyecektir...
028-4.jpg

Hatay’ın iklimi, hem tatlı patates ve şeker pancarı gibi tropik ürünlerin, hem de hıta denilen salatalık/kabak arası yöreye özgü ürünlerin yetiştirilmesine elverecek kadar sıcaktır. Hatay’ın en iyi bilinen yemekleri şerbetli bir tatlı olan künefe, soğanla salçada kavrulan patlıcan, (Şeyhülmahşi), yoğurtlu patlıcan ezmesi (Babağannuş), humuslu çerkez tavuğu olup Türkiye genelinde olduğu gibi kebap türünden yemekleri de vardır. Hataylılar baharatlı ceviz ezmesi muhammara, baharatlı köfte oruk, kekik ve maydanoz ezmesi Za’atar, güneşte kurutulmuş baharatlı pasdasdasdasdeynir Surke gibi bir sürü baharatlı yemek yaparlar. Son olarak da, nar ekşisi bu bölgede yaygın olarak kullanılan bir salata sosudur.tabi bunların hepsini yerken aşür ve kaytaz böreğini yemeden geçmeyiniz...
İşte aynı sokak içerisinde cami ve katolik kilisesi;

029-6.jpg


030-8.jpg


031-4.jpg


032-7.jpg


033-6.jpg


Habib-i Neccar cami,

034-6.jpg


035-4.jpg


036-6.jpg


037-6.jpg


039-6.jpg


038-6.jpg


Nur yüzlü ak sakallı dede bu olsa gerek,

040-5.jpg


Bu da yoldan geçen bir motorcu.Motorun markası ve modelini bilene gerçekten bir hediye alacağım.

041-3.jpg
 
Katılım
20 Ağu 2009
Mesajlar
93
Antakya cıvıl cıvıl bir kent.Gecenin geç saatlerinde bile hareketliliğinden bir şey kaybetmiyor.Çarşı pazar son derece hareketli ve kalabalık.

042-4.jpg


044-7.jpg


045-4.jpg


Bu da küncülü helva.Sakın yemeyin.Bir başlarsanız asla bitirmeden bırakmıyorsunuz.

043-5.jpg


Orontes olarak da adlandırılan Asi Nehri Lübnan Bekaa Vadisi'nin doğu kısmından doğar ve Antakya'dan geçerek,Samandağ'dan Akdeniz'e dökülür. Asi Nehri'nin toplam uzunluğu 450 km olup, nehrin büyük bölümü Suriye toprakları içinde bulunmaktadır.
Antakya ile Akdeniz'e doğal su yolu bağlanmış olan Asi Nehri'nin ortalama su debisi 30 m³/sn dir.
046-5.jpg


047-4.jpg


Nereye gitsek diye düşünürken aklıma çook eskiden gittiğim çevlik ve titüs tüneli - beşikli mağara geldi.Hem buradaki (Mersin'deki)arkadaşlarıma bir ön bilgi olmasını istedim.

Samandağ ın 5 Km. kuzeyinde denize hakim yamaçlarda M.Ö. 300 yıllarında Seleuykos Nikator tarafından kurulan ve kurucusunun adı ile anılan şehirdir. Şehrin, dağın hemen bitiminde , dağdan gelen derelerin ağzında bir iç limanı vardı. Sellerin bu limanı Doldurması tehlikesi ortaya çıkınca imparator Vespasianus zamanında dağ delinerek bir tünel açılması kararlaştırıldı tünel Titus zamanında tamamlandı ve derenin önü bir duvarla kapatılarak sel suları , yüksekliği 7 mt. genişliği 6 mt olan bu tünel vasıtası ile uzaklara akıtıldı , böylece limanın dolması engellenmiş oldu. 130 mt si tünel , kalanı açık kanal halinde olan tünelin uzunluğu girişten Çevliğe kadar 1380 mt. dir

Tünelin deniz tarafındaki girişine göre sağ tarafta , 100 Mt. kadar uzaklıkta kaya mezarları vardır burada kayalara oyulmuş mağaraların içinde bulunan çok sayıda mezarın en çok ilgi çekeni , çukurun tabanındaki geniş mağaradır. içinde çok sayıda mezar bulunan bu mağara diğerlerinden farklı yapılmış yüksek ve gösterişli bir mezar yüzünden halk arasından ''Beşikli Mağara'' olarak anılmaktadır

Antik şehrin yerleşim yerinin yukarı kısımlarında tapınak kalıntılarına da rastlanır , bunlardan başka , Mağaracık köyü civarında da çok sayıda mağara vardır.

