motosiklet.net tarihinin en mantıklı gezi planını sunup kuyuya taşı attığı için nunu abimize teşekkürü bir borç bilirimmmm..
mantıklı derken...yer anlamında...ilk defa dağları bayırları aşmayarak...insanların içinde kentin göbeğindede bir organizasyon olabileceğini nihayet görebildik...beyoğlunda büyümüş ve gözünü açmış bir körpe delikanlı olarak beyoğlunun tarihçesini bile sizlere aktarabilirim...
hacılar bensiz gezi veya organizasyon olmaz...olamaz...birde makam şofeeeerim federalleBülent) görüşeyim...pardon lojistik destek müdürüm...veya sponsorumda diyebiliriz...
fedom aşkım aşkım ne diyon taksim muhabbetine....
işte size 92li yıllardan beyoğlu maceralarım...
yıl 93...o dönem çılgınlar gibi leman okuyorum...cem yılmaz korkunç tilbe ve soru adamcıklarını çiziyordu...taksim istiklal caddesi imam adnan sokakta çok ziyaretlerine gittim...bayağı sohbetimiz oldu...ben öğrenciydim kabataş ticaret lisesinde...neyse...çok yetenekli olduğunu falan söyledim...ama çizimlerin çok basit ve yaratıcı değil dedim..elinden bu kadarmı geliyor diye ukalalık yaptım...kolaysa gel kendin çiz dedi bana hafif kızarak...çizerim lan ne var dedim...birkaç çizim yaptım...tabi kafamdaki espriyi ben aylarca düşünmüştüm...hoşuna gitti...sende iş var dedi...ara ara ziyaretine gitmiştim...ilk leman cafede başlamıştı ve türkler ve uzaydan bahsetmişti...gülmekten yerlere yatıyorduk...öğrenci olduğumuz ve zırt pırt yanlarına çıktığımız için alıştılar bize......ofisboy tarzı getir götür işleri yaptık yardım maksatlı...derginin çıkacağı günün son akşamı baskıdan önce ne muhabbetler yapılırdı..o dönem pişmiş kelle dergisinde bayağı esprilerim çizildi..ahmet yılmaz...erdil yaşaroğlu(komikaze)...bahadır baruter...mehmet çağçağ abi...fatih solmaz...ne makara abilerdi ya...tek isteğimiz onların yanında olabilmekti...ama cem yılmaz çok mütevazı bir insandı...sonra yavaş yavaş zirveye çıktı...en son beşiktaş kültür merkezindeki (2000yılında) oyununu beleş izletti...artık pek uğramıyorum yanına...aha ben geldim diye...yüzsüzlük oluyo be abi...yaşandı bitti saygısızca...
(cem yılmaz konulu yazımdan alıntıdır...)
sonra kilise maceralarım...papazdan yediğim fırçayı hiç unutmam...bir gün günah çıkarma bölümüne girmiştimde....
yanmadan önceki elhamra sineması maceralarım.....
tünel maceralarım...
tarlabaşında çingenelerden yediğim dayak...
çiçek pasajı maceraları...
şimdi diyceksinizki mekanda ne macerası olabilir...e ben lise öğrencisiyim ve kafada bir kaç tahta eksik...yıl..92-93-94...mekanlara giriyoz...sivil olarak arkadaşlarla...yiyoz içiyoz...sonra diyoruzki abi biz öğrenciyiz...paramız yok...affet falan...ne dayak yerdik garsonlardan...maksat macera olsun...
yani anlatsam destan olur...
taksim güzeldir...
nunu abi bende varım benide yaz tahtaya...
