Aklımdaki şeyleri nereye yazsam diye düşünüyordum.
Sinan ile ilgili o kadar çok topic açıldı ki şaşırdım ben de...
Burası galiba tam yeri.
Sanıyorum kafamdan geçenleri aktarabilirsem, AŞB'nin neden yazmadığı konusunda bir fikir oluşur kafanızda.
Tabii bu benim fikrim..
Kimseyi bağlamaz.
AŞB'nin yazısına sitem etmekte haklısınız.
Doğrusu okuyunca ben de hayal kırıklığına uğradım.
Şimdi iyi bildiğim bir - iki şey var.
Bunlardan bir tanesi şu.
Sinan zaman zaman 2Teker dergisi için test sürüşleri de yapıyordu.
Hatta pistte bir Motosiklet ve Porche otomobili yarıştırmışlardı ve motosikleti Sinan kullanmıştı.
Bu nedenle aralarında bizim tahmin ettiğimizden daha fazla bir samimiyet olabilir.
Yani AŞB gerçekten üzgündür.
Bir diğer konu da şu.
Sinan'ın ölümü bazı kişiler tarafından federasyon başkanının ayağını kaydırmak ve yerine geçmek için kullanılmaya başlandı.
Yani birileri pimi çekilmiş bombayı aramıza bıraktı ve karşıdan kıs kıs gülerek seyrediyor.
Bu yazdıklarım başkanın gitmesini istiyorum ya da istemiyorum şeklinde anlaşılmasın.
Net fikrim federasyonda çay dağıtan elemana kadar herkesin elini motosikletten çekmesidir.
Fakat olay, birinin fırsat bu fırsat diye ayağını kaydırıp, daha beter oluşumlara neden olabilecek bir tarafa doğru gitmeye başladı.
Ben motosiklet camiasına gönül verenlerin bu şekilde kullanılmalarına karşıyım..
Bu işte sadece federasyon da suçlu değil.
Ben geçen senede yazmıştım.
O pistte pilotlarını yarıştıran klüpler de en az federasyon kadar suçludur.
Şimdi gelelim bir de işin kamuoyu yönüne.
Yani bizlere....
Kimi isyan edelim diyor, kimi yürüyüş düzenleyelim diyor,kimi Ankara'ya başbakanlığa çıkalım diyor.
Diyor da diyor.....
Bunlar tabii son derece iyi niyetli güzel düşünceler.
Her ne kadar iş eyleme dönüşürse arkada kimse kalmayacak olsa da....
Ama benim takıldığım nokta şu....
Pistin yerinin nerede olduğunu bile bilmeyen insanlar konuya müdahil oldu.
Sen bir tek yarışa gitmemişsin.
Sinan'ı motosiklet kullanırken bir kez dahi görmemişsin.
Hatta istediği kadar Türkiye şampiyonu olmuş bir insan olsun, Kenan'ın abisi olmasaydı iki günde geçiştirilecek bir konuydu Sinan'ın ölümü...
Sonra kalkıp hesap soruyorsun.
Zamanında yarışlara ilgi gösterilseydi, pistin o hali daha önce gözümüze takılacak, bu gün gösterilen çabalar daha önce gösterilmeye başlanacak ve belki de Sinan ölmeyecekti.
Tabii sözüm pist yakınlarında yaşayan veya gitme imkanına sahip dostlar içindir.
Hani derler ya isyanım kimseye değil,kendime.
Onun gibi bişey bu...
Boy geçen yıl ilgisizliğe isyan edip uzun süre foruma uğramadı.
Binlerce üyesi olan forumda yarışan 3-4 arkadaşımız var.
Kaç kişi gidip destekledi?
Yine Boy geçen yıl pistin içler acısı halini gösteren fotoğraflar yayınladı.
Ne yaptık?
Hiç....
Şimdi kalkmış sanki biz elimizden gelen herşeyi yapmışız da yetkililer kılını kıpırdatmamış gibi suçlayıp linç edecek adam arıyoruz.
Yani uzun uzun yazdım ama kısaca demek istediğim şudur.
Bu işte bizler de en az ilgililer kadar suçluyuz.
Keşke imkan olsa da yüzyüze konuşabilsek tüm bu ayrıntıları.
Yazıya dökerken olmuyor.
İçimden geçenleri tam anlatamıyorum.
Sanırım geçen yıl başımdan geçen bir olayı anlatırsam nereye nasıl bakmanız gerektiğini daha iyi göstereceğim.
Benim hayatımı tehlikeye atabileceğini düşündüğü küçücük bir problem eşime yarışı zehir etmiş...
Yani o pistte yarışan için gerçekten, canı gönülden endişelenmiyorsanız, bu günlerdeki öfke balonu da çok çabuk sönüp gider.
Gene coştum çok yazdım.
Umarım anlatabilmişimdir derdimi....