KAYA MEZARLARI

Vespasianus-Titus tünelinin yakınındadır. Roma dönemine ait olan ve kalker oyulmuş 12 kaya oyulmuş 12 kaya mezarı vardır. Bunlardan Beşikli Mağara adıyla anılan mezarın bulunduğu mağara en geniş ve en ünlüsüdür.

------------------------
Titüs Tüneli ve Beşikli Mağara harika yerler! Bu iki tarihi bölge birbirine çok yakın yerler. Hatay Samandağı ilçesinin Çevlik adlı sayfiye yerinde bulunuyorlar.

Titüs Tüneli insan emeği ile yapılmış bir tünel. Şehri ve limanı sel baskınından korumak için dağlar oyulmuş ve böylece tünel oluşmuş. Tünel 950 metre uzunluğunda. Genişliği 6 mt olan bir yoldan yürüyorsunuz. Tüneli yürümek epey zor. Taşlar yüzünden ayağınızı burkabilirsiniz. Bu yüzden spor ayakkabı ile bölgeyi dolaşmak daha rahat. Tünelin yan tarafından kaynak suyu akan bir dere geçiyor. derenin yolu sonradan betonlarla düzgünleştirilmiş.

Antakya'ya geldiğinizde gezi listenize mutlaka eklemeniz gereken bir bölge burası.

052-4.jpg


053-5.jpg


054-4.jpg


056-5.jpg


057-5.jpg


059-4.jpg


060-5.jpg


Dilek ağacı gördük.Birer dilek diledik.Benim ne dilediğimi herkes tahmin ediyordur.

061-3.jpg


062-3.jpg


064-5.jpg


Bu gemi batmış.Çıkarması çok maliyet olduğu için kaderine terk edilmiş.

065-3.jpg


067-4.jpg


İnanılmaz güzel bir yürüyüş yolu.

068-3.jpg


Bu köprünün yapımında hiç harç kullanılmamış.


069-4.jpg


071-4.jpg


Beşikli mağarayı ve kral mezarlarını dünyanın her tarafından insanlar ziyaret ediyor.Hayalimdeki fotoğraf makinesini taşın üstüne bırakan bayanla tartışmaya başladım.O'nu yerden kaldırın dedim.Ben O makinenin hayalini kuruyorum siz yere bırakmışsınız dedim.Bayan tur rehberiymiş.O zaman gel sana neleri çektiğimi göstereyim dedi.Zambiya'daki şelalelerden,Paris'teki eyfel'den,İtalya'daki pizza kulesinden kareler izledik.Ben de elimdeki kibrit kutusu gibi makineyi gizlemeye çalışıyordum.:)
Hey hat, Murat Şahin olacaktı ki,seninle fotoğraf işini konuşacaktı sevgili tur rehberi......

072-4.jpg



073-3.jpg



074-4.jpg



075-3.jpg



078-3.jpg



079-2.jpg



080-2.jpg




081-1.jpg



083-1.jpg



084-2.jpg



088.jpg


Bu mezarları gezerken içiniz bir tuhaf oluyor.
Defne ağacı bu yörede her tarafta var.Meyvesinden yağ çıkarıp satırıyorlar.Kepeğe çok iyi geldiği söyleniyor.Teknolojiyle şampuanını da yapmışlar.Sabunu zaten çok eskiden beri vardı.

089-1.jpg


090-1.jpg
 
Katılım
24 May 2006
Mesajlar
146
sizin fotoğraflarınız şehrimizin değerini bir daha anlamamızı sağladı teşekkür ederiz
 
Katılım
20 Ağu 2009
Mesajlar
93
Çevlik istikametinden Samandağ'a doğru giderken,mağaracık köyünden dağa doğru kıvrılan çok güzel bir yol var.Sırasıyla Kapısuyu,vakıflı,hıdırbey,bataayaz(teknepınarı) güzergahından tekrar Antakya'ya yol çıkıyor...Aklımda kalanlar,Vakıflı köyünün bir ermeni-hırıstiyan köyü olması ve şaraplarının dünyaca ünlü olması.Hatta her meyvenin rakısını(boğma)yapıp satıyorlar.Hıdır bey köyünün mazisi ise çok başka.


