Geçen hafta 'Rüzgarın Oğlu' ilan ettiğim Kenan Sofuoğlu'nun yanına İspanya'ya, yarışa gideceğimi söylemiştim ya çok şükür gittim. Hatta bu okuduklarınızı yazarken ben hala Valencia'dayım, Yorgun argın iki günlük bir yarış maratonundan çıkıp, otele gelip sıcağı sıcağına yazmak hatta haykırmak istedim; Kenan İspanya'da, gözlerimizin önünde yine birinci oldu!
Tüm yarış boyunca öylesine heyecanladım, öylesine gururlandım ki sormayın. Size kaç zamandır diyordum bu çocuğu takip edin, bir gün tüm dünya adını duyucak diye. Duyuyorda. Hatta çok üzücü ama Kenan'ı dünya Türkiye'den, yani bizlerden daha iyi tanıyor. Sahip çıkmamız bağrımıza basmamız gerekirken, pek çoğumuzun, Kenan'ın başarılarından haberi bile yok! Kolay değil arkadaşlar, bu çocuk gerçekten dişi ile tırnağı ile yavaş yavaş dünyanın kalbini feth ediyor. İnanın abartmıyorum.
Her hafta 6 bin lastik
Şimdi hikayemi baştan alayım. Pirelli hepmizin bildiği üzere lastik konusunda pek çok başarıya imza atmış bir dünya markası. Aynı zamanda kendisi Kenan'ın yarıştığı Dünya SupertSport yarışının da lastik sponsoru. Sadece Supersport da değil. Aynı gün içinde koşulan SuperStock 600, SuperStock 1000 ve SuperBike yarışlarının da lastik sponsoru. Bu dört kategori için her yarış haftası 6 bin lastik getiriyor. Türkiye'deki lastik pazarının önemli bir kısmını elinde bulunduran Pirelli Türkiye'den beni aradıklarında, konunun Kenan olduğunu, Pirelli Türkiye ve Lapaş olarak beni yarışa götürmek istediklerini duyunca gözlerim kocaman, yüreğim pır pır oldu.
Hemen 'evet' dedim 'Geliyorum.'
Sıralama turlarının olduğu gün vardığımız Valencia'da yarışı düşündüğümden hava çok da iç açıcı değildi. Yağmur yağıyordu. Uçak saatlerinden dolayı sıralama turlarını izleyememiş olmak canımızı sıksa da piste vardığımızda duyduğumuz sonuçla Pirelli Türkiye'den Melda, Lapaş'tan Eray bey, fotoğraçımız Deniz, ben, hepimiz havalara uçtuk. Çünkü Kenan sıralama turlarını birinci sırada tamamlanmıştı. Yani yarışta ilk sıradan start alacaktı.
Kenan çok yalnızdı.
Aynı gün sıralama turlarından çıkan Kenan'ın yanına gittiğimizde, gözlerindeki ışıltıdan anladım ki bizi orada, yanında görmekten çok mutlu olmuştu. Oturup uzun uzun konuşma fırsatımız olduğunda da gördüm ki Kenan oralarda çok yalnız kalmıştı. Demogoji yapmayı hiç sevmem bilirsiniz, tamamen gerçek olduğu için yazıyorum. Cebinde doğru düzgün parası bile olmadan, çok sınırlı imkanlarla hatta imkansızlıklarla, babasının ve rahmetli ağabeyi Bahattin'in çabaları ile çıktığı bu yolda en büyük yardımcısı yeteneği olmuş Kenan'ın. Motosiklet bakım ve tamiri yapan, cebinde milyon dolarları olmasa da kocaman yüreği olan bir adamın oğlu Kenan. 16 yaşında Almanya Yamaha Cup ile başlayan ve şu anda Dünya'nın en iyi takımlarından birinde devam eden bu uzun yolda başından geçenleri ne yazık ki hiç birimiz bilmiyoruz. Neyse en azından artık ben biliyorum. Ve diyorum ki; ne olur en azından şu andan itibaren bu çocuğa sahip çıkalım.
Türkiye'yi çok seviyorum
Asla sitem etmedi konuşmamız boyunca, ki bence sitem etmeye çok hakkı var. Her cümlesinde ülkesini çok sevdiğini, kaskında kendi dizaynı ay yıldızı taşımaktan gurur duyduğunu söyledi ama hislerindeki kırgınlık benim gözümden kaçmadı. 'Başka ülkelerden beni tanıyan, destekleyen çok insan var ama Türkiye'de sanırım pek kimse bilmiyor burada neler yaptığımı değil mi?" dediğinde ne cevap vereceğimi bilemedim. Sadece 'En azından benim okuyucularımın seni tanıdığından ve takip ettiğinden, Eurosport'tan yarışlarını izlediklerinden eminim' diyebildim. Gerçekten çok utandım. (Gerçi uzun zamandır sıkı bir Kenan hayranı ve takipçisi olduğum için kendimi ayrı tutmalıyım, elimizden geldiğince Hürriyet Otoyaşam olarak onu desteklediğimizi biliyorsunuz.) Türkiye olarak sahip çıktığımız, bunca zamandır yanında olamadığımız için utandım.
Otoyaşam'da kendini gördü
Kenan piste bir araya geldiğimiz andan itibaren bizimle yakından ilgilendi. Yarış öncesi basınla sadece sınırlı dakikalarda görüşen Kenan, bizleri görünce öyle mutlu oldu ki takım direktörleri aramızdaki bu sıcaklığı bozmayıp bize ciddi bir kıyak geçti. Böylelikle her an Kenan yanımızdaydı ya da biz Kenan'ın yanındaydık. Bir ara Kenan'a geçen haftaki Otoyaşam'ı gösterdim. 'Rüzgarın Oğlu' başlığı ile kendini görünce gözleri ışıldadı. 'Haberlerini alıyorum. Annem, benim hakkımda yazdığın her yazıyı saklıyor, telefonda da; Rüzgarın Kızı yine senin için şöyle yazmış, böyle demiş diye anlatıyor.' dedi.
3 hilali bayrakla ilgim yok sadece Türk bayrağı sallarım.
Kaskımdaki Fatik Sultan Süleyman armasını ve geçtiğimiz yarışta piste üç hilalli yeşil bayrak çıkaran seyircileri sordum. Hani soracağım demiştim ya. Kenan açık yüreklilikle, piste çıkarılan 3 hilalli bayrak ile bir ilgisi olmadığını, kaskındaki kırmızı ay yıldızdan da bunu anlaşılacağını, kimlerin neden öyle bir bayrak çıkardığı konusunda da bilgisi olmadığını söyledi. 'Zaten tasvip ettiğim birşey olsa seyircinin elinden alıp zafer turumu onunla atardım. Benim elimde kırmızı beyaz Türk bayrağı vardı' dedi. Bu arada bana, kendi kasklarından birini ilerleyen yarışlardan birinde hediye edeceğine söz verdi. Bekleyeceğiz artık.
Ayşe Şule BİLGİÇ
ruzgarinkizi@hurriyet.com.tr
Rüzgarın Kızı - Ayşe Şule Bilgiç'in Yazıları Her Çarşamba Hürriyet Gazetesi Otoyaşam Ekinde Yayınlanır.