Günün birinde Musa Peygamber, Tanrı'ya "evrenin en akıllı adamı kimdir?" diye sorar. Tanrı:"Hıdır Bey'dir" diye yanıtlar. Musa onu nasıl bulacağını sorar. Tanrı:"değneğini yere sapladığında büyür,ağaç olur, torbandaki ölü balıklar canlanır, gökyüzü açıkken birden yağmur yağarsa, bulunduğun yer iki deniz kavuşturuyorsa işte orası Hıdır'ın ülkesidir." der.
Musa, torbasını tuzlu balıkla doldurup değneğini alır, yola düşer. dağ taş dolaşır ama bir türlü aradığı ülkeyi bulamaz. sonunda Samandağ açıklarında bir kayaya varır, yorgunluktan uyuyakalır. uyanınca yere sapladığı değneyin ulu bir ağaç olup kendisine gölge verdiğini görür. torbasındaki balıklar da canlanmış, bir bir denize fırlamaktadır. gökte bulut yoktur, ama sırılsıklam ıslanmıştır. aradığı ülkeyi bulmanın sevinciyle çevresine göz gezdirirken, yanına bir balıkçı yaklaşır. "hoş geldiniz ya Musa"der. Musa:"hoşbulduk, ben Hıdır Bey'i arıyorum onu nasıl bulurum?" diye sorar. adam, işine karışmamak, soru sormamak koşuluyla onu Hıdır Bey'e götürmeye söz verir. Birlikte yola koyulurlar.
biraz gidince adam kıyıdaki kayıkları delmeye başlar. Musa meraklanıp nedenini sorar, ama adam yanıtlamaz. bu kez küçük bir çocuğu öldürür. Musa karşı çıkar ve nedenini öğrenmek ister ama, adam yine yanıtlamaz. Asi Irmağı'nı izleyerek yollarına devam ederler. konakladıkları her yerde bir ziyaret(türbe) yaparak ilerlerken bir köye varırlar. balıkçı, kollarını sıvayıp yıkılmakta olan bir duvarı onarmaya koyulur. Musa gene dayanamaz ve nedenini sorar. balıkçı öfkelenir. "artık benim de sabrım kalmadı, anlaşmayı sen bozdun. kayıkları deldim, düşman gelip almasın diye. çocuğu öldürdüm, büyüyünce çok kötü bir insan olacaktı, bu duvarı da onardım çünkü sahipleri yetim ve yoksul kişiler. duvar altında bir gömü var, büyüdüklerinde bulsunlar diye... bunları anlattım, ama artık beni göremeyeceksin. aradığın adam bendim." der ve yiter.


( Musa ile Hıdır'ın buluştukları yer, günümüzde de bir ziyaret(türbe) yeridir. Samandağ'a ait bir köyde bulunan türbe ve Musa'nın ağaca dönüşen değneğinin bulunduğu yer günümüzde "Hıdır Bey" adıyla anılmaktadır. bu şirin köy her yıl turist akınına uğramaktadır)
091-1.jpg


092-2.jpg



093-2.jpg


094-1.jpg


098-2.jpg


099-2.jpg


107-1.jpg


108-1.jpg


110-1.jpg


Vakıflı ve hıdırbey köyünden çok güzel anılarla ayrıldık.Kamp yerleri buldum.Çok güzel lokantalar,kendin pişir tarzı yerler buldum.Mutlaka tekrar gideceğim.

111-1.jpg


112-1.jpg


Evet Antakya eski Antakya değil.Çok değişmiş ve gelişmiş.Akla ilk gelen Harbiye,st.pieerre kilisesi,dünyanın ikinci mozaik müzesi ve muhteşem yiyeceklerin dışında size başka yüzlerinide göstermek istedim.İnanın daha o kadar çok gezecek yeri var ki,hem çok zamanınız olacak hemde iyi bir rehberiniz.

114-1.jpg


123-1.jpg


Atatürk hasta iken Adana'nın kurtuluşuna gelir.Bu esnada Hatay'dan bir heyette Adana'ya gelmiştir.Hatay o sıralar Fransız işgalindedir.1923 yılında kurulan cumhuriyet Hatay'ı misak-ı milli sınırları dışında bırakmıştır.Yıl 1937'dir.Atatürk Adana'da Kurtuluş törenlerini izlerken Hatay heyetinden Ayşe Fıtnat Hanım Atatürk'ün önüne atlar,Paşam bizide kurtar diye haykırır.Atatürk kalabalığın arasında Ayşe Fıtnat Hanımı yanına çağırır,dinler....Şimdiki siyasilerin yaptığı gibi hakaret etmez.Şu tarihi vecizeyi söyler."40 asırlık türk yurdu düşma elinde esir kalamaz."Çevresindekilerede "Hatay meselesi benim vazgeçilmez davam olmuştur"der.Maalesef yüce atam Hatay'ın anavatana katılışını görememiştir.Ama yürüttüğü diplomasi ve kişisel çabaları ancak o'nun ölümünden sonra Hatay'ın anavatana katılmasını sağlamıştır.

124-1.jpg


Burasıda müzemiz.

125-1.jpg


126-1.jpg


136-1.jpg
 
Katılım
22 Nis 2007
Mesajlar
91
041-3.jpg
[/QUOTE]

işte yurdum insanı.polisden ceza yemeyeyim diye kendi kafasına kask takarken karısının kafasında geleneksel yazma(eşarp).Artık yazma yengemin kafasını kaza esnasında ne kadar korur tartışılır.İngilterede yaşayan hintli müslümanların motosiklet kullanırken kask takmadıkları çünkü kafalarına takıp yasalara rağmen inat edib çıkarmadıkları ve bunu dinsel bir zorunluluk gördükleri SERPUŞ yüzünden her yıl onlarca hintli motosiklet kazasından hayatını kaybetmektedir.Çünkü serpuş takarken kask takmak tamamen imkansız gibidir.Ancak yukarıdaki resimdeki amcamız biraz paraya kıyıp yengemizin kafasına bir kask alabilirdi.ama bize birşey olmaz ,olsada zaten onun alın yazısı buydu burda ölmese o an başka yerde veya başka şekilde ölürdü mantığı bizi ancak ortaçağ mantığına hapsediyor .

---------- Mesaj ekleme zamanı: 00:13 AM ---------- İlk mesajı ekleme zamanı Dün 23:56 PM ----------

sevgili Maestro
bu arada okadar güzel anlatmışsın ki Hatayı ve son bölümdeki Atamızla ilgili anıyı sana çok teşekkür ederim.Hem fotoğraflar hemde anlatım eşsiz.Yüreğine sağlık
 
Katılım
21 Tem 2006
Mesajlar
149
cok guzel resimler usenmeden paylastiginiz icin tesekkur ederim sanirim fotograf makinesi basta olmak uzere alinti yaptiklarinizda dahil hikayeler de cok guzeldi
 
Katılım
27 Mar 2006
Mesajlar
458
Paylaşım için teşekkürler ayrıntılı olmuş güzel olmuş.
 
Katılım
30 Ocak 2009
Mesajlar
345
Sizi yürekten kutluyorum.Diğer adıyla doğunun parisi denilen,medeniyetlerin bir çatı altında yaşadığı,tarihi ve yapıtlarıyla,lezzetiyle tadıyla başka bir diyar olan güzel ilimiz hatayı çok güzel anlatmışsınız.Resimler ise birbirinden güzel.:rendeer:

Öğretici bir gezi olduğu çok net belli,çok keyif aldım. Emeklerinize sağlık.
 
Katılım
26 Haz 2009
Mesajlar
374
ayaklarınıza sağlık vatanımızın bol renkli yaşanası yerlerinden ,ayrıca arkaşımın bu gün nişanı var antakyada ben gidemedim uzak malum artık düğüne inşaalah
 
Katılım
18 Ocak 2012
Mesajlar
1,426
Motosikleti
HONDA HORNET 750, HONDA PCX 125, YAMAHA X MAX 250 Tech Max
mz trophy es 175-2 modeli resimlerdeki modelin :) Hediye neydi :mrgreen:
Hatta ilimizde satılık oldugundan direk dikkatimi çekti ve şu ilanda da satılık https://www.sahibinden.com/ilan/vasita-motosiklet-mz-ozen-motor-m.e.z-trophy-es-175-2-1972-model-siyah-clasic-252159594/detay
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst